“İthalat durdurulsun, denetimler artırılsın”




Tarih: 19 Haziran 2026 Cuma 18:30

MERVE KANKAN

Tevfik Sırrı Gür Lisesi karşısındaki sokakta düzenlenen eylemde basın açıklamasını okuyan Cihan Ersoy, Avrupa’dan ithal edilen plastik atıkların Mersin ve Adana’da çevre felaketine yol açtığını belirterek; plastik atık ithalatının durdurulmasını, geri dönüşüm tesislerinin sıkı şekilde denetlenmesini ve çevreyi kirleten işletmelere ağır yaptırımlar uygulanmasını istedi.

 

 

Mersin’de çevre gönüllüleri ve yurttaşlar, Tevfik Sırrı Gür Lisesi karşısındaki sokakta bir araya gelerek plastik atık ithalatına ve geri dönüşüm tesislerinin çevreye verdiği zarara dikkat çekti. Grup adına basın açıklamasını Cihan Ersoy okudu. Açıklamada, Avrupa ülkelerinden gelen plastik atıkların kıyıları, havayı ve yaşam alanlarını tehdit ettiği vurgulandı.

 

KIYILARIMIZ VE YAŞAM ALANLARIMIZ TEHDİT ALTINDA

Türkiye’nin Avrupa’nın atık yükünü taşıyan bir ülke haline getirildiği savunularak bunun kabul edilemez olduğu ifade eden Ersoy, “Kıyılarımız yok ediliyor. Kıyılarımız, Avrupa’nın çöp bertaraf merkezi gibi kullanılan bir anlayış tarafından yok ediliyor. Yıllardır bu politikanın gerek Mersin gerekse Adana şehirlerimizde sözde geri dönüşüm adı altında atık plastik maddelerin ithalatı sonucunda ne idüğü belirsiz, kaba işlemler sonucunda plastik hammadde üretimi için kullanılması beraberinde bir çevre felaketini de getirmiştir. Paris İklim Anlaşması kapsamında Avrupa Birliği ülkeleri karbon emisyonu azaltımı politikalarını ve emisyon taahhütlerini yerine getirmek için hem geri dönüşümü sırasında kullanılacak enerjinin sonucu olan karbon emisyonundan imtina etmek, hem de proses sırasında çıkacak olan dioksin, furan, CO gibi zehirli gazların yaratacağı emisyonu üstlenmemek için plastik atıkları ülkemiz başta olmak üzere birçok Doğu Asya ülkesine ihraç ediyor. Bunu yaparken ikinci bir muradı da var elbette; geri dönüşüm için kullanılacak enerjinin ve saydığımız gazların oluşturacağı emisyon fazlasının oluşturduğu sera gazı yükünü karbon borsası aracılığı ile takas edip bir sömürü zinciri kurmayı da hedefliyor. Ne ülkemiz bir çöplüktür ne de biz sömürgeyiz. Bunu kabul edemeyiz.” dedi.

 

“MİKROPLASTİKLER YAŞAMIN İÇİNE KADAR GİRDİ”

Ersoy, geri dönüşüm tesislerinden kaynaklanan kirliliğin yalnızca sanayi bölgeleriyle sınırlı kalmadığı; kıyılarda ve günlük yaşamda da etkilerinin görüldüğü belirterek şöyle konuştu: “Sözde geri dönüşüm yapan işletmeler de yasa ve yönetmelikler tarafından kollandığı için Mersin’in Tisan sahillerine kadar gözlemlenmiş mikroplastik parçaları da günlük yaşantımızı etkiliyor. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun ilk maddesi şöyle der: ‘Bu kanunun amacı, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma doğrultusunda korunmasını sağlamaktır.’ Şimdi soruyoruz; bu manzara karşısında çevrenin sürdürülebilirliği nerededir? Geri dönüşüm sermayesinin çevre katliamına göz yummak çevrenin sürdürülebilirliği ile nerede kesişmektedir? Ödediğimiz atıksu katılım bedelleri ile yapılan atıksu arıtma tesislerinin çalışmaz hale getirilmesi basit fiziksel önlemler alınarak kaynağında engellenebilecek iken neden geri dönüşümcü sermayeye bu tedbirlerin alınması için baskı yapılmamaktadır? Çünkü ilgili yönetmelikler plastik atıkları bir kirletici parametre olarak kaydetmemiştir. Sonuçta sahile giden her yurttaşın içini acıtacak plastik yığınları manzarası ile karşılaşıyoruz.”

 

“SADECE DENİZLER DEĞİL, SOLUDUĞUMUZ HAVA DA KİRLENİYOR”

Ersoy, geri dönüşüm süreçlerinde ortaya çıkan zehirli gazların halk sağlığı açısından ciddi risk oluşturduğu belirterek; “Karşılaştığımız tek sorun plastiklerle kontamine olmuş sahiller değil. Bilindiği üzere plastik geri dönüşümü aynı zamanda zehirli gaz emisyonları ile de havamızı zehirliyor. Geri dönüşüm yapan firmalar bu konuda hiçbir tedbir almıyor. Isıl işlem sırasında açığa çıkan zehirli gazların kanserojen gazlar olduğu defalarca bildirilmesine rağmen bu konuda faaliyet gösteren hiçbir işletmenin hava kalitesi ölçümü yapılmıyor. Avrupa’nın çöpü sadece denizlerimizi değil, havamızı da zehirliyor. Geri kazanılamayan kısımlar ise başka bir felaket; kurtulmak için gözden uzak alanlarda kaçak vahşi yakma işlemi kontrolsüz ve göz ardı edilen bir durum” ifadelerini kullandı.

 

YETKİLİLERE ÇAĞRI YAPILDI

Ersoy, plastik atık ithalatının sonlandırılması ve denetim mekanizmalarının işletilmesi çağrısında bulunarak mücadeleyi sürdüreceklerini söyleyerek; “Bu durum böyle gitmez! Ne bizim topraklarımız çöplüktür ne de biz sömürgeyiz. Avrupa’dan gelecek olan çöplerin ithalatının derhal durdurulmasını, geri dönüşümcü işletmelerin atıksuyu ve baca gazlarının denetlenmesini ve tedbir almaya zorlanmasını, vahşi yakma ile atıktan kurtulmaya çalışan kişi ya da işletmelere ağır cezalar uygulanmasını talep ediyoruz. Mersin ve Adana Su Kanalizasyon idarelerini de kanalizasyon işletmesinden kaynaklı olarak sorumlu buluyor ve ilgili denetimlerin sonucunda gerekirse mikroplastikler ile kontamine olmuş atıksu deşarjı yapan işletmelerin deşarj ve işletme ruhsatlarını iptal etmelerini talep ediyoruz. Temiz bir çevre, sağlıklı bir yaşam ve gelecek kuşaklara yaşanabilir bir ülke bırakmak için mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.



Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA