“Anız yakmak geleceği yok ediyor”




Tarih: 11 Haziran 2026 Perşembe 19:01


Türkiye genelinde başlayan hasat dönemiyle birlikte anız kâbusu yeniden başladı. Toprağın canlı yapısını bozan, su ihtiyacını artıran ve çevre felaketlerine kapı aralayan anız yangınlarına karşı Ziraat Mühendisi Mehmet Ünver, kısa vadeli kolaylık gibi görünen bu uygulamanın aslında toprağın biyolojik yapısını katlettiğini belirterek; alternatif yöntemleri ve cezai yaptırımları anlattı.

 

 

ABDULLAH ÖZTÜRKMEN

 

Türkiye'nin önemli tarım bölgelerinde mayıs ve haziran aylarıyla birlikte başlayan hasat dönemi, beraberinde çevresel ve tarımsal açıdan önemli sorunları da gündeme getiriyor. Özellikle buğday, arpa, çavdar ve mısır gibi tarla bitkilerinin hasadından sonra geriye kalan bitki artıklarının yakılması anlamına gelen anız yangınları, her yıl binlerce dönüm tarım arazisinde ciddi zararlara neden oluyor. Konuya ilişkin gazetemize değerlendirmelerde bulunan Ziraat Mühendisi Mehmet Ünver, anız yakmanın kısa vadede üreticiye kolaylık sağlıyor gibi görünse de uzun vadede toprağın yapısını bozduğunu, verimliliği azalttığını ve ekolojik dengeyi tehdit ettiğini söyledi. Ünver, “Bugün özellikle mayıs ve haziran aylarında başlayan buğday, arpa, mısır ve çavdar hasatlarının ardından tarlalarda kalan bitki kalıntıları anız olarak adlandırılıyor. Ne yazık ki bazı bölgelerde bu kalıntılar yakılarak temizlenmeye çalışılıyor. Ancak anız yakmak sadece görünen bitki artıklarını ortadan kaldırmıyor, aynı zamanda toprağın geleceğini de yok ediyor.” dedi.

 

TOPRAĞIN CANLI YAPISI ZARAR GÖRÜYOR

Toprağın yalnızca üretim yapılan bir alan olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Ünver, toprağın içerisinde milyonlarca canlı organizmanın bulunduğunu ve bunların tarımsal üretim için hayati önem taşıdığını ifade etti. Anız yangınlarının toprağın üst tabakasında yaşayan faydalı bakterileri, mantarları, böcekleri ve diğer canlıları yok ettiğini belirten Ünver; “Toprak yaşayan bir organizmadır. İçerisinde gözle göremediğimiz ancak üretim açısından son derece önemli canlılar bulunur. Anız yangınları bu canlıların büyük bölümünü yok ederek toprağın biyolojik dengesini bozar. Bunun sonucunda toprak verimsizleşir, organik madde miktarı azalır ve üretim maliyetleri artar” diye konuştu. Toprağın doğal yapısının bozulmasının uzun vadede gübre ve su ihtiyacını da artırdığına dikkat çeken Ünver, bilinçsiz uygulamaların tarımsal üretimde sürdürülebilirliği tehdit ettiğini vurguladı.

 

“ANIZ YANGINI DOĞANIN YANGINIDIR”

Anız yangınlarının yalnızca tarım arazileriyle sınırlı kalmadığını belirten Ünver, yangınların zaman zaman çevredeki ormanlık alanlara, makilik bölgelere ve doğal yaşam alanlarına da sıçrayabildiğine vurgu yaptı. Bu nedenle farkındalık çalışmalarında çeşitli sloganlarla üreticilere ulaşmaya çalıştıklarını ifade eden Ünver, “Anız yakma geleceğini karartma, toprağı yakma ekmeğine leke sürme, anız yakma topraktaki canlılara kıyma, anız yangını doğanın yangınıdır ve toprak can verir ateş can alır gibi mesajlarla üreticilerimizi bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Çünkü bu sadece bir tarım meselesi değil, aynı zamanda çevre ve gelecek meselesidir” diye ifade etti.

 

ÇİFTÇİLERE ALTERNATİF YÖNTEMLER ANLATILACAK

Anız yakmanın zorunlu bir uygulama olmadığını vurgulayan Ünver, günümüzde bitki artıklarının değerlendirilmesine yönelik birçok alternatif yöntemin bulunduğunu söyledi. Hasat sonrasında kalan sapların özel makinelerle parçalanarak toprağa karıştırılmasının en etkili yöntemlerden biri olduğunu belirten Ünver, bu uygulamanın doğal gübreleme sağladığını ve toprağın organik madde miktarını artırdığına dikkat çekti.

Ünver, “Bitki kalıntıları parçalanarak toprağa karıştırıldığında doğal gübre görevi görüyor. Bu hem toprağın yapısını iyileştiriyor hem de üreticinin gübre maliyetlerini azaltıyor. Ayrıca doğrudan ekim yöntemi uygulanabiliyor. Bitki örtüsünün toprak yüzeyinde bırakılmasıyla erozyon önleniyor ve nem kaybı azaltılıyor.” dedi. Ünver, tarımsal artıkların hayvan yemi olarak kullanılabileceğini, biyokütle enerji tesislerinde değerlendirilebileceğini ya da kâğıt ve karton sanayisine ham madde olarak kazandırılabileceğini de sözlerine ekledi.

 

GÖKSU DELTASI ALARM VERİYOR

Mersin’in en önemli doğal alanlarından biri olan Göksu Deltası'nın da anız yangınlarından olumsuz etkilendiğine dikkat çeken Ünver, bölgedeki yangınların biyolojik çeşitlilik açısından ciddi tehdit oluşturduğunu söyledi.

Uluslararası öneme sahip sulak alanlardan biri olan Göksu Deltası'nın yüzlerce kuş türüne ev sahipliği yaptığını hatırlatan Ünver, “Göksu Deltası yalnızca Mersin'in değil Türkiye'nin de en önemli doğal alanlarından biri. Delta çevresindeki çeltik ve buğday tarlalarında çıkan yangınlar zaman zaman sulak alanlara kadar ulaşabiliyor. Bu durum bölgede yaşayan 300’ün üzerindeki kuş türünü ve diğer canlıları tehdit ediyor” ifadelerini kullandı. Ünver, üreticilerin ve vatandaşların özellikle yaz aylarında daha dikkatli davranması gerektiğini belirterek yangınların önlenmesinde toplumsal duyarlılığın büyük önem taşıdığını kaydetti.

 

ANIZ YAKMANIN CEZASI AĞIR

Çevre Kanunu kapsamında anız yakmanın cezai yaptırımlara tabi olduğunu hatırlatan Ünver, yangın çıkaran kişiler hakkında yüksek miktarda para cezaları uygulanabildiğini söyledi. Vatandaşların da gördükleri yangınları vakit kaybetmeden yetkililere bildirmeleri gerektiğini belirten Ünver, “Anız yangını gören vatandaşlarımızın 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayarak ihbarda bulunmaları gerekiyor. Yangının bulunduğu bölgenin ada ve parsel bilgileri biliniyorsa bunlar da paylaşılabilir. Erken müdahale birçok felaketin önüne geçebilir.” dedi.

 

SU KAYNAKLARI KORUNMALI

Açıklamalarında sulama yöntemlerine de değinen Ünver, iklim değişikliğinin etkilerinin her geçen yıl daha fazla hissedildiği bir dönemde suyun verimli kullanılmasının zorunluluk haline geldiğini söyledi. Damlama ve yağmurlama sulama sistemlerinin su tasarrufu açısından büyük avantaj sağladığını ifade eden Ünver, bazı alanlarda maliyet nedeniyle salma sulamanın tercih edildiğini ancak bunun kontrollü yapılması gerektiğini belirtti. Ünver, “Tarla tarımında damlama sulama sistemi her zaman ekonomik olmayabiliyor. Bu nedenle yağmurlama sulama daha fazla tercih ediliyor. Meyve bahçelerinde ise damlama sulama sistemleri oldukça yaygın. Su kaynaklarımızın geleceği açısından modern sulama sistemlerinin desteklenmesi gerekiyor” diye konuştu.

 

AKDENİZ MEYVE SİNEĞİ UYARISI

Üreticilerin yaz aylarında karşılaştığı en önemli sorunlardan birinin de zararlılar olduğunu belirten Ünver, özellikle Akdeniz Meyve Sineği'nin meyve üretiminde ciddi kayıplara yol açtığını ifade etti. Zirai mücadelede yalnızca kimyasal ilaçlara bağlı kalınmaması gerektiğini vurgulayan Ünver, kültürel ve entegre mücadele yöntemlerinin daha fazla uygulanması gerektiğini belirterek; “İlaç kullanılmadığında ürünlerde verim kaybı yaşanabiliyor. Ancak çözüm sadece ilaç kullanmak değil. Bahçe temizliği, tuzak uygulamaları, zamanında hasat ve entegre mücadele yöntemleriyle zararlıların etkisi önemli ölçüde azaltılabilir. Özellikle Akdeniz Meyve Sineği ile mücadelede kültürel yöntemlerin ihmal edilmemesi gerekiyor” şeklinde konuştu.

 

“TOPRAĞI KORUMAK GELECEĞİ KORUMAKTIR”

Tarımın yalnızca bugünün değil gelecek nesillerin de meselesi olduğunu vurgulayan Ünver, çevreye ve toprağa zarar veren uygulamalardan uzak durulması gerektiğini söyledi. Ünver, “Her ne sebeple olursa olsun toprağın üzerindeki bitki örtüsünü, sazlıkları veya tarımsal artıkların yakılması insanlığa hiçbir şey kazandırmıyor. Tam tersine doğal yaşamı yok ediyor, toprağı verimsiz hale getiriyor ve geleceğimizi tehdit ediyor. Toprağı korumak geleceği korumaktır. Bu nedenle anız yangınlarına, çevre kirliliğine ve bilinçsiz uygulamalara karşı hep birlikte mücadele etmeliyiz” diyerek konuşmasını tamamladı.



Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA