MERVE KANKAN
Mersin İstişare Kulübü’nün (MİK) Haziran Ayı Toplantısına konuk olan Toyota Türkiye CEO’su ve Adana Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı Komite Başkanı Ali Haydar Bozkurt, kentlerin markalaşmasında festivallerin rolünü anlattı.
Mersin İstişare Kulübü’nün (MİK) Haziran Ayı Toplantısında “Kentlerin Markalaşmasında Festivallerin Önemi” konusu ele alındı. Toplantının onur konuğu olan Adana Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı Komite Başkanı ve Toyota Türkiye CEO’su Ali Haydar Bozkurt, 14 yıl önce bir hayal olarak başlayan organizasyonun bugün milyonlarca insanı bölgeye çeken uluslararası bir marka haline geldiğini anlattı. Bozkurt, festivallerin yalnızca eğlence etkinlikleri olmadığını; şehirlerin ekonomik, kültürel ve turistik gelişiminde önemli bir kaldıraç görevi gördüğünü vurguladı. Kurucu başkanlığını ve şu andaki başkanlığını iş insanı Ferudun Gündüz’ün yaptığı ve 2019 yılından bu yana her ay farklı alanlardan konukları ağırlayarak kentin gelişimine yönelik fikir alışverişi ortamı oluşturan Mersin İstişare Kulübü (MİK), Haziran Ayı Toplantısında kentlerin marka değerini artıran unsurları masaya yatırdı. Toplantının sunumunu gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Baha Sadık Akıner üstlenirken, Türkiye’nin en büyük sokak festivallerinden biri haline gelen Adana Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı örneği üzerinden kentlerin nasıl ulusal ve uluslararası ölçekte tanıtılabileceği değerlendirildi. Programa konuşmacı olarak katılan Adana Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı Komite Başkanı ve Toyota Türkiye CEO’su Ali Haydar Bozkurt; festivalin ortaya çıkış sürecini, karşılaşılan zorlukları ve bugün ulaşılan noktayı katılımcılarla paylaştı.
ÇOCUKLUK HAYALİNDEN DOĞAN FESTİVAL
Konuşmasına Portakal Çiçeği Festivali’nin doğuş hikâyesini anlatarak başlayan Bozkurt, çocukluk yıllarında Adana’nın merkezinde bulunan portakal bahçelerinin bahar aylarında özellikle nisan ayında tüm şehri saran portakal çiçeği kokusunun kendisinde unutulmaz izler bıraktığını söyledi. Adana’dan ayrıldıktan sonra bu değerin ne kadar özel olduğunu daha iyi fark ettiğini ifade eden Bozkurt, yıllar boyunca çevresindeki insanlara Adana’yı ve portakal çiçeği kokusunu anlattığını ancak bunun sözle tarif edilemeyecek bir deneyim olduğunu gördüğünü belirtti. Bozkurt, “Portakal çiçeğinin kokusunu insanlara anlatarak hissettiremezsiniz. Bunu şairler bile, bunu Orhan Kemal, Yaşar Kemal bile başaramamış. Bu müthiş hissi yaşayabilmeleri için Adana’ya gelmeleri gerekir. Biz de insanları bu eşsiz atmosferi yaşamaya davet edecek bir organizasyon oluşturmayı düşündük.” dedi.
JAPONYA’DAN İLHAM ALDI
Sık sık iş nedeniyle Japonya’ya gittiğini belirten Bozkurt, dünyaca ünlü Sakura Festivali’ni gördükten sonra benzer bir fikrin Adana’da neden hayata geçirilemeyeceğini sorguladığını söyledi. Kokusu dahi olmayan kiraz çiçekleri döneminde milyonlarca insanın Japonya’ya akın ettiğini anlatan Bozkurt, “Japonya’daki festivalin ekonomik ve turistik etkisini görünce, bizim de çok daha özel bir değerimiz olduğunu düşündüm. Çünkü bizim portakal çiçeğimiz sadece görüntüsüyle değil, kokusuyla da insanları etkiliyor” ifadelerini kullandı.
“ÖNCE NEDEN SORUSUNU CEVAPLAMAK GEREKİYOR”
Festival düzenlemek isteyen kentlerin önce amaçlarını net olarak belirlemesi gerektiğini vurgulayan Bozkurt, birçok organizasyonun bu noktada hata yaptığını söyledi. Bozkurt, “Bir projeye başlamadan önce mutlaka ‘Neden yapıyoruz?’ sorusuna cevap vermek gerekir. Eğer bu sorunun cevabı net değilse proje sürdürülebilir olmaz. Bir festivali ürün tanıtımı için mi yapıyorsunuz, turizmi geliştirmek için mi, yatırım çekmek için mi yoksa sadece insanların eğlenmesi için mi? Önce bunu belirlemek gerekiyor” diye konuştu. Türkiye’de birçok festivalin büyük bütçelerle düzenlenmesine rağmen kalıcı başarı elde edemediğini ifade eden Bozkurt, başarının temelinde doğru hedef ve doğru strateji bulunduğunu kaydetti.
ÇUKUROVA’NIN ORTAK GÜCÜ
Önümüzdeki nisan ayında 15’incisi gerçekleştirilecek olan Adana Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı’nın yalnızca Adana’nın değil, tüm Çukurova Bölgesi’nin tanıtımına katkı sunduğunu belirten Bozkurt; Mersin’in de bu başarı hikâyesinin önemli bir parçası olduğunu ifade etti. Adana ve Mersin’in birbirini tamamlayan iki şehir olduğunu dile getiren Bozkurt, “Çukurova tek bir bütün. Adana ile Mersin arasında güçlü bir kardeşlik var. Bölgenin tarihi, kültürü, gastronomisi ve doğal güzellikleri birlikte düşünüldüğünde ortaya çok büyük bir turizm potansiyeli çıkıyor” diye konuştu.
Bozkurt, bölgeye gelen ziyaretçilerin sadece Adana’yı değil, Mersin’i, Tarsus’u, Hatay’ı, Gaziantep’i ve çevredeki diğer turizm destinasyonlarını da ziyaret ettiğini belirterek; karnavalın bölgesel kalkınmaya katkı sunduğunun altını çizdi.
“KARNAVALIN SAHİBİ ADANA HALKIDIR”
Festivalin başarısının arkasındaki en önemli unsurun kapsayıcı bir anlayış olduğunu söyleyen Bozkurt, organizasyonun herhangi bir kişi, kurum ya da markanın değil, doğrudan Adana halkının etkinliği olarak tasarlandığını belirtti. İlk günden itibaren siyasi ve ticari beklentilerden uzak durduklarını ifade eden Bozkurt, “Bu organizasyonun sahibi bir kişi ya da şirket değil. Bu karnaval Adana halkının karnavalı. Biz sadece fikrin hayata geçmesine aracılık ettik” şeklinde konuştu. Festival komitesinin de bu anlayışla oluşturulduğunu anlatan Bozkurt, organizasyonda görev alan isimlerin herhangi bir maddi ya da siyasi beklenti içinde olmadığını söyledi.
DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDAN ZİYARETÇİLER GELİYOR
Başlangıçta birkaç yıl ulusal ölçekte birkaç yıl sonra ise uluslararası ölçüde bir organizasyon olarak planladıkları karnavalın bir anda uluslararası bir marka haline geldiğini belirten Bozkurt, dünyanın farklı ülkelerinden ziyaretçilerin Adana’ya gelmeye başladığına dikkat çekti. Brezilya, Kanada, Rusya, Güney Kore, Tayvan ve birçok ülkeden turistlerin festivale katıldığını ifade eden Bozkurt, sosyal medyanın da bu başarıda önemli rol oynadığını dile getirdi. Festival süresince Adana’daki konaklama kapasitesinin büyük ölçüde dolduğunu belirten Bozkurt, çevre illerdeki otellerin de yoğun talep gördüğünü kaydetti.
FESTİVALLER EKONOMİYE DE KATKI SAĞLIYOR
Festivallerin yalnızca kültürel etkinlikler olarak görülmemesi gerektiğini belirten Bozkurt, bu tür organizasyonların şehir ekonomisine ciddi katkılar sağladığını söyledi. Festival dönemlerinde otellerden restoranlara, ulaşım sektöründen küçük esnafa kadar birçok kesimin ekonomik hareketlilikten faydalandığını ifade eden Bozkurt, kentlerin markalaşmasının yatırım ve istihdam açısından da önemli sonuçlar doğurduğunu belirtti.
GÜNDÜZ: KENTLERİN GELECEĞİ İÇİN ÖNEMLİ
Toplantının sonunda değerlendirmelerde bulunan Mersin İstişare Kulübü Başkanı Ferudun Gündüz ise festivallerin kentlerin tanıtımında ve markalaşmasında önemli rol oynadığını söyledi. Adana’da ortaya çıkan başarının tüm kentler için örnek teşkil ettiğini belirten Gündüz, “Bugün burada, bu toplantıda bulunanlar bence çok şanslılar. Toyota CEO’su Sayın Ali Haydar Bozkurt’tan etkileyici bir sunum izledik. Kısıtlı kaynaklarla çok büyük bir başarı hikâyesi yazılmış. Sayın Bozkurt’a bu etkileyici sunumu için ve davetimize karşılık verip bu kadar yoğunluklarının arasında gelip bize samimiyetle sunum yaptığı için teşekkür ediyoruz. Biz Mersin İstişare Kulübü üyeleri olarak, kentimiz için, Mersin için kaygılanan, güzellikler peşinde karşılık beklemeksizin çabalayan bir topluluğuz. Her şey Mersin için... Mersin’in sahip olduğu değerleri doğru şekilde ortaya çıkarabilirsek, daha fazla yatırım ve istihdam oluşturabiliriz.” dedi. Toplantı, katılımcıların soruları ve karşılıklı görüş alışverişinin ardından sona ererken, kentlerin marka değerinin artırılmasında kültür, sanat ve festival organizasyonlarının önemi bir kez daha vurgulandı.
|