Ailelerin kaygısı çocuğa yansımamalı




Tarih: 11 Haziran 2026 Perşembe 17:29


Sınav maratonuna sayılı günler kala ailelere seslenen Sosyolog Aile Danışmanı Yeliz Özalp, iyi niyetle kurulan bazı cümlelerin bile çocuklarda performans baskısı oluşturabileceğini belirterek; “Sonuç ne olursa olsun yanında olduğunuzu hissettirin.” dedi.

 

RÖPORTAJ: RAZİYE ERDEN YILDIRIM

 

Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavı 13 Haziran’da, Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) ise 20-21 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek. Sınav tarihleri yaklaşırken hem öğrencilerde hem de ailelerde heyecan ve kaygı giderek artıyor. Sosyolog Aile Danışmanı Yeliz Özalp, özellikle sınav öncesindeki son günlerde ailelerin çocuklarıyla kurduğu iletişimin büyük önem taşıdığını belirterek; kaygıyı artıran davranışlardan kaçınılması gerektiğini anlattı. Özalp, sınav öncesi ve sonrasında ailelerin nasıl bir tutum sergilemesi gerektiğine ilişkin gazetemizin sorularını yanıtladı.

 

Sınava sayılı günler kaldı. Şu an binlerce evde adeta "büyük sessizlik" ya da "aşırı gerginlik" havası hâkim. Ailelerin bu son düzlükteki aşırı kaygılı veya çocuğu sürekli kollayan, üzerine titreyen tutumu çocukta nasıl bir toplumsal baskı hissi uyandırıyor?

Sınava çok az bir süre kaldı. Bu süreçte ailelerin çocuklarla olan iletişimi çok önemli. Bu süreçte ailelerin sakin kalması gerekiyor; kaygılı tutumu ve heyecanını çocuğa yansıtmamaları çok önemli. Aksi takdirde çocukta başarısızlık duygusu, performans kaygısı, özgüven kaybı yaşanabilir. Koşulsuz destek vermeleri gerekiyor. Sonuç ne olursa olsun çocuklarına "senin yanındayız ve sen elinden geleni yaptın" mesajını versinler. Sınav öncesi olumlu ya da olumsuz hiçbir şekilde cümle kurmasınlar, sakin davransınlar, kendi heyecan ve kaygılarını çocuğa asla belli etmemeye çalışsınlar. Bu süreçte çocuğa güzel mesajlar vererek motive etmeye odaklansınlar.

 

Ailelerin bu son günlerde evdeki konuşma dilini, jest ve mimiklerini nasıl ayarlaması gerekir ki; ev bir "sınav kampı" yerine güvenli bir "sığınak" hissi versin?

Sınav öncesinde ailelerin sonuç odaklı değil, süreç odaklı konuşmaları daha yararlıdır. "Elinden geleni yaptığını biliyoruz" gibi, "Sonuç ne olursa olsun seni seviyoruz, bu sınav senin değerini belirlemez", "Sınavda heyecanlanman, kaygılanman çok normal; çünkü senin gibi birçok öğrenci de bu sınava giriyor, bu belirtiler senin normal duyguların" gibi cümleler kullanacaklar. Bu tür ifadeler, çocuğun kendini güvende hissetmesini sağlar ve evi bir sınav kampı değil de sığınak haline getirir. Şunu da unutmamak gerekiyor; LGS gibi sınavlarda çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey yüksek beklenti değil de koşulsuz destek, anlayış ve sakin bir aile ortamıdır. Bu da biz ebeveynlere düşmektedir.

 

İyi niyetli yapılan "aşırı motivasyon" konuşmaları, sosyolojik ve psikolojik açıdan çocukta ters bir beklenti ve yük oluşturur mu?

İyi niyetle söylenen bazı cümleler çocuk üzerinde beklenmedik bir baskı oluşturabilir. "Sen bizim gururumuzsun", "O okulu kesin kazanacaksın", "Sana güveniyoruz" gibi cümleler çocuk tarafından "Başaramazsam ailemi hayal kırıklığına uğratırım" ya da "Benden çok şey bekleniliyor, hata yapma hakkım yok" gibi düşünceler algılayabilir. Çocukta sınav kaygısını artırabilir, dikkatini dağıtabilir. Bu, performansını olumsuz yönde etkileyecektir. Tabi ki çocuklarda olumsuz etki yaratabilir bu cümleler, çocukları içselleştirir. Özellikle sınav dönemlerinde ailelerinin desteklerini çok beklerler. "Kesin kazanacaksın" gibi ifadeler motivasyon vermek amacıyla söylense de çocukta "Başarısız olursam ailemi hayal kırıklığına uğratırım" düşüncesine yol açabilir. Bu yüzden ailelerin bunun bilincinde olması gerekir. Bu durum kaygıyı artırır, hata yapma korkusunu besler. Bu süreçte yine görev ailelere düşüyor; çocuklarını ne olursa olsun bu cümlelerden uzak tutsunlar. Onların her koşulda yanında olduklarını söylemeleri, elinden geleni yaptığını hissettirmeleri her şeyden önemli.

 

13-14 yaşındaki bir çocuk için önündeki o birkaç saatlik sınav, şu an sanki hayatının sonu ya da başlangıcıymış gibi görünüyor. Onlara bu sınavın bir "hayat-memat meselesi" değil, sadece hayat yolculuğundaki küçük bir "durak" olduğunu bu son günlerde nasıl anlatabiliriz?

Evet, bu sınav 13-14 yaşındaki bir çocuk için önemli ve hayatında büyük bir dönüm noktası gibi görebilir. Bu nedenle sınavı gözünde büyütmesi ve sonucu hayatının tamamı gibi algılaması çok normaldir. Bu son günlerde ona uzun nasihatler vermekten çok, gerçekçi ve sakin mesajlar vermek gerekiyor. "Bu sınav önemli ama hayatının tamamını belirlemez" ya da "İnsanlar tek bir sınav sonucuyla tanımlanamazlar, hayatta her zaman farklı yollar ve yeni fırsatlar vardır" gibi ifadeler çocuğun üzerindeki baskıyı azaltabilir. Ailelerin ve öğretmenlerin kendi yaşamlarından örnekler vermesi, başarıya giden tek bir yol olmadığını göstermesi de etkili olabilir. Çocuğun duymaya en çok ihtiyaç duyduğu şey; sınav sonucu ne olursa olsun değerli, sevilen ve kabul edilen biri olduğunu anlamasıdır. Bizim tek yapmamız gereken çocuğa bu mesajı vermemiz.

 

Sınav yaklaştıkça öğrencilerde "Hiçbir şey hatırlamıyorum, her şeyi unuttum" hissi çok yaygınlaşır. Öğrencilere, bu hissin normal olduğunu anlatmakta öğretmenlere ve ailelere nasıl bir rol düşüyor?

 

Evet, sınav yaklaştıkça öğrencilerde "Hiçbir şey hatırlamıyorum, her şeyi unuttum" hissi oldukça normaldir. Bu durum çoğu zaman bilgilerin aslında gerçekten kaybolduğunu değil, kaygının geçici olarak hatırlama sürecini zorlaştırdığını gösterir. Öğretmenlerin ve ailelerin burada en önemli görevi çocuğun bu duygusunu küçümsemeden normalleştirmektir. "Sen zaten aylarca emek verdin, bilgiler yerinde duruyor, sınav anında hatırlayacaksın" mesajı güven verecektir. Son günlerde yeni bilgi yüklemek yerine sakinlik, düzen ve duygusal destek çok önemlidir.

 

Önümüzdeki hafta sonu okul kapılarının önünde yine o tanıdık manzaraları göreceğiz: Dua eden aileler, heyecanlı kalabalıklar... Bir sosyolog olarak okul kapısındaki o toplumsal manzarayı nasıl okuyorsunuz? Orada biriken aslında nedir?

Okul kapılarında gördüğümüz manzara aslında sadece bir sınav heyecanı değil; orada ailelerin umutları, emekleri, çocukların beklentileri, kaygıları görünüyor. Çocukların geleceğine dair hayalleri birikiyor aslında okul kapılarının önünde. Bir yandan çocuğunu desteklemek isteyen ebeveynler, diğer yandan toplumsal olarak eğitime yüklenen bir anlam var. O kalabalıklar bir bakıma toplumun gelecek arayışının yansımasıdır aslında.

 

Sınav bittiği andan itibaren (puanlar ne olursa olsun) ailelerin çocuklarını kapıda karşılarken sergilemesi gereken "ilk saniyedeki" en önemli davranış ve duruş ne olmalıdır?

Sınav bittiği anda ise hem çocukların hem ailelerin derin bir nefes alması gerekiyor. Biter bitmez çocuğa "Nasıl geçti?", "Kaç puan alırsın?" gibi sorular sormamak lazım. İlk yapılması gereken şey soru sayısı tartışmalarına girmek değil, verilen emeği takdir etmektir. Çünkü o günün sonunda kazanılması gereken en önemli şey yalnızca bir puan değil; çocuğun özgüvenini, psikolojik sağlamlığını ve geleceğe olan umudunu koruyabilmesidir.

 

Büyük maratona girecek olan öğrencilere ve onlarla birlikte bu stresi göğüsleyen ailelerine, yüreklerini rahatlatacak son hafta mesajınız ne olurdu?

Son olarak ailelerimize, değerli öğrencilerimize bu son hafta sakin kalmalarını, ne olursa olsun ellerinden geleni yaptıklarını bilsinler. Bu zorlu süreçte bütün öğrencilerimize başarılar diliyorum



Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA