Yaz aylarını Mersin’de geçiren Prof. Dr. Bilgin; COVID-19 pandemisi, yeni nesil aşılar ve kanser tedavisi gibi hayati konuları değerlendirirken, hekimlik felsefesini “Biz hastalığı değil, hastayı tedavi ediyoruz” sözleriyle özetledi.
ABDULLAH ÖZTÜRKMEN
Türk asıllı Alman kardiyoloji profesörü Prof. Dr. Yaşar Bilgin, uzun yıllardır Almanya’da sürdürdüğü başarılı kariyerinin yanı sıra Türkiye ile olan güçlü bağlarını da korumaya devam ediyor. Gießen Üniversitesi Hastanesi’nde başhekim olarak görev yapan Bilgin, aynı zamanda CDU Hessen Yönetim Kurulu Üyesi ve Türk-Alman Sağlık Vakfı Başkanlığı görevlerini yürütüyor. 1950 Mersin doğumlu olan ve yaz aylarını memleketinde geçiren hemşehrimiz Prof. Dr. Yaşar Bilgin, gazetemize yaptığı özel açıklamalarda tüm dünyayı yakından ilgilendiren COVID-19 süreci ve kanserle mücadele konularında kritik bilgiler paylaştı. Türkiye'nin eski Cumhurbaşkanları Süleyman Demirel ve Turgut Özal'ın doktorluğunu da yapan Prof. Dr. Bilgin, yıllar sonra Türkiye'de daha yakından tanınmaya başlamasının kendisini mutlu ettiğini belirtti. "Daha önce Türkiye'ye gelmeliydim" diyen Bilgin, sağlık çalışanlarının toplumdaki görünürlüğünün diğer meslek gruplarına göre daha düşük olduğuna dikkat çekerek; "Belki bir futbolcu ya da sanatçı olsaydım daha çok tanınırdım. Ama bizim mesleğimiz sürekli devam eden bir hizmettir. Siyasetçiler gelir geçer, sanatçılar gündeme gelir ama bilim insanı ve hekimler toplumun her zaman ihtiyaç duyduğu insanlardır." dedi.
"İNSAN EN KIRILGAN ANINDA DOKTORA GELİR"
Hekimliğin yalnızca bilgiyle yapılabilecek bir meslek olmadığını söyleyen Bilgin, doktor ile hasta arasındaki güven ilişkisinin tedavinin temel taşlarından biri olduğunu ifade etti. Bilgin, "İnsan çok kırılgan bir varlıktır. Bir anda hastalanabilir ve hayatla ölüm arasındaki çizgi çok ince hale gelebilir. İşte tam o anda doktora gelir. Bu nedenle doktorun sadece mesleğini iyi bilmesi yetmez; hastasıyla insani bir bağ kurması gerekir." Bilgin, tıbbın en önemli ilkesini ise şu sözlerle özetledi: "Biz hastalığı değil, hastayı tedavi ediyoruz. Karşımızda bir hastalık değil, bir insan oturuyor. Bunu hissettirdiğiniz zaman hasta kendisini daha güvende hisseder." dedi.
"PANDEMİ İNSANLIĞA BÜYÜK DERS VERDİ"
COVID-19 salgınının modern dünyanın karşılaştığı en büyük sağlık krizlerinden biri olduğunu söyleyen Bilgin, salgının başlangıcında dünyanın hazırlıksız yakalandığını belirterek; "Bir anda tedavisi olmayan, aşısı bulunmayan bir virüs ortaya çıktı. İnsanlar hayatını kaybediyordu. Dünya daha önce hiç yaşamadığı büyük bir mücadeleye girdi. Doktorlar, bilim insanları ve devletler ortak hareket ederek çözüm aradı" ifadelerini kullandı. Pandemi döneminde ortaya atılan komplo teorilerine de değinen Bilgin, bilimsel gerçeklerden uzaklaşılmaması gerektiğinin altını çizdi. Bilgin, “Virüsün nasıl ortaya çıktığı elbette araştırılması gereken bir konudur. Ancak o günün gerçeği insanların ölmekte olduğuydu. Bilim insanları çok kısa sürede aşı geliştirdi ve milyonlarca insanın hayatı kurtarıldı." dedi.
"BİONTECH TIP TARİHİNDE YENİ BİR DÖNEM BAŞLATTI"
mRNA teknolojisinin tıp tarihinde devrim niteliğinde bir gelişme olduğunu belirten Bilgin, BioNTech ve Moderna aşılarının klasik aşılardan çok farklı bir teknolojiye sahip olduğunu anlattı. "İlk kez hücrenin çalışma mekanizmasına ulaşıldı. Hücreye virüse karşı nasıl savunma geliştireceği öğretildi. Bu tıp tarihinde çok büyük bir adımdır" diyen Bilgin, her ilaçta olduğu gibi COVID-19 aşılarında da bazı yan etkilerin görülebileceğini ancak bunların son derece düşük oranlarda gerçekleştiğini vurguladı ve şunları söyledi: “Bazı kişilerde kalp zarı iltihabı, bazı otoimmün reaksiyonlar veya pıhtılaşma gibi yan etkiler görüldü. Ancak bunlar milyonlarca doz içinde çok düşük oranlarda ortaya çıktı. Aspirin kullanan bir kişide bile kanama riski vardır. Her ilacın yan etkisi olabilir." Aşıların sağladığı faydanın olası risklerden çok daha fazla olduğunu söyleyen Bilgin, "Eğer bu aşılar geliştirilemeseydi çok daha fazla insan hayatını kaybedebilirdi" ifadelerini kullandı.
"YENİ SALGINLAR HER ZAMAN MÜMKÜN"
Aşılarla ilgili uzun vadeli etkilerin bilim dünyası tarafından yakından takip edildiğini söyleyen Bilgin, bugüne kadar ciddi bir bulgunun ortaya çıkmadığını belirtti. Bilgin, "Beş yıl geçti ve şu ana kadar beklenen ciddi uzun dönem sorunları görülmedi. Elbette bilim ihtimalleri araştırmaya devam eder. Belki 10 ya da 20 yıl sonra yeni veriler ortaya çıkabilir. Bilim zaten bunun için vardır." dedi. Pandeminin insanlığa önemli dersler verdiğini belirten Bilgin, gelecekte yeni virüslerin ortaya çıkmasının mümkün olduğunu söyleyerek; "Bilim ne kadar ilerlerse ilerlesin, bilinmeyen yeni bir virüs insanlığı yeniden zor durumda bırakabilir. Böyle durumlarda yine yeni nesil aşı teknolojileri en önemli silah olacaktır" ifadelerini kullandı.
"TÜRKİYE'DE SİGARA NEDENİYLE KANSER ORANLARI YÜKSEK"
Kanser vakalarının tüm dünyada arttığını belirten Prof. Dr. Bilgin, özellikle yaşam tarzının hastalıkların oluşumunda büyük rol oynadığına dikkat çekti. Türkiye'de özellikle erkeklerde akciğer kanseri oranlarının Almanya'nın yaklaşık iki katına ulaştığını söyleyen Bilgin, bunun en önemli nedenlerinden birinin sigara kullanımı olduğunu ifade ederek; "Sigara sadece akciğer kanserine değil, idrar yolu kanserine kadar birçok hastalığa neden oluyor. Eğer insanlar her gün iki paket sigara içmeye devam ederse bunun sonuçları kaçınılmaz olur." dedi. Beslenme alışkanlıkları, çevre kirliliği ve yaşam biçiminin de kanser riskini artırdığını belirten Bilgin, sağlıklı yaşam kültürünün yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi.
"KANSER HÜCRELERİYLE ADETA ZEKÂ SAVAŞI VERİYORUZ"
Kanser tedavisinde son yıllarda yaşanan gelişmeleri de değerlendiren Bilgin, bağışıklık sistemini güçlendiren yeni tedavi yöntemlerinin umut verdiğini söyledi. Kanser hücrelerinin bağışıklık sisteminden saklanabildiğini belirten Bilgin, yeni tedavilerin bu gizlenmeyi ortadan kaldırdığını anlattı. Bilgin, "Kanser hücreleri tanınmamak için adeta üzerlerine bir gömlek giyiyor. Biz artık o gömleği çıkarabiliyoruz. Böylece bağışıklık sistemi kanser hücresini tanıyor ve yok ediyor." dedi. CAR-T hücre tedavisinin özellikle bazı kan kanseri türlerinde önemli başarılar sağladığını ifade eden Bilgin, kanser tedavisinde her geçen gün yeni gelişmeler yaşandığına dikkat çekerek; "Bugün kanserle adeta zekâ savaşı veriyoruz. Bilim sürekli ilerliyor. Günün sonunda bu mücadelede çok daha başarılı olacağımıza inanıyorum." dedi.
"ÖLÜME ÇARE YOK AMA BİLİMİN SINIRLARI SÜREKLİ GENİŞLİYOR"
Bilimsel gelişmeler sayesinde birçok hastalığın tedavi edilebilir hale geldiğini belirten Bilgin, insan ömrünün uzamasında modern tıbbın büyük payı olduğunu söyledi. Bilgin, "Aşılar, ilaçlar ve yeni tedaviler sayesinde insanlar artık çok daha uzun yaşıyor. Elbette ölüm hayatın değişmez gerçeği. Ancak bilim, insanların daha kaliteli ve daha uzun yaşamaları için durmadan çalışmaya devam ediyor." dedi. Prof. Dr. Yaşar Bilgin, toplumun bilime güvenmesi gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: "Bilim insanlarının amacı insan hayatını korumaktır. Pandemide bunu gördük. Kanserde bunu görüyoruz. Gelecekte karşılaşacağımız yeni hastalıklarda da yine bilimin ışığında çözümler üretilecektir. İnsanlığın en büyük gücü bilgi ve bilimdir."
|