Kelenderis’in binlerce yıllık yolculuğu




Tarih: 22 Haziran 2026 Pazartesi 18:10

MERVE KANKAN

Mersin’in Aydıncık ilçesinde yer alan Kelenderis Antik Kenti, mitolojik kuruluş hikâyesinden Roma’nın zengin liman dönemine, Bizans ve Osmanlı’nın deniz ticaretinden günümüze uzanan kesintisiz yaşam öyküsüyle Akdeniz’in en önemli liman kentlerinden biri olarak dikkat çekiyor.

 

 

Mersin’in Aydıncık ilçesinde, modern yerleşim dokusunun hemen yanı başında varlığını sürdüren Kelenderis Antik Kenti, yaklaşık 2 bin 500 yılı aşan tarihiyle Akdeniz medeniyetlerinin izlerini günümüze taşıyor. Antik kaynaklarda Kelenderis, Celenderis ve daha sonraki dönemlerde Gilindire adlarıyla anılan kent; tarih boyunca ticaret, denizcilik, kültürel etkileşim ve stratejik konumuyla öne çıktı. Kesintisiz iskân görmüş ender yerleşimlerden biri olan Kelenderis, antik çağlardan Osmanlı dönemine kadar liman kimliğini büyük ölçüde korumayı başardı. Ancak aynı özellik, eski yapıların üzerine yeni yerleşimlerin kurulmasına neden olduğundan antik kalıntıların önemli bir bölümü günümüze ulaşamadı.

 

MİTOLOJİ İLE TARİHİN BULUŞTUĞU KURULUŞ HİKÂYESİ

Kelenderis’in kuruluşuna ilişkin bilgiler, mitolojik anlatılar ile tarihsel verilerin iç içe geçtiği bir tablo sunuyor. Antik yazar Apollodoros, kentin kurucusunun Suriye’den gelen Sandokos olduğunu aktarır. Araştırmacılar, Sandokos’un Geç Tunç Çağı Anadolu inanç sisteminde yer alan Luvi-Hitit tanrısı Şanta ile özdeş olduğunu değerlendiriyor. Bu kültün MÖ 1. binyılda da yaşamaya devam ettiği düşünülüyor. Sandon kültü yalnızca Kelenderis’e özgü değildi. Aynı zamanda Tarsus’un kurucu ve baş tanrılarından biri kabul edilen Sandon’un tasvirleri, Helenistik ve Roma dönemine ait bazı Tarsus sikkelerinde de yer aldı. Öte yandan Roma dönemi coğrafyacılarından Pomponius Mela ise kentin Sisam Adası’ndan gelen Samoslular tarafından kolonize edildiğini kaydetti. Günümüzde araştırmacılar, yerli Anadolu kökenli bir yerleşimin daha sonra İon etkisiyle yeniden şekillenmiş olabileceği görüşü üzerinde duruyor.

 

1986’DA BAŞLAYAN KAZILAR TARİHE IŞIK TUTUYOR

Kelenderis’te bilimsel kazılar 1986 yılında başlatıldı. Uzun yıllar Prof. Dr. Levent Zoroğlu başkanlığında sürdürülen çalışmalar, son dönemde farklı akademik ekiplerin katılımıyla devam ediyor. Kazılarda elde edilen buluntular, kentin en az MÖ 6. yüzyıla kadar uzanan bir geçmişe sahip olduğunu ortaya koydu. Seramikler, mezar buluntuları, sikkeler ve çeşitli arkeolojik eserler bugün Silifke ve Anamur müzelerinde sergileniyor. Ortaya çıkarılan bulgular, Kelenderis’in yalnızca bölgesel ölçekte değil, Doğu Akdeniz ticaret ağlarının önemli bir parçası olduğunu da gözler önüne seriyor.

 

İON TÜCCARLAR VE İLK ALTIN ÇAĞ

MÖ 6. yüzyılın sonlarında Batı Anadolu ve Ege adalarından gelen İonlar, Nagidos ile birlikte Kelenderis’te de ticareti geliştirecek iskeleler kurdu. Bu süreç, kentin ekonomik yükselişinin başlangıcı oldu. Kelenderis ilk parlak dönemini MÖ 5. ve 4. yüzyıllarda yaşadı. Kent, Perslere karşı Atina öncülüğünde oluşturulan Attik-Delos Deniz Birliği’nin en doğudaki üyelerinden biri haline geldi. Kazılar sırasında ortaya çıkarılan zengin mezarlar, Kelenderis’in bir yandan Batı dünyasıyla güçlü bağlar kurduğunu, diğer yandan Doğu kültürüne ait geleneklerini sürdürdüğünü ortaya koydu. Bu yönüyle kent, Akdeniz’in doğusunda kültürel bir köprü işlevi gördü.

 

HELENİSTİK DÖNEMDE İTTİFAKLAR VE KORSAN TEHLİKESİ

Büyük İskender sonrasında oluşan Helenistik krallıklar döneminde Kelenderis, Mısır merkezli Ptolemaios Krallığı ile siyasi ilişkiler geliştirdi. Ancak MÖ 1. yüzyılda Akdeniz’de etkin olan Kilikyalı korsanlar, kentin ticaretini ve refahını olumsuz etkiledi. Korsan baskınları nedeniyle zor günler yaşayan Kelenderisliler, Romalıların korsanlara karşı düzenlediği askerî harekâtlara destek verdi. Roma’nın Akdeniz ticaret yollarını güvence altına almasının ardından kent ikinci büyük yükseliş dönemine girdi.

 

ROMA DÖNEMİNİN ZENGİN LİMANI

Roma döneminde Kelenderis, Dağlık Kilikya’nın en önemli liman kentlerinden biri olarak gelişimini sürdürdü. Arkeolojik araştırmalarda ele geçen Doğu Sigillatası A grubu seramikler, kentin Suriye, Filistin ve Anadolu kıyılarıyla yoğun ticari ilişkiler içinde olduğunu gösterdi. Bu buluntular, Kelenderis’in yalnızca bir kıyı yerleşimi değil; Doğu Akdeniz’in uluslararası ticaret sistemine entegre olmuş önemli bir merkez olduğunu ortaya koyuyor.

 

BİZANS’TAN OSMANLI’YA UZANAN LİMAN KENTİ

Roma’nın ardından Bizans egemenliğine giren Kelenderis, Orta Çağ boyunca stratejik önemini korudu. Daha sonra Selçuklu hâkimiyetine geçen kent, Osmanlı döneminde Anadolu ile Kıbrıs arasındaki deniz ulaşımının önemli limanlarından biri oldu. İstanbul’dan Konya üzerinden Akdeniz’e uzanan ulaşım ve ticaret ağında önemli bir durak görevi üstlenen Kelenderis, 19. yüzyıl ortalarında Mersin Limanı’nın yükselişi ve deniz taşımacılığındaki değişimler nedeniyle eski önemini yavaş yavaş kaybetmeye başladı.

 

LİMAN HAMAMI: AYAKTA KALAN SESSİZ TANIK

Kelenderis’te günümüze ulaşabilen en dikkat çekici yapılardan biri Liman Hamamı oldu. Liman girişinde yer alan ve üç ana bölümü ayakta kalan yapı, Geç Roma-Erken Bizans döneminin mimari özelliklerini yansıtıyor. Hamamın 6. yüzyıl başlarına tarihlenen mozaikli zemini, yapının bir zamanlar ne kadar görkemli olduğunu ortaya koyuyor. Duvarlarda moloz taş, tuğla ve mermer kaplamaların birlikte kullanıldığı görülüyor.

 

TİYATRO MU, ODEİON MU?

Uzun yıllar tiyatro olarak değerlendirilen yapının işlevi konusunda yeni görüşler ortaya atılıyor. Yüzey araştırmaları ve sondaj çalışmalarının ardından bazı araştırmacılar, yapının Anemurium’daki örneklerde olduğu gibi bir odeion ya da Meclis binası olabileceğini düşünüyor. Kazı çalışmalarının ilerlemesiyle birlikte bu yapının gerçek işlevinin daha net biçimde anlaşılması bekleniyor.

 

NEKROPOL ALANINDAKİ EŞSİZ MEZAR ÇEŞİTLİLİĞİ

Kelenderis Nekropolü, Anadolu arkeolojisinin en dikkat çekici mezarlık alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Yapılan kazılarda; Çukur mezarlar, dromoslu yer altı oda mezarları, beşik tonozlu mezarlar, lahitler, mezar stelleri, “Dörtayak” olarak adlandırılan baldahinli mezar anıtları, aynı alanda bir arada tespit edildi. Bu çeşitlilik, kentte yüzyıllar boyunca farklı gömü geleneklerinin bir arada yaşatıldığını gösteriyor. Ayrıca Silifke Müzesi’nde bulunan Hydria örneklerinden hareketle Erken Helenistik Dönem’den itibaren kremasyon uygulamalarının da kullanıldığı değerlendiriliyor.

 

SU KEMERLERİ VE ALTYAPI SİSTEMİ

Kentin yakın çevresindeki ormanlık kaynaklardan yerleşime su taşıyan kemer ve kanal sistemleri de günümüze kadar ulaşabilen önemli altyapı kalıntıları arasında yer alıyor. Bu yapılar, Kelenderis’in yalnızca ticari açıdan değil, mühendislik ve şehir planlaması bakımından da gelişmiş bir kent olduğunu ortaya koyuyor.

 

SON YILLARIN DİKKAT ÇEKEN KEŞİFLERİ

Kelenderis kazılarında son yıllarda elde edilen en önemli bulgulardan biri yaklaşık 2 bin 300 yıllık Tanrıça Hekate figürü oldu. Hellenistik döneme tarihlenen eser, bölgedeki inanç sistemi ve dinsel yaşam hakkında yeni bilgiler sundu. Bunun yanı sıra bazilikal planlı kilise kalıntıları, mozaikler ve odeion çevresinde sürdürülen çalışmalar, antik kentin hâlâ büyük ölçüde toprağın altında keşfedilmeyi bekleyen zengin bir arkeolojik mirasa sahip olduğunu gösteriyor.

 

AKDENİZ MEDENİYETLERİNİN YAŞAYAN HAFIZASI

Kelenderis Antik Kenti; mitolojik kuruluş anlatıları, İon tüccarlarıyla gelişen ticaret hayatı, Attik-Delos Birliği’ndeki siyasi rolü, korsanlarla mücadelesi, Roma dönemindeki zenginliği ve Osmanlı’nın Kıbrıs bağlantısındaki stratejik konumuyla Akdeniz tarihinin küçük ama son derece etkili aktörlerinden biri olarak öne çıkıyor. Bugün Aydıncık’ın günlük yaşamı içerisinde sessizce varlığını sürdüren Kelenderis, yalnızca taş yapılardan oluşan bir ören yeri değil; Anadolu’nun Doğu ile Batı arasında kurduğu binlerce yıllık ilişkinin, kültürel sürekliliğin ve Akdeniz medeniyetlerinin ortak hafızasının yaşayan tanıklarından biri olarak değerlendiriliyor.

 

KELENDERİS ANTİK KENTİ’NE NASIL GİDİLİR?

Kelenderis Antik Kenti, Mersin kent merkezine yaklaşık 170 kilometre uzaklıktaki Aydıncık ilçesinde bulunuyor. D-400 Akdeniz Sahil Yolu üzerinden Silifke, Taşucu, Bozyazı ve Anamur yönüne ilerleyen ziyaretçiler, Aydıncık ilçe merkezine ulaştıklarında antik kente kolaylıkla erişebiliyor. Modern yerleşimin içerisinde yer alan ören alanı, ilçe merkezine yürüme mesafesinde bulunuyor. Mersin Otogarı’ndan Aydıncık’a düzenli otobüs ve minibüs seferleriyle ulaşım sağlanırken, özel araçla yolculuk yapanlar için Akdeniz manzaralı sahil güzergâhı keyifli bir rota sunuyor.



Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA