Mersin Vapur Donatanları ve Acenteleri Derneği (MDVAD), Mersin Uluslararası Liman İşletmeciliği A.Ş.’nin (MIP) 10 Haziran 2026 tarihli yeni "Enerji Katkı Payı Tarife Uygulaması"na karşı yazılı bir açıklama yaparak, uygulamanın şeffaflıktan uzak olduğunu ve dış ticaretin rekabet gücünü olumsuz etkilediğini belirtti. Dernek tarafından MIP'e gönderilen resmi yazıda, liman tarifelerinde yapılan bu güncellemenin hem kapsamı hem de fiyatlandırma metodolojisi açısından sektör paydaşlarında ciddi tereddütler yarattığı savunuldu. Özellikle yeşil teknoloji yatırımları için getirildiği belirtilen bir katkı payının, Brent petrol fiyatlarına endekslenmesi ve sadece tek yönlü (yukarı yönlü) artışlara izin veren yapısı eleştiri oklarının hedefi oldu. MDVAD, tedarik zincirine eklenen her maliyetin nihai tüketiciye enflasyon olarak yansıyacağına dikkat çekerek; uygulamanın askıya alınması veya yeniden revize edilmesi çağrısında bulundu.
“ÜCRETLENDİRME, ÇEŞİTLİ SORU VE DEĞERLENDİRMELERİ BERABERİNDE GETİRDİ”
Mersin Vapur Donatanları ve Acenteleri Derneği'nin, liman kullanıcılarının ve dış ticaret aktörlerinin haklarını korumak adına MIP yönetiminden açıklık getirmesini istediği konular arasında şunlar yer aldı: “Mersin Uluslararası Limanı (MIP) tarafından uygulanmakta olan ‘Enerji Katkı Payı’ ücretlendirme güncellemesi, liman kullanıcıları ve sektör paydaşları nezdinde uygulamanın kapsamı, dayanakları ve fiyatlandırma metodolojisine ilişkin çeşitli soru ve değerlendirmeleri beraberinde getirmiştir.
Ana Tarife Kitabınızda Enerji Katkı Payı'nın ‘Yeşil teknolojilerin entegrasyonu ve mevcut altyapının iyileştirilmesi kapsamında’ uygulandığı ifade edilmektedir. Buna karşın, yakın zamanda duyurulan yeni fiyatlandırma mekanizmasında söz konusu ücretin Brent petrol referans fiyatına endekslenerek ‘yakıt fiyatlarındaki dalgalanmaları otomatik olarak yansıtacağı’ belirtilmiştir. Bu iki açıklama birlikte değerlendirildiğinde, Enerji Katkı Payı'nın temel amacına ilişkin bazı hususların açıklığa kavuşturulmasına ihtiyaç duyulduğu düşünülmektedir. Zira bir tarafta uzun vadeli altyapı ve sürdürülebilirlik yatırımlarının finansmanına yönelik bir uygulamadan bahsedilirken, diğer tarafta ücretin günlük olarak Brent petrol fiyatlarındaki değişimlere bağlı şekilde güncellenmesi öngörülmektedir. Bu durum, uygulamanın yatırım finansmanı amacıyla mı yoksa enerji ve yakıt maliyetlerindeki değişimlerin kullanıcıya yansıtılması amacıyla mı hayata geçirildiği konusunda sektör paydaşları nezdinde tereddütlere yol açmaktadır.”
“KULLANILAN HESAPLAMA YÖNTEMİ ŞEFFAF BİÇİMDE PAYLAŞILSIN”
Açıklama şöyle devam etti: “Liman operasyonlarında kullanılan ekipmanların önemli bir bölümünün elektrik enerjisi ile çalıştığı dikkate alındığında, Enerji Katkı Payı'nın Brent petrol fiyatına endekslenmesinin hangi maliyet analizlerine dayandığının sektör tarafından anlaşılabilmesi önem arz etmektedir. Brent petrol fiyatları ile liman işletmesinin enerji maliyetleri arasında kurulan ilişkinin ve kullanılan hesaplama yönteminin şeffaf biçimde paylaşılması, uygulamanın daha sağlıklı değerlendirilmesine katkı sağlayacaktır. Bunun yanında, duyurulan fiyatlandırma mekanizmasının yalnızca yukarı yönlü revizyonlara imkân veren bir yapı sergilediği görülmektedir. Brent petrol fiyatlarının yükselmesi halinde Enerji Katkı Payı artmakta; buna karşılık petrol fiyatlarının belirlenen eşik değerin önemli ölçüde altına gerilemesi durumunda ilave bir indirim mekanizmasının öngörülmediği anlaşılmaktadır. Bu durum, uygulamanın maliyet değişimlerini birebir yansıtan bir sistemden ziyade taban bir ücretin korunmasına dayalı bir yapı olarak algılanmasına neden olmaktadır. Liman hizmetlerinden yararlanan kullanıcılar olarak, tahsil edilen ücretlerin kapsamı, hesaplama yöntemi ve dayanakları hakkında açık, şeffaf ve öngörülebilir bilgiye erişmenin önemli olduğuna inanıyoruz. Şeffaflık, hesap verebilirlik ve sürdürülebilir maliyet yönetimi; liman kullanıcıları ile işletmeci arasındaki güven ilişkisinin temel unsurlarından biridir. Ayrıca liman hizmet maliyetlerinde meydana gelen her artışın etkisi yalnızca doğrudan hizmet alan firmalarla sınırlı kalmamaktadır. Liman hizmetleri, ithalat ve ihracat süreçlerinin ayrılmaz bir parçası olup, bu maliyetler zaman içerisinde üreticiye, ihracatçıya, ithalatçıya, lojistik hizmet sağlayıcılara ve nihayetinde nihai tüketiciye yansımaktadır. Bu nedenle liman tarifelerinde yapılan ilave ücretlendirmelerin yalnızca işletmeci ve kullanıcı arasındaki ticari ilişki kapsamında değil, ülkemizin dış ticaret rekabetçiliği, lojistik maliyetleri ve genel ekonomik etkileri açısından da değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Özellikle ihracatçılarımızın küresel pazarlarda yoğun rekabet baskısı altında faaliyet gösterdiği, ithalatçıların ise artan finansman ve operasyon maliyetleriyle mücadele ettiği mevcut ekonomik koşullarda, maliyet artırıcı her unsurun dikkatle değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Ülkemizin ihracat odaklı büyüme hedefleri doğrultusunda lojistik ve liman maliyetlerinin uluslararası rakip ülkelerle rekabet edebilir seviyelerde tutulması stratejik bir gerekliliktir. Tedarik zincirine eklenen her maliyet kalemi, nihai aşamada ürün ve hizmet fiyatlarına yansıyabilmekte; bu durum da enflasyonla mücadele kapsamında yürütülen çabalara ilave baskı oluşturabilmektedir. Bu nedenle Enerji Katkı Payı uygulamasının yalnızca işletme maliyetleri açısından değil, sektör ve ülke ekonomisi üzerindeki toplam etkileri bakımından da yeniden değerlendirilmesinin faydalı olacağı kanaatindeyiz.” (Haber Merkezi)
|