Mersin ihracatında yeni rota: Lojistik, demir yolu ve Suriye hattı öne çıkıyor




Tarih: 9 Ağustos 2026 Pazar 16:25


Gümrük müşaviri Güler Demir, Suriye’nin kısa vadede, Irak ve Körfez ülkelerinin ise orta vadede Mersin için önemli ticaret fırsatları sunduğunu belirterek; “Liman güçlü ancak hinterland bağlantılarının da güçlendirilmesi gerekiyor.” dedi.

 

ABDULLAH ÖZTÜRKMEN

 

Mersin’in ihracatta daha güçlü bir merkez haline gelmesi için yalnızca üretim kapasitesinin artırılmasının yeterli olmadığını belirten Çukurova Genç Girişimci İş İnsanları Derneği (ÇUGİDER) üyesi ve gümrük müşaviri Güler Demir, kentin lojistik ve gümrük altyapısının aynı anda güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Mersin’in limanı, tarımsal üretim gücü, sanayi bölgelerine yakınlığı ve Akdeniz’e açılan stratejik konumuyla önemli bir avantaja sahip olduğunu ifade eden Demir; bu avantajın ihracat performansına daha güçlü şekilde yansıtılabilmesi için taşıma maliyetlerinin ve lojistikte geçen sürenin azaltılması gerektiğini vurguladı. Demir, “Mersin’in avantajı sadece limanında değil. Asıl önemli olan, limanın arkasındaki üretim merkezlerine ne kadar hızlı ve düşük maliyetle bağlanabildiğimizdir. Ürünün tarladan limana, limandan da nihai pazara kadar olan bütün sürecini birlikte değerlendirmeliyiz.” dedi.

 

“LİMAN VE DEMİR YOLU ENTEGRASYONU EN ÖNEMLİ KONU”

Mersin’in ihracat gücünü artıracak adımların başında liman-demir yolu entegrasyonunun geldiğini belirten Demir, lojistik zincirinin limanla sınırlı olmadığını söyledi. “Mersin Limanı kentimizin en önemli ekonomik avantajlarından biri. Ancak limanın gücü kadar hinterland bağlantılarının da güçlü olması gerekiyor. Liman ve demir yolu entegrasyonu bence en önemli konu” diyen Demir, Yenice Lojistik Merkezi’nin kapasitesinin artırılması ve organize sanayi bölgelerinin demir yolu ağıyla daha güçlü şekilde bağlantılı hale getirilmesi gerektiğini ifade etti. Konteyner taşımacılığında blok tren uygulamalarının yaygınlaştırılmasının da önemli bir adım olacağını belirten Demir, şöyle konuştu: “Gaziantep-Mersin hattı bu açıdan önemli bir örnek. Gaziantep başta olmak üzere İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz hinterlandındaki üretim merkezlerini Mersin Limanı’na daha hızlı ve düşük maliyetle bağlayabilirsek limanın hinterlandını genişletmiş oluruz. Demir yolu taşımacılığını daha etkin hale getirdiğimizde karayolundaki yük de azalır. Bu, ihracatçı açısından hem maliyet hem de taşıma süresi bakımından ciddi bir avantaj sağlar.”

 

“GÜMRÜK SÜREÇLERİNİ HIZLANDIRMALIYIZ”

Mersin ihracatının önündeki önemli sorunlardan birinin gümrük işlemlerinde yaşanan beklemeler olduğunu dile getiren Demir, özellikle çoklu kontrollerin ihracatçı açısından zaman kaybına neden olduğunu söyledi. “Gümrük süreçlerinin sadeleştirilmesi ihracatçıların en önemli beklentilerinden biri. Özellikle tarım ürünlerinde hızlı ve risk bazlı denetim modelinin daha etkin uygulanması gerekiyor” diyen Demir, tek pencere sisteminin fiilen daha hızlı çalışması gerektiğini belirtti. Liman sahasındaki dijital evrak süreçleriyle fiziksel kontrollerin daha etkin biçimde entegre edilmesi gerektiğini ifade eden Demir, “Yoğun dönemlerde oluşan beklemeleri bu şekilde azaltabiliriz. Tır başına saatler düzeyinde yaşanan beklemelerin önüne geçmek mümkün. İhracatta zaman doğrudan maliyet demektir” diye konuştu. Özellikle yaş meyve ve sebze gibi bozulabilir ürünlerde zaman kaybının doğrudan ekonomik kayba dönüştüğünü vurgulayan Demir, “Bir ürünün gümrükte veya limanda gereğinden fazla beklemesi sadece lojistik bir sorun değildir. Ürünün kalitesini, maliyetini ve pazardaki rekabet gücünü etkiler. Bu nedenle gümrük ve lojistik süreçlerini birlikte hızlandırmalıyız” ifadelerini kullandı.

 

“ÜRÜNÜN TARLADAN PAZARA KADAR OLAN SÜRECİNE BAKMALIYIZ”

Mersin’in ihracatında tarım ve tarıma dayalı ürünlerin önemli bir yere sahip olduğunu hatırlatan Demir, özellikle yaş meyve ve sebze ihracatında lojistik zincirin bütün olarak ele alınması gerektiğine vurgu yaptı. “Biz çoğu zaman üretim kapasitesine odaklanıyoruz. Oysa ürünün tarladan limana, limandan da nihai pazara kadar geçen sürecini bir bütün olarak değerlendirmemiz gerekiyor” diyen Demir, taşıma, gümrükleme ve liman işlemlerinde yaşanan her gecikmenin ihracatçının maliyetini artırdığını belirtti.

Demir, “Lojistik zincirindeki verimliliği artırabilirsek Mersin’in rekabet gücünü doğrudan artırmış oluruz. Özellikle tarım ürünlerinde birkaç saatlik gecikmenin bile önemli sonuçları olabiliyor.” dedi.

 

“SURİYE KISA VADELİ FIRSAT, IRAK VE KÖRFEZ DAHA KALICI”

Bölgesel gelişmelerin Mersin ihracatı açısından farklı fırsatlar oluşturduğunu belirten Demir; Suriye, Irak ve Körfez pazarlarının Mersin açısından farklı zaman perspektifleriyle değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. “Suriye, Mersin için kısa vadeli bir lojistik fırsat. Orta Doğu orta vadeli bir büyüme alanı. Doğu Akdeniz ise stratejik rekabet ve fırsatların birlikte bulunduğu bir alan” değerlendirmesinde bulunan Demir, Suriye’deki gelişmelerin özellikle lojistik ve inşaat bağlantılı ticari hareketliliği artırabileceğini ifade etti. Mersin açısından daha büyük ve kalıcı potansiyelin Irak ve Körfez pazarlarında bulunduğunu vurgulayan Demir, “Irak-Körfez ticareti Mersin için daha büyük ve daha kalıcı bir fırsat. Irak’ın gıda ithalatı, Körfez ülkelerinin ise taze ürün talebi kentimiz açısından önemli bir potansiyel oluşturuyor” şeklinde konuştu. Demir, Mersin’in güçlü tarımsal üretim kapasitesinin bu pazarlara ulaşım avantajıyla desteklenmesi halinde kentin ihracatında önemli bir sıçrama yaşanabileceğini söyledi.

 

“KALKINMA YOLU VE ORTA KORİDOR ÖNEMLİ FIRSAT”

Türkiye’nin bölgesel ulaşım ve ticaret koridorlarındaki rolünün Mersin açısından önemli fırsatlar oluşturduğunu belirten Demir, Orta Koridor ve Kalkınma Yolu gibi projelerin kentin lojistik hareketliliğini artırabileceğini ifade etti. “Mersin’in yalnızca Türkiye’nin değil, çevre ülkelerin de ihtiyaçlarını karşılayan bir lojistik merkez haline gelebilmesi için altyapı yatırımlarını ticaret koridorlarıyla birlikte değerlendirmemiz gerekiyor” diyen Demir; Irak, Körfez ülkeleri ve Doğu Akdeniz hattındaki ticaretin büyümesi halinde Mersin Limanı’nın daha fazla yük çekebileceğine dikkat çekti. Bu fırsatın değerlendirilebilmesi için demir yolu bağlantılarının güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Demir, “Limanın arkasındaki üretim merkezlerine ne kadar hızlı ve düşük maliyetle bağlanabilirsek, Mersin’in hinterlandını da o kadar genişletiriz.” dedi.

 

“YÜK BAŞKA LİMANLARA KAYABİLİR”

Lojistik yatırımlarının gecikmesinin Mersin’in bölgesel ticaretteki avantajını zayıflatabileceği uyarısında bulunan Demir, limanlar arasındaki rekabetin giderek önem kazandığına dikkat çekti ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Yükün İskenderun ve Körfez limanlarına kayması, demir yolu entegrasyonunun gecikmesi Mersin açısından zayıf senaryoyu güçlendirebilir. Kentin mevcut avantajlarını koruyabilmesi için hizmet kalitesi, taşıma maliyetleri, gümrükleme süreleri ve hinterland bağlantılarında daha güçlü bir yapıya ihtiyaç var.  Mersin’i sadece bir liman kenti olarak değerlendirmemeliyiz. Mersin’i üretim, lojistik, gümrükleme ve dağıtım faaliyetlerinin bütünleştiği bölgesel bir ticaret merkezi olarak konumlandırmamız gerekiyor.”

 

“REKABET GÜCÜ LOJİSTİK MALİYETLERDEN GEÇİYOR”

İhracatta daha yüksek bir ivme yakalanabilmesi için firmaların üretim kapasitesi kadar lojistik maliyetlerinin de dikkate alınması gerektiğini belirten Demir, demir yolu taşımacılığının yaygınlaştırılmasının bu noktada önemli bir avantaj sağlayacağını söyledi. Demir, “İhracatçının rekabet gücü sadece ürünün fiyatıyla belirlenmiyor. Ürünün pazara hangi maliyetle ve ne kadar sürede ulaştığı da en az üretim maliyeti kadar önemli. Bu nedenle lojistik maliyetleri düşürmeden sürdürülebilir ihracat artışından söz etmek zor.” dedi. Gaziantep başta olmak üzere üretim merkezlerinin Mersin Limanı’na daha hızlı ve düşük maliyetle bağlanmasının kentin bölgesel ticaretteki rolünü güçlendireceğini belirten Demir, “Mersin’in avantajı limanında olduğu kadar, limanın arkasındaki üretim merkezlerine erişiminde yatıyor” ifadelerini kullandı.

 

“MERSİN BÖLGESEL TİCARET ÜSSÜ OLABİLİR”

Mersin’in coğrafi konumu, limanı, tarımsal üretimi ve sanayi merkezlerine yakınlığı sayesinde bölgesel ticarette daha güçlü bir konuma gelebileceğini belirten Demir, bunun kamu ve özel sektörün ortak hareket etmesiyle mümkün olacağını ifade etti. Demir, “Önceliğimiz sadece yeni pazarlara ulaşmak olmamalı. Mevcut lojistik altyapımızı daha verimli kullanmamız gerekiyor. Liman-demir yolu entegrasyonunu güçlendirir, gümrük süreçlerini hızlandırır, dijitalleşmeyi yaygınlaştırır, lojistik merkezlerin kapasitesini artırır ve bölgesel ticaret koridorlarını etkin kullanırsak Mersin ihracatta çok daha güçlü bir merkez haline gelebilir” diye konuştu.

Suriye’deki yeniden yapılanma süreci, Irak’ın artan ithalat ihtiyacı, Körfez’in gıda ve taze ürün talebi ile Türkiye’nin yeni ulaşım koridorlarının Mersin açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade eden Demir; bu fırsatların kalıcı ihracat artışına dönüştürülmesinin altyapı yatırımlarının zamanında hayata geçirilmesine bağlı olduğunu vurguladı. Demir sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Mersin’in önünde önemli bir ticaret fırsatı var. Ancak bu fırsatı kalıcı ihracat artışına dönüştürmek istiyorsak lojistik altyapı ile gümrük süreçlerini aynı anda güçlendirmemiz gerekiyor. Mersin’in hedefi yalnızca daha fazla yük taşımak değil, daha hızlı, daha düşük maliyetli ve daha rekabetçi bir ticaret merkezi olmak olmalı.”



Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA