MERVE KANKAN
25 Temmuz’da Mersin’in Tarsus ilçesinde meydana gelen şiddetli rüzgâr ve fırtına, mısır ekili alanlarda ağır hasara yol açtı. Bölgesel afetlerde üreticinin yalnız bırakıldığını vurgulayan Tarsus Ziraat Odası Başkanı Veyis Avcı, Tarım ve Orman Bakanlığı’na çağrıda bulunarak borç erteleme ve en az yüzde 50 oranında doğrudan gelir desteği talep etti.
Mersin’in ve Çukurova’nın en önemli tarımsal üretim merkezlerinden biri olan Tarsus’ta; 25 Temmuz günü aniden bastıran şiddetli rüzgâr ve fırtına, bölgedeki mısır üreticisine ağır bir darbe vurdu. Hasat dönemine kısa bir süre kala yaşanan doğal afet, binlerce dönüm ekili arazide yatmaya ve ağır rekolte kaybına yol açtı. Afetin hemen ardından sahaya inen Tarsus Ziraat Odası; bölgedeki zarar tespit çalışmalarını sürdürürken, ilk tahminlerin üzerinde bir kayıp tablosuyla karşı karşıya kalındı. Girdi maliyetlerinin, mazot, gübre ve sulama zamlarının altında ezilen üretici; şimdi hem tarladaki ürününü kurtarma hem de katlanan biçerdöver maliyetleriyle baş etme mücadelesi veriyor. Konuya ilişkin gazetemize değerlendirmelerde bulunan Tarsus Ziraat Odası Başkanı Veyis Avcı, bölgesel afetlerde üreticinin yalnız bırakılmaması gerektiğinin altını çizerek; Tarım ve Orman Bakanlığı’na borç erteleme ve en az yüzde 50 oranında nakdi destek çağrısında bulundu. Aksi takdirde Tarsuslu çiftçinin daha da borçlanarak ciddi bir ekonomik çıkmaza gireceğini belirten Avcı; yaşanan felaketin boyutlarını, üreticinin yapması gerekenleri ve ovadaki son durumu gazetemize detaylarıyla açıkladı.
ZARAR BÜYÜYOR: 5 BİN DÖNÜMDE HASAR TESPİT EDİLDİ
Tarsus’ta mısır üretiminin en yoğun yapıldığı ovada yaşanan fırtınanın bilançosu gün geçtikçe ağırlaşıyor. Yaşanan afetin ardından bölgede başlatılan hasar tespit çalışmalarının sürdüğünü belirten Tarsus Ziraat Odası Başkanı Veyis Avcı, rekolte kaybının boyutlarına şu şekilde dikkat çekti: "25 Temmuz’da meydana gelen kuvvetli rüzgâr felaketinin ardından sahada yaptığımız ilk gözlemlerde zararı 3 bin dönüm civarında öngörmüştük. Ancak yürütülen teknik tespitler ilerledikçe bu rakamın 5 bin dönüme yakın bir alana ulaşacağını tahmin ediyoruz. Kesin sonuçlar komisyonların saha incelemelerini tamamlamasıyla netleşecek. Mısır bitkisinde sömeklerin üst kısımdan tutması nedeniyle rüzgârın etkisiyle mısır saplarında kırılma ve aşırı yatmalar meydana geldi. Bu durum üretici için ciddi bir rekolte kaybı anlamına geliyor."
“EN FAZLA ZARAR GÖREN MAHALLERDE BİÇERDÖVER MALİYETİ İKİ KATINA ÇIKACAK”
Afetin en çok etkilendiği bölgeleri tek tek sıralayarak yatan mısırların hasat edilmesinde yaşanacak teknik zorlukların çiftçiye ekstra maliyet yükleyeceğini vurgulayan Avcı, "Rüzgârdan en fazla etkilenen bölgelerimiz Aliefendioğlu, Akarsu, Kelamet, Alifakı, Esenler, Kargılı, Ballıca ve çevre köylerimiz oldu. Bu mahallelerimizde mısır biçerdöverle hasat edilebilecek durumda. Ancak toprağa yatan ürünü toplamak son derece güç. Biçerdöverler ağır ve düşük hızda ilerlemek zorunda kalacağı için hem zaman kaybı yaşanacak hem de biçerdöver biçim maliyetleri neredeyse iki katına çıkacak. Bunun yanı sıra biçim esnasında yaşanacak dane kaybı ve verim kaybının yüzde 10 ila yüzde 15 arasında olacağını öngörüyoruz." dedi.
TARSUSLU ÜRETİCİNİN EKONOMİK KAYBI: DEKAR BAŞINA 6 BİN LİRA
Girdi maliyetlerinin tarihi seviyelere ulaştığı bir dönemde yaşanan bu afetin Tarsus ekonomisine ve üreticiye olan maliyetini rakamlarla açıklayan Veyis Avcı şöyle konuştu: "Yaptığımız hesaplamalara göre dekar başına 5 kilogram civarında bir verim kaybı tahmin ediyoruz. Toplamda 5 bin dönüm zarar gören alan göz önüne alındığında, Tarsus genelinde yaklaşık 25 bin tonluk bir rekolte kaybı bekliyoruz. Bu kayıp, dekar başına çiftçimize yaklaşık 6 bin lira gibi doğrudan bir mali yük getirecektir. Zaten gübre, mazot ve sulama maliyetlerinin altında ezilen çiftçimiz için bu durum kabul edilebilir veya sürdürülebilir değildir."
“ÇİFTÇİLERİMİZ İLÇE TARIM MÜDÜRLÜĞÜ’NE DİLEKÇE VERMELİ”
Zarar gören üreticilerin resmi süreçleri zaman kaybetmeden başlatması gerektiğini hatırlatarak odaya bağlı tüm üyelere gerekli bilgilendirmelerin yapıldığını belirten Avcı, "Mısır tarlaları zarar gören tüm çiftçilerimizin İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine vakit kaybetmeden zarar tespiti için dilekçe vermeleri gerekiyor. Ziraat Odası olarak üreticilerimize gerekli mesajları attık ve yönlendirmeleri yaptık. TARSİM sigortası bulunan üreticilerimiz vakit kaybetmeden sigorta şirketlerine başvuru yapmalı. Hasar tespit tutanakları tutulduktan sonra veriler bankalara ve Tarım Bakanlığı’na iletilecek" ifadelerini kullandı.
BAKANLIĞA ACİL ÇAĞRI: YÜZDE 50 DESTEK VE BORÇ ERTELEMESİ
Genel don afetlerinde devletin üreticiye sahip çıktığını ancak yöresel kalan afetlerde çiftçinin yalnız kaldığını ifade ederek bakanlıktan acil müdahale beklediklerini söyleyen Avcı şöyle konuştu: "Don afeti Türkiye geneline yayıldığında devletimiz ve TARSİM gerekli hassasiyeti gösterdi, elimizden tuttu. Ancak yöresel ve bölgesel kalan afetlerde maalesef yeterli desteği alamıyoruz. TARSİM sigortası olmayan veya kapsama girmeyen üreticilerimiz için Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan verim kaybı oranında en az yüzde 50 oranında nakdi destek bekliyoruz. Bakanlığa tek ve net çağrımız şudur: Mısır üreticisinin kredi borçları derhal ertelenmeli ve en az yüzde 50 zarar kaybı desteği ödenmelidir. Eğer bu destekler gelmezse ne olacak? Çiftçimizin yapacağı bir şey kalmadı; daha çok borçlanıp, batak içinde uğraşıp duracağız."
GİRDİ MALİYETLERİ VE İKLİM KRİZİ ÜRETİCİYİ BOĞUYOR
Tarsus tarımının son yıllarda üst üste doğal afetlerle sınandığını dile getirerek üretim şartlarının her geçen gün zorlaştığına dikkat çekten Avcı, "Son yıllarda don, aşırı sıcaklar, kuraklık ve şimdi de bu şiddetli rüzgâr felaketi... İklim şartları bizleri inanılmaz derecede zorluyor. Ancak sadece iklim değil; mazot, gübre, sulama ve işçilik gibi girdi maliyetlerindeki aşırı artış çiftçinin belini bükmüş durumda. Devlet Su İşleri suya yüzde 40 zam yaparken, gübre zamları yüzde 100’ü geçmişken, ürün fiyatlarımız aynı oranda artmıyor. Borç bıçağa dayanmış vaziyette. Bölgesel afetlerde bakanlığımızın duyarlı olup acil ödenek aktarması şarttır." dedi.
HER ŞEYE RAĞMEN MISIR EKİMİNE DEVAM EDECEĞİZ”
Tüm bu olumsuz tabloya ve risklere rağmen Tarsuslu çiftçinin üretimden vazgeçmeyeceğini, mısır ekim alanlarında bir daralma beklemediklerini vurgulayan Avcı; "Gelecek sezon Tarsus’ta mısır ekim alanlarında bir azalma beklemiyoruz. Neden beklemiyoruz? Çünkü alternatif olan diğer ürünlerde durum daha da sıkıntılı. Diğer ürünler iklime karşı daha dayanıksız ve girdi maliyetleri mısıra göre çok daha yüksek. Mısır üretimi, tüm bu afet risklerine rağmen verim açısından çiftçimiz tarafından hâlâ en 'garanti' ürün olarak görülüyor. Onlarca sıkıntıya ve maliyet baskısına rağmen Tarsuslu çiftçi toprağını boş bırakmayacak, mısır üretimine devam edecektir." dedi.
|