“Köylerimizi atölyeye dönüştürüyoruz”




Tarih: 18 Haziran 2026 Perşembe 17:54


Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, kırsal kalkınma projeleri kapsamında köyleri üretim ve katma değer merkezlerine dönüştürdüklerini belirterek, tarımsal üretimin sadece ham madde değil, işlenmiş ve markalaşmış ürünlerle ekonomik güce dönüşmesi gerektiğini söyledi.

 

RAZİYE ERDEN YILDIRIM

 

Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen “Mersinli Üreticiler Coğrafi İşaretleri Konuşuyor” semineri, üreticileri, akademisyenleri ve sektör temsilcilerini bir araya getirdi. Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilen programa Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hakan Sefa Çakır, Mersinden Kadın Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Meral Seçer ile çok sayıda üretici katıldı. Açılış konuşmalarının ardından Akdeniz Üniversitesi Coğrafi İşaretler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mehmet Zanbak, Mersin’in coğrafi işaret tescili alan 24 ürününü tanıtan bir sunum gerçekleştirdi. Seminerde ayrıca Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı (YÜciTA) Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu, “Gelenekten Geleceğe: Coğrafi İşaretler ve Türkiye’nin Yol Haritası” başlıklı konferansıyla katılımcılara önemli bilgiler aktardı. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Mersin Şubesi, Mersinden Kadın Kooperatifi, Akdeniz Üniversitesi Coğrafi İşaretler Uygulama ve Araştırma Merkezi (ACİMER), Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı (YÜCİTA) ve Slow Food Türkiye’de programa katkıda bulundu.

 

SEÇER: MERSİN BİR KÜLTÜREL MOZAİKTİR

Programda konuşan Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Mersin’in sahip olduğu tarihi, kültürel ve ekonomik zenginliklere dikkat çekerek; coğrafi işaret çalışmalarının bu değerlerin korunması açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Mersin’in yaklaşık 200 yıl önce küçük bir balıkçı kasabası olduğunu hatırlatan Seçer, Doğu Akdeniz’in stratejik konumu sayesinde kentin zamanla önemli bir ticaret merkezine dönüştüğünü ifade etti. “Coğrafya kaderdir” sözünü hatırlatan Başkan Seçer, 1850’li yıllarda bölgenin liman ihtiyacının ortaya çıkmasıyla birlikte dünya ticaretinin Mersin’i şekillendirdiğini belirterek; “Mersin ilinin merkezi olan ki nüfusumuzun yüzde 65'inin yaşadığı dört ilçeden oluşan bu bölge aslında fazla değil 200 yıl önce bir balıkçı kasabası. Ama geçtiğimiz günlerde de bu kavramı kullandım. Coğrafya kaderdir. Buradaki anlamı ne? Doğu Akdeniz çanağının en önemli bölgesindesiniz. Burada o günkü dünyadaki gelişmelerden kaynaklı bir liman ihtiyacı doğuyor. 1850'lerden bahsediyor. Buradan İngiltere’ye pamuk ihraç etmek gerekiyor. Amerika İş Savaşı dönemi liman ihtiyacı var. Çünkü burada mısırlılar pamuk üretimini öğretmiş Çukurovalılara. Ve liman ihtiyacı doğuyor. Buradan katran ağaçları Süveyş kanalının yapımında kullanılıyor. Liman ihtiyacı doğuyor. Mevcut hazır liman kullanılıyor ve daha sonra dünya ticaretine konu oluyor. Ve liman bugünkü Mersin'i yaratıyor. O dönemde özellikle dünya ticareti ile uğraşan ülkelerden ticaret erbapları Mersin'e geliyor. Ve burada bir ticaret başlıyor. Ticaretin olduğu yerde kazancın, paranın, refahın olduğu yerde ilgi doğuyor. Cazibe merkezi doğuyor. Ve dünyanın birçok yerinden ya da bölge ülkelerden ama o kadim topraklarımızın dört bir köşesinden insanlar burada daha iyi bir gelecek yaratma adına yaşama ihtiyacı duyuyor ya da buralara göç ediyorlar. Ve tarihsel süreç boyunca da öyle bir şehir haline geliyor ki, 2026 dünyasında adeta bir kültürel mozaik, birçok kültürün bir potada eridiği ve müthiş bir sinerji yarattığı, bir huzur ortamı yarattığı bir renk cümbüşü Mersin. Buna itirazı olan var mı? Bu büyük bir servet. Hepimiz o nedenle burada yaşamaktan mutluluk duyuyoruz.” dedi.

 

“DÜNYANIN EN DEĞERLİ MİKROKLİMA İKLİMİNİN SAHİBİZ”

Mersin’in farklı kültürlerin buluştuğu özel bir kent olduğunu belirten Başkan Seçer, şehrin sahip olduğu sosyal çeşitliliğin gastronomiden üretime kadar birçok alanda zenginlik oluşturduğunu kaydetti. Seçer, şunları aktardı: “Bir gastronomi kültürü vardır çünkü farklı kültürler gelmiş. Yörük kültürü de burada, Arap kültürü de burada, Kürt kültürü de burada, Balkan kültürü, Kafkas kültürü, işte bütün bunlar zengin bir gastronomi yaratıyor. Dünyanın en değerli mikroklima ikliminin sahibiz. Dünyanın en değerli topraklarına sahibiz. Dünyanın en değerli pazar değeri yüksek ürünleri bu bölgede yetişiyor. Türkiye'nin turfan ürünleri bu bölgede yetişiyor. Birçok endemik bitki Türkiye endemik bitki olarak dünyanın en zengin coğrafyalarından biri. Bugün tarımsal üretim olarak en temel ihtiyaçlarımız. Birçoğunun anavatanı bu bölge Mezopotamya. Doğal olarak da Toros Dağlarının bize sunduğu zenginliği görmemek, inkâr etmek mümkün mü? Bakın Toros Dağlarına çıkın. Dünyanın birçok yerinde olmayan bitkiler görürsünüz. Endemik bitkiler. Ve bunların bugünkü dünyada ekonomik değeri çok yüksek. Değerlendirebilirseniz. Muzunuz var, kabul ediyorum. Tarsus beyaz üzümünüz var, kabul ediyorum. Tarsus inciriniz var, kara incir ya da mut zeytininiz var, mut kaysınız var. Her şey güzel. Her şey var ama sadece üretmekle olmuyor. Buna bir değer katmak, buna bir hikâye yazmak gerekiyor. İşte bugünkü toplantının amacı bu. Bizim öz değerlerimize noter tasdiği vurmak, taklitlerinden sakının demek. Dünyanın her pazarında satılan bu bölgenin ürünlerinin bu bölgeye ait olduğu gerçeğini oradaki tüketicilere sunmak ve onları cazibe haline getirmek, cazibeli ürün haline getirmek. Mersin'de 24 coğrafi tescili olan, coğrafi işaret tescili olan ürün olsun. Neden 124 olmasın? Yani Akdeniz hinterlandı, Ege hinterlandındaki diğer iller bu konuda bizden çok daha mı cevval, çok daha mı çalışkan, çok daha mı feraset sahibi? Onların da öz varlıkları var. Tabii ki Anadolu toprakları, Anadolu topraklarının her köşesi değerli bizim için. Her karış vatan toprağımız bizim için çok kutsal, değerli. Ama kendi Akdeniz bölgemiz, Mersin'imizin değerlerini de açığa çıkarmamız lazım.”

 

“KADIN ÜRETİCİLERİMİZİ BAŞ TACI YAPIYORUZ”

Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak tarıma büyük önem verdiklerinin altını çizen Vahap Seçer, özellikle kadın üreticilere yönelik desteklerin artırılarak sürdürüldüğünü söyledi. Başkan Seçer, “Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak göreve geldiğimiz günden bugüne, tüm kenti çekip çeviren kendi sorumluluk alanımızda hizmet yapan tüm arkadaşlarımız bu bölgenin bir tarım şehri, bir kültür, bir tarih şehri olduğunun farkında. Biz yatırım programlarını yaparken, kente dair projeksiyonlar yaparken bu gerçeklerle yapıyoruz. Ve o nedenle tarıma çok değerli katkılar sunmaya çalışıyoruz. Direkt destekler veriyoruz. Özellikle kadın üreticilerimizi baş tacı yapıyoruz. Fidesi, aleti, ekipmanı, sulama borusu, arıcıya, balıkçıya, aklınıza gelen bütün üretim kalemleri. Teknolojiyi kullanmaya başlıyorsa, örneğin GES Teknolojilerini daha 2024 seçimlerinden sonra yeni bir projemiz uygulamayı aldık. Kooperatiflerimize diyoruz ki; siz teknolojiyi takip edeceksiniz. Allah güneş vermiş bölgeye. GES'lerden sağlanacaksınız. Kurun tesisinizi ürünlerinizi sulamak için güneş enerjisini kullanın. Yaptığınız yatırımların yüzde 50'sini biz verelim diyoruz. Şimdi kırsal kalkınma böyle. Sadece desteği Tarım Bakanlığı'ndan beklemek değil, zaten beklerseniz de bir tarafı eksik kalıyor. Ama yerel yönetimler bunları tamamlayabilir” diye konuştu.

 

TARIMA DESTEK BÜTÇESİ YÜZDE 70 ARTTI

Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin tarıma ayırdığı bütçenin önemli ölçüde yükseltildiğini açıklayan Seçer, rakamlarla destek politikalarını anlattı. Başkan Seçer, şunları söyledi: “Sadece bir örnekle Mersin Büyükşehir Belediyesi'nin tarımsal üretime nasıl katkı ya da ne kadar önem verdiğini göstermek istiyorum. 2025 yılında bizim tarıma direkt verdiğimiz destek bütçemiz 215 milyon TL idi. Bugün o bütçeyi biz yüzde 70 arttırarak 2026'ya aktardık. Bu da son derece önemli bir herhâlde örnek olsa gerek. Şu anda 2026 yılında 367 milyon lira Mersin Büyükşehir Belediyesi tarımsal destekte bulunuyor. Burada sadece Mersin Büyükşehir Belediyesi'nin ne yaptığı önemli değil. Bütün kurumlarla, merkezi yönetime bağlı kurumlarla biz bunu arzu ederiz. Yerel yönetimler olarak. Türkiye'de şu bir gerçek siyasal gerginlik yerel yönetimleri etkiliyor. Bu gerçeği görmemezlikten gelemeyiz. Kafamızı kuma gömemeyiz. Bizim zaten arzu ettiğimiz merkezi hükümetin kendi partisinden olsun ya da olmasın. Bütün yerel yönetimlerle iş birliğine açık olması gerçeği. Ana muhalefet partisinin belediye başkanı diyelim Mersin Büyükşehir Belediyesi'ne başka bir bakış açısı olmasın. Çok net örnekler, somut örnekler veriyorum. Doğal olarak da bütün kamu kurum ve kuruluşlarıyla bizim iş birliği yapmamız lazım. Yerel yönetimler de bir kamu kurumudur. Sivil toplumla, odalarla, ticaret ve sanayi odasına buradan Hakan Başkan nezdinde çok teşekkür ediyorum. Göreve geldiğimiz günden bu yana amasız, fakatsız, lakinsiz bizimle iş birliği yapıyor. Daha burada ismini sayamayacağım birçok kurum. Bunları daha da tahkim etmeliyiz, güçlendirmeliyiz. Hani bir elin nesi var? İki elin sesi var. Birlikten güç var. Zaten siyasiler kürsüye çıktığı zaman birlik, beraberlik mesajı vermiyor mu? Eğer halkı kandırmıyorsa uygulamada bunu göstereceğiz. Yani buradan birlik, beraberlik mesajı vermek kolay ama işte fiiliyatta onu göstermemiz lazım. Arkadaş siyasi görüşümüz ne olursa olsun biz bu ülkenin insanıyız. Aynı şanlı bayrağın altında yaşıyoruz.”

 

“HAMZABEYLİ KAN PORTAKALI” ÖRNEĞİNİ ANLATTI

Coğrafi işaretli ürünlerin katma değer oluşturduğuna dikkat çeken Seçer, “Hamzabeyli Kan Portakalı” örneğini paylaşarak önemli bir başarı hikâyesine değindi. Mersinden Kadın Kooperatifi’nin aldığı coğrafi işaret tescili sayesinde bölgede üretilen kan portakallarının işlenerek ekonomik değerinin artırıldığını belirten Seçer, “Bölgemizde konumuz ile ilgili, coğrafi işaret tescili ile ilgili yakın tarihte kurumlarımızla gidip açılışını yaptığımız çok önemli bir örnek var. Hamzabeyli örneği, Kan Portakalı, coğrafi işaret tescilini Mersin'den Kadın Kooperatifi ile aldı. Mersin Büyükşehir Belediyesi, Mersin Akdeniz Ziraat Odası, Tarım İl Müdürlüğü, Bakanlığa bağlı Tarım İl Müdürlüğü, bunlar paydaştı. Orada eski bir okulu, kullanılmayan bir köy okulunu restore etti. Gayet şık bir atölye haline getirdi. Makineleri oraya yerleştirdi. Şimdi o bölgede üretilen kan portakalı ki bizim bölgenin çocukluğumuzdan hatırlayın. Bölgemizin ürünüdür. Ama şu anda raflarda ekonomik olarak göremiyoruz. Şimdi orada kadınlarımız başta olmak üzere üreticilerimiz randevu usulüyle gidiyorlar. Kimileri onun reçelini yapıyor makineleri orada. Kimileri güzel dilimliyor onları. Makineler de kurutuyor. Kurutulmuş meyve olarak bunları paketliyor, damgasını vuruyor, tescilini vuruyor. Çünkü coğrafi işaret tescilli bir katma değer katıyor ve pazara sunuyor. Şimdi o portakalı dalından aldık. Kilosunu sattık. 20 TL'ye, 15 TL'ye, 50 TL'ye, 100 TL'ye. Ama siz o bir kiloya alıp, onu pakete koyduğunuz zaman bin TL'ye satıyorsunuz. İşte en bariz örnek bu. Bunu çoğaltmamız lazım. Köyümüz atölye bu projenin adı. Bizden 70, 80 yıl önce başlamışlar. Biz biraz birçok konuda olduğu gibi bu tip çalışmalarda da geç kalmışız. Ama bir yerden başlamak lazım. İşte bunu her geçen gün yaygınlaştırmak lazım. Çaltıbozkur'da lavanta üretimi var. Orada köyümüz atölye projesi kapsamında yapıldı. Bunları arttıralım. Birçok bölgede bunları geliştirelim.” dedi.

 

“ÜRETİMİN DEĞERİNİ BİLİYORUZ”

Konuşmasının sonunda üreticilere seslenen Seçer, yerel ve doğal ürünlerin korunmasının önemine dikkat çekti. Gülnar nohudu, Leklek fasulyesi ve Silifke sarı buğdayı gibi yerel ürünlerin yeniden üretime kazandırıldığını hatırlatan Seçer, “Bizim bölgemizde çok değerli ürünler var dedik. Bunlar bugün pazarlarda pek yok. Neden yok? Artık dünya değişti, tarım teknolojileri değişti. Genetiğiyle oynuyorlar. Bitkilerin genetiğiyle oynuyor. Birim alandan 10 kilo veriyorsa 100 kilo veriyor. Doğal olarak birim alandan ürün arttığı için gelir artıyor. Ya da melezleme çalışmalarında orijinalliği kayboluyor. Ürün üretimi artıyor birim alandan daha fazla verim elde ediyor. Ama hani o çocukluğumuzdaki portakalın tadını alamıyoruz. Elmanın tadını alamıyoruz. Muzun tadını alamıyoruz ya da bunu çoğaltabiliriz. Yani Allah her şeyi bir arada vermiyor insanoğluna. Bak diyor orijinali bu, verimi bu, rayiha bu. Sana yerken vereceği keyif bu ama sen bunun genetiğiyle oynarsan, bunun orijinalliğini bozarsan sana verim veririm, parayı da veririm. Doğal olarak verim artınca para artıyor. Ama aynı keyfi bunu tüketirken vermem diyor. Biz işte o çocukluğumuzdaki aldığımız tadı, rayiha tekrar alabilmek için bizim bu ürünlerimizin tescilini yaptırıp bunların üretimini yapıp, bunları pazara sunmamız lazım. Emin olun aynı geliri elde edebiliriz. Çünkü birçok tüketim toplumunda birçok insan artık orijinal ürünleri tüketmek istiyor. Biz bunu yaptık. İşte Gülnar'ın meşhur nohudu var. Leklek fasulyesi var. O bölgede yaptık. Yine Silifke'de sarı buğdayı ürettirdik. Onun unundan yapılan ekmeğin tadı bir başka oluyor ama verimleri düşük. Bunları çoğaltabiliriz. Biz sizler için varız. Değerli üreticiler, üretimin değerini biliyoruz.  Alım terinin helal kazancın ne olduğunu gayet iyi biliyoruz. Bizim için önemli olan da alın teri, kutsal kazanç. Bizim için önemli olan budur. Yanınızdayız, birlikte çalışacağız. Mersin'i çok daha iyi yerlere getireceğiz. Buna olan inancım çok fazladır. Onun için çok çalışıyoruz. Daha da fazla çalışacağız. Daha da hevesle çalışacağız. Yeter ki inanalım, birbirimizi sevelim, birbirimizi sayalım. Birlik içerisinde Beraberlik içerisinde olalım” ifadelerini kullandı.

 

ÇAKIR: COĞRAFİ İŞARETLER KENT GASTRONOMİSİNİ BESLEYEN ÖNEMLİ DEĞERİMİZ

MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, coğrafi işaretli ürünlerin yalnızca üreticiyi değil tüketiciyi ve yerel değerleri de koruyan önemli bir mekanizma olduğunu belirterek; bu tescillerin kentlerin marka değerine ve ihracat potansiyeline katkı sunduğunu söyledi. Çakır, “Geleneksel ve yöresel ürünlerimizi doğru şekilde tescil altına aldığımız zaman aslında kentimize çok güzel bir marka değeri kazandırıyoruz. Coğrafi işaretler; kent gastronomisini ve turizmini besleyen çok önemli değerlerdir” diye konuştu. Coğrafi işaretlerin aynı zamanda kültürel mirasın korunmasına katkı sunduğunu belirten Çakır, bu süreçte ürünlerin tariflerinin kayıt altına alınmasının nesilden nesle aktarımı sağladığını söyledi. Bozyazı kavutunu örnek gösteren Çakır, “Katma değerli ürün dediğimiz, bir hikâyesi olan ürünlerdir. Bunun güzel de bir hikâyesini yazdığımız zaman biz bunları yurt dışında satabilme avantajı sağlayabiliriz.” dedi. Konferansın tamamlanmasının ardından Mersinden Kadın Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Meral Seçer tarafından Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu’na iğne oyasından yapılan teşekkür plaketi takdim edildi. Açılış programı toplu fotoğraf çekimi ile sona ererken; Başkan Seçer ile Meral Seçer, üretici kadınların çiçekleri ile uğurlandı.



Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA