“Oyun, çocuğun dilidir”




Tarih: 5 Ağustos 2026 Çarşamba 17:33


Mesleki tecrübesini annelik deneyimiyle birleştiren yazar Nurperi Cömert İğdigül, erken yaşta dil öğreniminde sınıf dışı öğrenme alanlarının ve oyun temelli yöntemlerin rolünü anlattı.

 

ABDULLAH ÖZTÜRKMEN

 

Sevilen bir oyunun, mutfakta hazırlanan basit bir etkinliğin ya da birlikte okunan bir hikâyenin çocuğun yabancı dil öğrenme serüvenini değiştirebileceğini söyleyen İngilizce öğretmeni ve yazar Nurperi Cömert İğdigül; eğitimin yalnızca sınıfla sınırlı olmadığını vurguladı. Mesleki deneyimlerini ve annelik yolculuğunu kitaplarında buluşturan İğdigül, oyun temelli öğrenmenin çocuklara sunduğu fırsatları ve ailelerin bu süreçte üstlenebileceği rolü anlattı.

 

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde İngilizce öğretmeni olarak görev yapıyorum. Aynı zamanda yazar ve oyun tasarımcısıyım. Mesleğimde 20. yılımı geride bırakıyorum. Bu süreç boyunca okul öncesinden liseye kadar her yaş grubunda öğrencilerle çalışma fırsatı buldum. Öğretmenliğe başladığım ilk günden itibaren derslerimin merkezinde oyun vardı. Çünkü çocukların en doğal öğrenme biçiminin oyun olduğuna inanıyorum. Oyun oynayan çocuk sadece eğlenmez; düşünür, keşfeder, üretir ve öğrenir. Bugün geldiğim noktada hem öğretmenlik deneyimimi hem de annelik tecrübemi bir araya getirerek çocukların yabancı dili doğal yollarla öğrenebileceğini göstermeye çalışıyorum.

 

Oyun temelli İngilizce öğretimi fikri nasıl ortaya çıktı?

Aslında bu yolculuk oğlumun doğumuyla başladı. Anne olduktan sonra onu çift dilli yetiştirmeyi hedefledim. Bu süreçte öğretmenlik bilgilerimi annelik deneyimimle birleştirdim. Oğlum için tasarladığım her oyun, hazırladığım her etkinlik ve oluşturduğum her öğrenme ortamı zamanla büyük bir birikime dönüştü. İngilizceyi sadece masa başında öğrenilen bir ders olarak değil, günlük hayatın doğal bir parçası haline getirmeye çalıştım. Mutfakta yemek yaparken, parkta oynarken, evde etkinlik hazırlarken, kitap okurken ya da birlikte oyun oynarken İngilizceyi hayatımızın içine dahil ettik.

Bu deneyimleri sosyal medya hesaplarımda paylaşmaya başladığımda birçok ebeveyn ve öğretmenden çok güzel geri dönüşler aldım. İnsanların kendi çocuklarıyla aynı yöntemleri uygulamaya başladığını görmek beni çok mutlu etti. İşte bu ilgi ve biriken tecrübeler sonunda ilk kitabımın doğmasına vesile oldu.

 

 İlk kitabınız “Çocuklara Oyunlarla İngilizce Öğretimi” nasıl bir rehber niteliği taşıyor?

Kitabım, Altın Kitaplar Akademi tarafından yayımlandı. Yazarken en önemli ilkem şuydu: Çocuğumla deneyimlemediğim hiçbir yönteme kitapta yer vermemek. Bu nedenle kitap tamamen sahada uygulanmış, sonuç alınmış ve gerçek yaşam deneyimlerinden oluşuyor. Öncelikle oyunun çocuk beynindeki etkisini bilimsel araştırmalar ışığında sade bir dille anlattım. "Oyun oynayan bir çocuğun beyninde neler olur?", "Erken yaşta yabancı dil öğrenmenin temelleri nelerdir?", "Ebeveynler nelere dikkat etmelidir?" gibi soruların cevaplarını bilimsel makalelerden yararlanarak herkesin anlayabileceği şekilde aktarmaya çalıştım. Daha sonra ise tamamen uygulamaya geçiyoruz. Kitapta yer alan her oyunun; amacı, kazanımları, hedef kelimeleri, hedef cümleleri, uygulanış şekli, yaş grubu ayrıntılı olarak anlatılıyor. Kitapta 100'den fazla oyun bulunuyor. Bunların yanında drama çalışmaları, mutfak etkinlikleri, tematik atölyeler, eğitici oyunlar, çizgi film önerileri, şarkılar ve ninniler de yer alıyor. Ben bu etkinliklere "Workshop yapmanın ev hali" diyorum. Çünkü çocuklar en iyi yaşayarak öğreniyor.

 

Kitabınız yalnızca öğretmenlere mi hitap ediyor?

Hayır, tam tersine kitabın en önemli hedef kitlesi ebeveynler. Türkiye'de birçok anne baba çocuklarına İngilizce konusunda destek olmak istiyor ancak "Ben İngilizce bilmiyorum" diyerek geri duruyor. Ben bu algıyı değiştirmek istedim. Kitapta İngilizce kelimelerin ve cümlelerin Türkçe karşılıklarını da veriyorum. Böylece ebeveynler önce kendileri öğrenebiliyor, ardından çocuklarıyla birlikte oyun oynayarak öğrendiklerini paylaşabiliyorlar. Buradaki temel hedefim eğitimde fırsat eşitliğine katkı sunabilmek. Çünkü her çocuğun kaliteli yabancı dil eğitimine ulaşma hakkı olduğuna inanıyorum. Anne babaların çocuklarına ayıracağı kaliteli zamanın, pahalı kurslardan çok daha kıymetli olduğunu düşünüyorum. Sonuçta bir çocuğa yapılabilecek en büyük yatırım eğitimdir.

 

Atölye temelli öğrenme anlayışınızdan da sıkça bahsediyorsunuz. Bu yaklaşımı biraz açar mısınız?

Ben yabancı dili sadece sınıf ortamına sıkıştırmanın doğru olmadığını düşünüyorum.

Dil yaşanarak öğrenilir. Bu nedenle yıllardır atölye mantığını İngilizce eğitimine uyarlıyorum.

Mutfakta kurabiye yaparken, bahçede tohum ekerken, resim yaparken, oyun oynarken, drama çalışmaları yaparken...

Çocuk aslında dili gerçek yaşam içinde kullanıyor. Bu yaklaşım birçok eğitim merkezine de ilham oldu. Bugün farklı şehirlerde benim geliştirdiğim etkinliklerden esinlenerek oluşturulan atölyeleri görmek bana büyük mutluluk veriyor. Bu benim için en büyük gurur kaynaklarından biri.

 

İkinci kitabınız “Yummy Riddles”dan da söz eder misiniz?

İkinci kitabım Torun Yayınları'ndan çıkan "Yummy Riddles (Leziz Bilmeceler)" isimli çift dilli çocuk kitabı. Aslında bu kitap ilk kitabımı tamamlayan bir çalışma. İlk kitabımda hikâyelerin yabancı dil öğrenimindeki önemini anlatırken oğlumu büyütürken kullandığım özel bir yöntemden bahsetmiştim. Ben buna "Bir gün Türkçe, bir gün İngilizce" tekniği diyorum. Çocuklar kendilerini güvende hissettiklerinde öğrenmeleri çok daha kalıcı olur. Bir çocuk tamamen yabancı bir hikâyeyi dinlediğinde kaygı yaşayabilir. Ancak daha önce Türkçesini bildiği bir hikâyeyi İngilizce dinlediğinde anlamadığı kelimeleri bağlamdan çıkarabilir. Bu durum onun özgüvenini artırır. Dil öğrenme sürecini de çok daha doğal hale getirir. Oğlum küçükken okuduğumuz hikâyelerin bir gün Türkçesini, ertesi gün İngilizcesini okuyordum. Masalları da aynı şekilde dinletiyordum. Bu yöntem gerçekten çok etkili oldu. Sonrasında bu deneyimi herkesle paylaşmak istedim ve "Yummy Riddles" ortaya çıktı.

 

Kitabın çocuklara sunduğu farklı yönler neler?

"Yummy Riddles" sadece iki dilli bir hikâye kitabı değil. Aynı zamanda içinde oyun bulunan bir oyun kitabı. Hikâye boyunca çocuklar bilmeceler çözüyor, tahmin yürütüyor, düşünerek ilerliyor. Bu sayede hem dikkatleri gelişiyor hem de dili doğal biçimde öğreniyorlar. Kitabın içinde bulunan kare kodlar sayesinde çocuklar hikâyeyi benim sesimden İngilizce olarak da dinleyebiliyorlar. Bu özellik özellikle telaffuz açısından ailelere büyük kolaylık sağlıyor. Kitabı çocuk kendi okuyacaksa 6 yaş ve üzeri için uygun. Ancak ebeveyn okuyacaksa okul öncesi dönemden itibaren rahatlıkla kullanılabilir.

 

 Son olarak ebeveynlere ve öğretmenlere vermek istediğiniz en önemli mesaj nedir?

Çocuklara yabancı dili öğretmeye çalışırken önce onları oyundan uzaklaştırmamak gerekiyor.

Oyun çocuğun işidir. Oyun aynı zamanda çocuğun dilidir. Eğer çocuk eğleniyorsa öğrenme zaten gerçekleşir. İngilizce yalnızca ders kitaplarının içinde kalmamalı. Hayatın içinde olmalı.

Birlikte yemek yaparken, oyun oynarken, kitap okurken, şarkı söylerken, resim çizerken...

Yani çocukla geçirilen her an aslında bir öğrenme fırsatıdır. Ben bütün çalışmalarımda bunu göstermeye çalışıyorum. En büyük dileğim, yazdığım iki kitabın hem öğretmenlere hem de ebeveynlere yol göstermesi ve çocuklarımızın yabancı dili severek, korkmadan, doğal yollarla öğrenmelerine katkı sağlamasıdır.



Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA