AB’nin yeni ambalaj düzenlemesi turizm sektöründe de yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Otellerdeki mini şampuanlardan restoranlardaki tek dozluk sos ve şeker paketlerine kadar birçok alanda tek kullanımlık ambalajların azaltılması hedeflenirken; TÜRSAB Denetim Kurulu Başkanı ve MTSO Meclis Üyesi Hakan Bayındır, Türkiye’nin de bu dönüşüme hız vermesi gerektiğini söyledi. Bayındır, yeni sistemin çevre açısından olduğu kadar işletmelerin maliyetleri açısından da önemli avantajlar sağlayabileceğini belirtti.
ABDULLAH ÖZTÜRKMEN
Avrupa Birliği’nin ambalaj atıklarının azaltılması ve yeniden kullanımın yaygınlaştırılması amacıyla hayata geçirdiği yeni düzenleme, turizm sektörünü de yakından ilgilendiriyor. Otellerde misafirlere sunulan küçük şampuan, duş jeli ve benzeri kişisel bakım ürünlerinin tek kullanımlık ambalajları ile restoranlarda kullanılan tek dozluk sos, şeker ve benzeri ürün ambalajlarına yönelik kısıtlamalar; sektörün günlük işleyişinde değişiklikleri beraberinde getirecek. Yeni düzenlemeyle birlikte yeniden doldurulabilir ve yeniden kullanılabilir ürünlerin yaygınlaştırılması hedeflenirken, özellikle turizm işletmelerinin çevreye bıraktığı ambalaj atığının azaltılması amaçlanıyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan TÜRSAB Denetim Kurulu Başkanı ve MTSO Meclis Üyesi Hakan Bayındır, Avrupa ülkelerinde benzer uygulamaların uzun süredir kullanıldığını belirterek; Türkiye’nin de bu değişime ayak uydurması gerektiğini söyledi.
“AVRUPA’DA BU SİSTEM UZUN YILLARDIR UYGULANIYOR”
Avrupa’daki turizm işletmelerinin tek kullanımlık ürünler konusunda Türkiye’den daha önce adım attığını ifade eden Bayındır, özellikle otellerdeki uygulamaların artık değiştiğine dikkat çekti.
Bayındır, “Avrupa’da zaten uzun yıllardır bu böyle kullanılıyor. Tek kullanımlık ürünler artık yok. Ambalajlardan dolayı da yasaklanıyor. Gerçi bu Türkiye’de maliyeti de düşürecek. Onun için bizim de buna geçmemiz gerekiyor.” dedi. Tek kullanımlık ürünlerin yalnızca çevresel açıdan değil, işletmelerin maliyetleri bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Bayındır; yeniden doldurulabilir ürünlerin kullanılmasının işletmelere ekonomik açıdan da katkı sağlayabileceğini ifade etti.
Bayındır, turizm sektörünün büyük bölümünün bu dönüşüme aslında yabancı olmadığını belirterek; özellikle uluslararası zincir otellerde tek kullanımlık küçük şişelerin kullanımının önemli ölçüde azaldığını söyledi. “Türkiye’de uzun yıllardır zincir otellerin birçoğunda bunlar yapılmaya başlandı artık” diyen Bayındır, şöyle devam etti: “Büyük zincir otellerde tek kullanımlık şampuanlar yok artık. Sabit, duvarlara montajlı sistemler kullanılıyor. Ambalajlı, doldurulabilir şampuanlar kullanılıyor. Doldurulabilir sistemlere geçildi. Dolayısıyla bunun artık diğer otellere de yayılması gerekiyor.”
YEREL OTELLERE DE DÖNÜŞÜM ÇAĞRISI
Büyük otel zincirlerinin uygulamalarının diğer işletmeler açısından da örnek oluşturabileceğini belirten Bayındır, dönüşümün yalnızca büyük tesislerle sınırlı kalmaması gerektiğini ifade etti.
Özellikle yerel ve bağımsız otellerin de yeni uygulamalara hazırlık yapması gerektiğini ifade eden Bayındır, “Yerel, yani diğer otellerin de artık bunlara geçiş sağlaması isteniyor. Restoranlarda da bunlara geçiş sağlanması gerekiyor” diye konuştu. Bayındır, “Bu dönüşümün en önemli noktalarından biri, turizm işletmelerinin günlük kullanım alışkanlıklarını değiştirmesi. Bir misafirin konaklaması boyunca yalnızca birkaç kez kullanılacak küçük plastik şişelerin yerine, duvara monte edilen ve gerektiğinde yeniden doldurulabilen sistemlerin kullanılması hem ambalaj miktarını hem de işletmenin satın alma maliyetlerini azaltabilecek” diye ifade etti.
“MALİYETLERİ DE AŞAĞI ÇEKEBİLİR”
Yeni uygulamanın işletmeler açısından yalnızca bir zorunluluk olarak görülmemesi gerektiğini dile getiren Bayındır, düzenlemenin maliyetler açısından da fırsat yaratabileceğini söyledi.
Tek tek ambalajlanmış ürünlerin yerine büyük hacimli ürünlerin tercih edilmesinin işletme giderlerinde tasarruf sağlayabileceğini belirten Bayındır, bu nedenle Türkiye’de sektörün dönüşümü şimdiden değerlendirmesi gerektiğine vurgu yaptı. Bayındır, “Gerçi bu Türkiye’de maliyeti de düşürecek. Onun için bizim de ona geçmemiz gerekiyor” sözleriyle, çevresel dönüşümün ekonomik bir boyutunun da bulunduğuna dikkat çekti.
Turizm sektöründe özellikle yüksek sayıda müşteriye hizmet veren tesislerde küçük ambalajların ciddi miktarda atık oluşturduğunu belirten Bayındır, yeniden doldurulabilir sistemlerin bu açıdan daha verimli olduğunu sözlerine ekledi.
RESTORANLARDA TEK DOZLU ÜRÜNLER GÜNDEMDE
Düzenlemenin yalnızca konaklama tesislerini ilgilendirmediğini belirten Bayındır, restoranların da sürece hazırlanması gerektiğini söyledi. Tek kullanımlık sos, şeker ve benzeri ürünlerin küçük ambalajlarla müşteriye sunulmasının zaman içerisinde yerini daha sürdürülebilir çözümlere bırakması gerektiğini belirten Bayındır, restoranların da yeni sisteme uyum sağlamasının önem taşıdığını kaydetti. Bayındır, turizm sektörünün Avrupa pazarına doğrudan bağlı olduğunu ve Avrupa’dan gelen turistlerin çevre ve sürdürülebilirlik konularındaki hassasiyetlerinin giderek arttığına dikkat çekti.
Bu nedenle Türkiye’deki turizm işletmelerinin yalnızca yasal düzenlemeleri takip etmekle kalmayıp, tüketici beklentilerindeki değişimi de dikkate alması gerektiğini vurgulayan Bayındır, sürdürülebilirlik uygulamalarının turizm sektöründe rekabet açısından da önem kazanacağını söyledi.
“SEZON ÇOK GEÇ BAŞLADI”
Hakan Bayındır, ambalaj düzenlemesinin yanı sıra turizm sezonunun genel gidişatına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Sezonun beklenenden daha geç hareketlendiğini belirten Bayındır, özellikle dış pazarda belirli bir hareketlilik görülmesine rağmen iç pazarda aynı canlılığın oluşmadığını söyledi. Bayındır, “Sezon zaten çok geç başladı. Dış pazar için hareketlilik var ama iç pazarda istenilen hareketlilik yok. Bu da ekonomiyle alakalı olduğunu düşünüyoruz” ifadelerini kullandı. İç pazardaki hareketliliğin ekonomik koşullardan doğrudan etkilendiğini belirten Bayındır, vatandaşların tatil kararlarını verirken fiyatları daha fazla dikkate aldığını söyledi. Turizm işletmelerinin fiyat politikalarının da iç pazardaki talep üzerinde etkili olduğunu dile getiren Bayındır, özellikle sezonun son dönemine girilirken beklenen talebin oluşmamasının sektör açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“İÇ PAZARDA İSTENİLEN TALEP YOK”
Otel fiyatlarının iç ve dış pazara yönelik politikalarının farklılık gösterebildiğine dikkat çeken Bayındır, bu durumun yerli turistin tatil tercihlerini etkilediğine vurgu yaptı. Bayındır, “Fiyatların yüksekliğine gelince de oteller maalesef iç pazar fiyatlarında farklı bir tavır sergiliyorlar. Fiyat politikasında bundan dolayı iç pazarda, sezonun sonuna yaklaştığımızda istenilen talep yok.” dedi. Türkiye’nin turizm gelirleri açısından dış pazarın önemine dikkat çeken Bayındır, ancak iç turizmin de sektörün sürdürülebilirliği açısından göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti. Bayındır, bir yandan Avrupa’nın sürdürülebilirlik ve ambalaj konusunda getirdiği yeni kurallara uyum sağlanırken, diğer yandan iç pazardaki talebin artırılması için fiyat politikalarının da yeniden ele alınması gerektiğinin altını çizdi.
SEKTÖRE “ŞİMDİDEN HAZIRLANIN” MESAJI
AB’nin yeni ambalaj düzenlemesinin turizm sektörü açısından bir dönüşüm sürecini hızlandıracağını belirten Bayındır, Türkiye’deki işletmelerin bu süreci yalnızca bir zorunluluk olarak görmemesi gerektiğini söyledi. Tek kullanımlık ürünlerin azaltılması, yeniden doldurulabilir sistemlerin yaygınlaştırılması ve ambalaj atıklarının düşürülmesinin turizm işletmelerine uzun vadede hem çevresel hem de ekonomik katkı sağlayabileceğini ifade eden Bayındır, özellikle yerel otel ve restoranların bu konuda hazırlık yapmasının önemine dikkat çekti. Avrupa’da başlayan dönüşümün turizm sektörünün tamamına yayılmasının zaman meselesi olduğunu belirten Bayındır, Türkiye’nin de bu sürece şimdiden uyum sağlamasının hem işletmeler hem de sektörün geleceği açısından önemli olduğunu kaydetti. Bayındır, Avrupa’daki uygulamaların Türkiye’de de yaygınlaşmasıyla birlikte tek kullanımlık küçük ambalajların yerini yeniden doldurulabilir ve daha az atık üreten sistemlerin alacağını belirterek, turizm sektörünün bu değişime hazırlıklı olması gerektiğine bir kez daha vurgu yaptı.
|