MERVE KANKAN
İHD Mersin Şube Başkanı Zeynep Kaya, Madımak Oteli’nde 35 kişinin hayatını kaybettiği Sivas Katliamına ilişkin yaptığı açıklamada, firari sanıklar ve sanık ifadelerindeki örgüt bağlantıları başta olmak üzere olayın arkasındaki tüm boyutların bağımsız bir şekilde soruşturulması çağrısında bulundu.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, 2 Temmuz 1993’te yaşanan Sivas Katliamının 33. yıl dönümü dolayısıyla şube binasında basın açıklaması düzenledi. İHD Mersin Şubesi binasında düzenlenen basın açıklamasını İHD Mersin Şube Başkanı Zeynep Kaya okudu. Kaya, 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yaşanan katliamın yalnızca katledilen 35 canı değil, yaşam hakkını, düşünce ve ifade özgürlüğünü, inanç özgürlüğünü ve eşitlik ilkesini hedef aldığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “2 Temmuz 1993’te, Sivas’ta, Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri kapsamında bir araya gelen aydın, sanatçı, yazar, semah dönecek olan gençler ve çocuklar ile iki otel emekçisi 35 can Madımak Oteli’nin kuşatılarak ateşe verilmesi sonucu katledildi. Sivas Katliamı; yaşam hakkına, düşünce ve ifade özgürlüğüne, inanç özgürlüğüne ve eşitlik ilkesine yönelik, insanlığa karşı işlenmiş en ağır suçlardan biridir.”
“GERÇEK SORUMLULAR ORTAYA ÇIKARILMADI”
Katliamın üzerinden geçen yıllara rağmen olayın tüm yönleriyle aydınlatılmadığını, yargılama sürecinin eksik bırakıldığını ifade eden Kaya; “Aradan geçen yıllara rağmen katliamın tüm boyutlarıyla aydınlatılması sağlanmamış, gerçek sorumlular yargı önüne çıkarılmamış, kamu görevlilerinin sorumluluğu etkin biçimde soruşturulmamıştır. Yaklaşık 15 bin kişinin katıldığı saldırıya ilişkin yalnızca 124 kişi hakkında dava açılmış, yargılama sürecinde birçok fail hakkında etkili kovuşturma yürütülmemiştir. Sanıklardan Ali Kurt ve Mevlüt Atalay, pişmanlık hükümlerinden yararlanmak amacıyla ifadelerinde örgüt bağlantılarına ilişkin beyanlarda bulunmalarına rağmen bu iddialar yargılama makamlarınca etkili biçimde araştırılmamıştır” ifadelerini kullandı. Zaman aşımı kararları ve tahliyelerin adalet duygusunu zedelediği vurgulayan Kaya, “2012 yılında davanın önemli bir bölümü zamanaşımı gerekçesiyle düşürülmüş, yıllar içerisinde çok sayıda hükümlü tahliye edilmiş veya farklı hukuki düzenlemelerden yararlandırılmıştır. Firari sanıklardan bir kısmı hakkında dosyalar teknik olarak açık görünse de aradan geçen uzun süre nedeniyle etkili bir yargılama yürütülmemektedir. Bu tablo, ağır insan hakları ihlallerinde cezasızlığın kurumsallaşmasının en çarpıcı örneklerinden biridir.” dedi.
“KATLİAM TÜM YÖNLERİYLE ARAŞTIRILMALIDIR”
Sivas Katliamının yalnızca bir linç girişimi olarak değerlendirilemeyeceğini olayın planlanmasından sonrasındaki süreçlere kadar her yönüyle araştırılması gerektiğini söyleyen Kaya şunları kaydetti: “Sivas Katliamı yalnızca bir linç girişimi olarak değerlendirilemez. Katliamın planlanması, gerçekleşmesi ve sonrasında yürütülen cezasızlık politikaları; olayın tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasını ve varsa kamu görevlileri ile örgütlü yapıların sorumluluğunun bağımsız ve etkili biçimde araştırılmasını zorunlu kılmaktadır. Hakikatin ortaya çıkarılması, demokratik toplum düzeni ve toplumsal barış açısından vazgeçilmezdir.”
|