Hürmüz krizi, Türkiye ekonomisini çok yönlü etkileyebilir




Tarih: 28 Temmuz 2026 Salı 16:57


ABD-İran gerilimi enerji, lojistik ve üretim maliyetlerini etkileyebilir; Türkiye ise doğru stratejilerle küresel tedarik zincirinde daha güçlü bir konuma yükselebilir. Ekonomist Merve Tepretmez, olası bir Hürmüz Boğazı krizinin Türkiye ekonomisine etkilerini değerlendirerek, iş dünyasına önemli uyarılarda bulundu.

 

ABDULLAH ÖZTÜRKMEN

 

ABD ile İran arasında zaman zaman tırmanan gerilim ve Hürmüz Boğazı'nda yaşanabilecek olası bir kriz, dünya ekonomisinin en önemli gündem başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Küresel petrol ve doğal gaz ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı'nda meydana gelebilecek herhangi bir aksama, yalnızca enerji piyasalarını değil; uluslararası ticaretten lojistik sektörüne, üretim maliyetlerinden finansal piyasalara kadar birçok alanı doğrudan etkileyebilecek potansiyele sahip.

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ekonomist Merve Tepretmez, Hürmüz Boğazı'nın yalnızca bölgesel güvenlik açısından değil, küresel ekonomi bakımından da stratejik öneme sahip olduğunu belirterek; olası bir krizin Türkiye'deki ihracatçı, ithalatçı ve üretici firmalar üzerinde önemli sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

 

"KÜRESEL TİCARET İÇİN STRATEJİK BİR RİSK UNSURU"

Tepretmez, ABD-İran gerilimi ve Hürmüz Boğazı'nda yaşanabilecek olası bir krizin küresel ticaret ve enerji güvenliği açısından ciddi riskler barındırdığına dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: "ABD-İran gerilimi ve Hürmüz Boğazı'nda yaşanabilecek olası bir kriz yalnızca bölgesel güvenlik meselesi değil, aynı zamanda küresel ticaret ve enerji güvenliğini doğrudan etkileyen stratejik bir risk unsurudur. Dünya enerji ticaretinin önemli bir bölümünün bu koridor üzerinden gerçekleşmesi nedeniyle yaşanabilecek herhangi bir aksama; enerji fiyatlarından lojistik maliyetlerine, tedarik zincirlerinden finansal piyasalara kadar geniş bir etki alanı oluşturacaktır."

 

ENERJİ MALİYETLERİ ÜRETİMİ ETKİLEYEBİLİR

Türkiye'nin son yıllarda enerji arz güvenliğini güçlendirmek adına önemli yatırımlar yaptığını hatırlatan Tepretmez, buna rağmen küresel enerji piyasalarında yaşanabilecek dalgalanmaların iç piyasaya da yansıyabileceğini belirtti. Enerji fiyatlarındaki olası yükselişin üretim maliyetlerini artırabileceğini ifade eden Tepretmez, özellikle enerji yoğun sektörlerde faaliyet gösteren firmaların bu süreçten daha fazla etkilenebileceğini söyledi. Tepretmez, “Türkiye açısından değerlendirildiğinde enerji arz güvenliğini güçlendirmeye yönelik atılan önemli adımlara rağmen, küresel enerji piyasalarında yaşanabilecek dalgalanmalar üretim maliyetleri üzerinde etkili olabilecektir. Bununla birlikte navlun maliyetlerindeki artış ve tedarik sürelerinde yaşanabilecek uzamalar, ihracat ve üretim süreçlerinde ilave planlama ihtiyacını beraberinde getirebilir." dedi.

 

İHRACATÇILAR İÇİN YENİ PLANLAMA DÖNEMİ

Küresel tedarik zincirlerinde yaşanabilecek olası aksamaların, ihracat yapan firmalar açısından yeni stratejileri zorunlu hale getireceğini vurgulayan Tepretmez; alternatif tedarik kanalları oluşturmanın önemine dikkat çekti. İş dünyasının yalnızca tek pazara veya tek tedarikçiye bağımlı kalmaması gerektiğini ifade eden Tepretmez, firmaların olası risk senaryolarını bugünden hazırlaması gerektiğini belirtti. Tepretmez, "İş dünyasının bu süreçte tek pazara ve tek tedarikçiye bağlı kalmadan alternatif tedarik kanalları oluşturması, risk senaryoları hazırlaması, dijital tedarik zinciri yönetimine yatırım yapması ve finansal dayanıklılığını güçlendirmesi büyük önem taşımaktadır" diye ifade etti.

 

YATIRIM KARARLARINDA TEMKİNLİ DÖNEM

Enerji maliyetlerindeki artışın yatırım kararlarını da etkileyebileceğini söyleyen Tepretmez, işletmelerin daha dikkatli hareket etmek zorunda kalabileceğine dikkat çekti. Özellikle enerji yoğun üretim yapan sektörlerde maliyet yönetiminin kritik hale geleceğini ifade eden Tepretmez, küresel tedarik zincirindeki aksaklıkların üretim planlaması ve ihracat süreçlerinde daha esnek yönetim modellerini zorunlu kılacağını dile getirdi. Tepretmez, "Enerji maliyetlerindeki olası yükseliş, üretim maliyetlerini artırırken yatırım kararlarında daha temkinli bir yaklaşımı beraberinde getirebilir. Özellikle enerji yoğun sektörlerde faaliyet gösteren işletmeler açısından maliyet yönetimi daha da önem kazanırken, küresel tedarik zincirinde yaşanabilecek aksamalar üretim planlaması ve ihracat süreçlerinde daha dikkatli stratejiler geliştirilmesini gerekli kılabilir" şeklinde konuştu.

 

"KRİZLER DOĞRU YÖNETİLDİĞİNDE FIRSATA DÖNÜŞEBİLİR"

 

Kriz ortamının yalnızca maliyetler üzerinde değil, iş gücü planlamalarında da etkili olabileceğini belirten Tepretmez; bazı sektörlerde istihdam politikalarının yeniden değerlendirilmesinin gündeme gelebileceğini söyledi. Ancak kriz dönemlerinin aynı zamanda fırsatları da beraberinde getirdiğini vurgulayan Tepretmez, doğru stratejik adımların ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği açısından belirleyici olacağını ifade etti. Firmaların enerji verimliliği yatırımlarını artırması gerektiğini belirten Tepretmez, yenilenebilir enerjiye yönelmenin ve dijital dönüşümün hızlandırılmasının rekabet gücünü artıracağını söyleyerek; "Sürdürülebilir ekonomik büyüme, kriz dönemlerinde alınan doğru stratejik kararlarla mümkündür. Bu nedenle firmaların enerji verimliliği yatırımlarını artırmaları, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmeleri, ihracat pazarlarını çeşitlendirmeleri, dijital dönüşüm süreçlerini hızlandırmaları ve yüksek katma değerli üretime odaklanmaları büyük önem taşımaktadır." dedi.

 

TÜRKİYE İÇİN STRATEJİK AVANTAJ

Türkiye'nin sahip olduğu coğrafi konumun küresel ticaret açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade eden Tepretmez, gelişen sanayi altyapısı ve güçlü üretim kapasitesi sayesinde ülkenin bölgesel üretim ve lojistik merkezi olma potansiyelini artırabileceğini belirtti. Tepretmez, şunları aktardı: "Küresel ekonomide başarıyı belirleyen unsur yalnızca üretim kapasitesi değil; değişime hızla uyum sağlayabilme, riskleri önceden öngörebilme ve krizleri fırsata dönüştürebilecek stratejik vizyona sahip olmaktır. Türkiye'nin sahip olduğu jeostratejik konumu, genç ve dinamik iş gücü, gelişen sanayi altyapısı ve güçlü girişimcilik ekosistemi doğru değerlendirildiğinde ülkemizin bölgesel üretim, lojistik ve ticaret üssü olma konumunu daha da güçlendireceğine inanıyorum." Tepretmez son olarak küresel jeopolitik gelişmelerin önümüzdeki dönemde de enerji piyasaları başta olmak üzere dünya ticaretinde belirleyici olmaya devam edeceğini ifade ederken; Türk iş dünyasının olası risklere karşı hazırlıklı olması ve alternatif ticaret stratejileri geliştirmesi gerektiğine dikkat çekti.



Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA