İYİ Parti Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz, üniversite öğrencilerine yönelik ek sınav hakkını değerlendirdi. Düzenlemeyi olumlu bulsa da asıl sorunun ekonomik şartlar olduğunu belirten Kocamaz, “Gençlerimiz derslerine değil, geçim derdine odaklanmak zorunda bırakılmış durumda.” dedi.
İYİ Parti Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulunda söz aldı. Milletvekili Kocamaz, yükseköğretim kurumlarında azami süreyi dolduran öğrencilere ek sınav hakkı tanıyan kanun teklifini değerlendirdi. Düzenlemenin mağduriyetleri gidermek adına olumlu olduğunu belirten Kocamaz, asıl sorunun öğrencileri bu noktaya getiren ekonomik ve altyapısal yetersizlikler olduğunu söyledi.
“BİRÇOK ÖĞRENCİ GÜNDÜZ ÜNİVERSİTEYE, AKŞAM İSE İŞE ÇALIŞMAYA GİTMEK ZORUNDA”
Teklifin merakla beklenen 5'inci maddesini değerlendiren Kocamaz, azami öğrenim süresini dolduran öğrencilere iki ek sınav ve tıp fakültesi intörnlerine tamamlama hakkı verilmesini olumlu bir adım olarak değerlendirdi. Milletvekili Kocamaz, şunları aktardı: “Bu kanun teklifinin merakla beklenen ve uzun süredir herkesin beklenti içerisine girdiği en önemli maddesi 5'inci maddesi. Teklifin 5'inci maddesi, yükseköğretim kurumlarında azami öğrenim süresini dolduran öğrencilere ek sınav ve tekrar hakkı verilmesini düzenlemektedir. Son sınıf öğrencilerine başarısız oldukları veya alamadıkları teorik ve uygulamalı dersler için iki ek sınav hakkı tanınmakta, intörnlük eğitimini tamamlayamayan tıp fakültesi öğrencilerine de eğitimlerini tamamlama imkânı getirmektedir. Öncelikle öğrencilerin mağduriyetlerini gidermeyi amaçlayan bu düzenleme, af bekleyen öğrenciler için olumlu bir gelişmedir ancak bu maddeyi değerlendirirken yalnızca sonuçlara değil, öğrencileri bu noktaya getiren sebeplere de bakmak gerekir çünkü bugün karşımızdaki tablo yükseköğretim sisteminde yıllardır biriken sorunların doğal sonucudur. İlk olarak şunu sormak gerekir: Neden her yıl binlerce öğrenci azami öğrenim süresini doldurmasına rağmen eğitimini zamanında tamamlayamıyor? Bunun cevabını yalnızca öğrencilerde aramamız doğru bir yaklaşım değildir. Bugün üniversite öğrencilerimizin çok önemli bir kısmı ağır ekonomik şartlar altında eğitim hayatını sürdürmeye çalışmaktadır. Artan kira fiyatları, yetersiz yurt kapasiteleri, yüksek ulaşım giderleri ve hayat pahalılığı gençlerimizin eğitim sürecini doğrudan etkilemektedir. Birçok öğrenci gündüz üniversiteye, akşam ise işe çalışmaya gitmek zorunda kalıyor. Gençlerimiz derslerine değil, geçim derdine odaklanmak zorunda bırakılmış durumda. Bunun yanında, üniversitelerdeki akademik ve fiziki altyapı eksiklikleri de önemli bir sorundur. Yeterli akademik kadrosu olmadan açılan üniversiteler, kontrolsüz biçimde artırılan kontenjanlar, zaten yetersiz öğretim elemanı problemleri, eksik laboratuvarlar ve uygulama alanları eğitim kalitesini düşürmektedir. Özellikle, uygulamalı eğitim gerektiren bölümlerde öğrenciler kendi kusurlarından kaynaklanmayan sebeplerle mezuniyetlerini geciktirmek zorunda kalıyor.
“ÜNİVERSİTELER ÇÖZÜM ÜRETEN KURUMLAR HÂLİNE GETİRİLMELİ”
Düzenlemedeki adil olmayan noktalar olduğunu savunan Kocamaz, ek sınav haklarının sadece son sınıf öğrencilerine tanınmasını eleştirdi. Milletvekili Kocamaz, şunları anlattı: “Bu maddede dikkat çeken ve adil olmayan bir başka husus ise son sınıf öğrencilerine ek hak tanınırken ara sınıf öğrencilerinin kapsam dışında bırakılmasıdır. Oysa eğitim hayatında yaşanan aksaklıklar yalnızca son sınıfta olan öğrencileri etkilemiyor. Ekonomik sıkıntılar, sağlık sorunları, ailevi sebepler veya eğitim altyapısındaki eksiklikler nedeniyle öğrenimini uzatan öğrenciler arasında ayırım yapılması hakkaniyete uygun değildir. Öte yandan uygulamaya ilişkin bütün usul ve esasların Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenecek olması da ayrıca değerlendirilmelidir. Üniversitelerin akademik özerkliğinden söz ettiğimiz bir dönemde her konuda merkeziyetçi anlayışı güçlendiren düzenlemeler yapmak çelişkili bir yaklaşım değil midir? Üniversiteler daha fazla söz sahibi olmalı, karar süreçlerine daha etkin katılmalıdır. Gençlerimizin ihtiyacı sürekli aflar, ek sınavlar veya geçici düzenlemeler değildir. Asıl ihtiyaç güçlü burs sistemleri, yeterli yurt kapasitesi, nitelikli eğitim altyapısı ve mezuniyet sonrasında umut verecek istihdam politikalarıdır. Sayısını artırmakla övündüğünüz üniversitelerimizi sorun üreten değil, çözüm üreten kurumlar hâline getirmek, en öncelikli görevimiz olmalıdır.” (Haber Merkezi)
|