Bilgisayar Mühendisi Turgut Ermercimek, yapay zekânın özellikle genç girişimciler için önemli bir fırsat oluşturduğunu belirterek; “İyi bir fikrin denenmesi artık daha kolay.” dedi.
ABDULLAH ÖZTÜRKMEN
Yapay zekâ, girişimcilik dünyasında oyunun kurallarını değiştiriyor. Daha önce yüksek maliyet, geniş ekip ve uzun zaman gerektiren birçok süreç; yapay zekâ destekli araçlarla çok daha kısa sürede gerçekleştirilebiliyor. Bilgisayar Mühendisi Turgut Ermercimek, özellikle genç girişimciler açısından yapay zekânın önemli bir fırsat sunduğunu belirterek; “Yapay zekâ girişimcinin eksiklerini tamamen kapatmaz ama ona önemli bir hareket alanı açar.” dedi.
“ESKİDEN FİKRİ ÜRÜNE DÖNÜŞTÜRMEK UZUN VE MASRAFLIYDI”
Girişimcilik sürecinde geçmişte ciddi bir ekip ve maliyet gerektiğine dikkat çeken Ermercimek, yapay zekâ öncesindeki dönemi şöyle anlattı: “Bir zamanlar iyi bir fikri ürüne dönüştürmek uzun ve masraflı bir yoldu. Önce teknik ekip bulunacak, sonra yazılım geliştirilecek, tasarım yapılacak, pazar araştırması hazırlanacak, yatırımcıya anlatılacak bir sunum oluşturulacak, ilk müşteri aranacaktı.”
Bu sürecin özellikle gençler açısından önemli bir engel oluşturduğunu belirten Ermercimek, bugün ise tablonun değişmeye başladığını ifade etti. Ermercimek, “Fikrin kendisi ne kadar güçlü olursa olsun, onu hayata geçirecek araçlara ulaşmak kolay değildi. Bugün tablo değişiyor. Yapay zekâ, genç girişimcinin eline daha önce büyük şirketlerin sahip olduğu imkânlara benzeyen araçlar veriyor. Bu değişim, her fikrin başarılı olacağı anlamına gelmiyor. Ancak girişimcinin fikrini deneme maliyetini ve süresini önemli ölçüde azaltıyor. İyi bir fikrin denenmesi artık daha kolay. Genç bir girişimci aylarca beklemeden basit bir prototip hazırlayabiliyor, hedef kitlesini analiz edebiliyor, ürününü anlatacak metni oluşturabiliyor, ilk tasarımını çıkarabiliyor ve müşteriyle konuşacağı dili geliştirebiliyor” şeklinde konuştu.
“ASIL MESELE; FİKİRDEN, ÇALIŞAN ÖRNEĞE GEÇEBİLMEK”
Girişimcilikte en zor aşamalardan birinin fikir ile gerçek ürün arasındaki mesafeyi kapatmak olduğunu belirten Ermercimek, girişimcilerin fikirlerini mümkün olduğunca erken test etmesi gerektiğini söyledi.
Ermercimek, “İnsan zihninde parlak görünen birçok fikir, kâğıda dökülünce dağılır. Kâğıtta iyi duran bazı fikirler ise kullanıcı karşısına çıkınca zayıf kalır. Yapay zekânın tam da bu noktada girişimciye hız kazandırıyor ve girişimciler fikirlerini yapay zekâ araçlarıyla farklı açılardan değerlendirebiliyor. Bir girişimci fikrini anlatıp kullanıcı senaryoları oluşturabiliyor, pazarın hangi noktada ihtiyaç duyduğunu tartabiliyor, rakiplerini daha hızlı inceleyebiliyor, hatta ürünün ilk ekranlarını tasarlayabiliyor. Burada önemli olan yapay zekânın verdiği cevabı doğrudan kabul etmek değil, o cevabı yeni sorularla geliştirmek ve gerçek kullanıcıyla test etmek.” dedi.
“GENÇ GİRİŞİMCİNİN SERMAYESİ SINIRLI OLABİLİR AMA DENEME GÜCÜ YÜKSEK”
Genç girişimcilerin çoğunlukla sınırlı sermaye ve küçük ekiplerle yola çıktığını belirten Ermercimek, buna rağmen gençlerin önemli bir avantajının bulunduğunu söyledi. “Genç girişimcinin çoğu zaman sermayesi sınırlıdır. Deneyimi azdır. Ekibi yoktur ya da çok küçüktür. Buna rağmen enerjisi, merakı ve deneme isteği yüksektir” diyen Ermercimek, yapay zekânın bu eksikliklerin tamamını ortadan kaldırmadığını vurgularken; teknolojinin girişimciye hareket alanı kazandırdığını ifade etti ve sözlerine şöyle devam etti: “Yapay zekâ, bu noktada genç girişimcinin eksiklerini tamamen kapatmaz ama ona hareket alanı açar. Eskiden bir fikri denemek için ciddi bir bütçe gerekirken, bugün doğru araçları bilen bir genç birkaç gün içinde fikrini daha görünür hale getirebilir.”
“YAPAY ZEKÂ, SADECE YAZILIM SEKTÖRÜNÜN ARACI DEĞİL”
Yapay zekânın yalnızca yazılım geliştiren girişimciler için kullanılabilecek bir teknoloji olmadığını belirten Ermercimek; küçük işletmelerden e-ticarete, danışmanlıktan üretime kadar pek çok alanda kullanılabileceğine dikkat çekti. Ermercimek, “Bir kafe açmak isteyen genç de yapay zekâdan faydalanabilir, e-ticaret yapmak isteyende, danışmanlık hizmeti vermek isteyende, küçük bir üretim atölyesi kurmak isteyen de. Menü planlamasından müşteri yorumlarının analizine, sosyal medya içeriklerinden stok tahminine, ürün açıklamalarından kampanya fikrine kadar birçok alanda destek alınabilir.” dedi. Küçük işletmelerin müşteri yorumlarını analiz ederek hangi konularda memnuniyet veya şikâyet oluştuğunu görebileceğini belirten Ermercimek; butik işletmelerin ürün performanslarını dönemsel olarak inceleyebileceğini, lojistik girişimlerinin teklif hazırlama süreçlerini hızlandırabileceğini söyledi.
“YAZILIMCIYI ORTADAN KALDIRMIYOR, ROLÜNÜ DEĞİŞTİRİYOR”
Yapay zekânın en hızlı dönüşüm yarattığı alanlardan birinin yazılım geliştirme olduğunu belirten Ermercimek; Cursor, GitHub Copilot ve Replit gibi araçların yazılımcıların çalışma biçimini değiştirdiğine vurgu yaptı. Ancak yapay zekânın yazılımcıyı gereksiz hale getirmediğini özellikle vurgulayan Ermercimek, yeni dönemde teknik becerilerin yanında problem çözme ve denetleme yeteneğinin daha önemli hale geldiğini söyledi. “Bu durum yazılımcıyı gereksiz hale getirmiyor. Tam tersine, iyi yazılımcının değerini başka bir noktaya taşıyor” diyen Ermercimek, değişen çalışma biçimini ise şu sözlerle özetledi: “Eskiden kod yazma hızı öne çıkardı. Bugün problemi doğru anlama, sistemi doğru kurgulama, gelen çıktıyı denetleme ve hatalı öneriyi ayıklama becerisi daha önemli hale geliyor. Yapay zekâ kod yazabilir, ancak ortaya çıkan kodun ne yaptığını anlamadan ürün geliştirmek riskli olur. Özellikle genç yazılımcılar yapay zekâyı bir öğretmen ve yardımcı gibi kullanmaması gerekiyor.”
“TEKNİK BİLGİSİ SINIRLI GENÇ DE İLK ÜRÜNÜNÜ GÖREBİLİR”
Yapay zekâ destekli araçların teknik bilgisi sınırlı olan girişimcilere de önemli bir avantaj sağladığını belirten Ermercimek, girişimcilerin yazılımcıyla iletişim kurmasını da kolaylaştırdığını söyledi.
Ermercimek, “Genç girişimci açısından buradaki fırsat açık. Teknik bilgisi sınırlı olsa bile fikrini daha iyi anlatabilir, ilk versiyonu görebilir, yazılımcıyla daha sağlıklı konuşabilir. Teknik bilgiye sahip girişimciler ise, yapay zekâ sayesinde daha hızlı ürün geliştirebilir. Küçük ekiplerin kapasitesi ciddi biçimde artabilir. İki üç kişilik bir ekip, iyi organize olursa eskiden on kişilik ekibin yaptığı hazırlığı çıkarabilir” diye konuştu.
VERİ VE GÖRÜNTÜ İŞLEME DE GİRİŞİMCİNİN ERİŞİMİNE AÇILIYOR
Yapay zekâdaki dönüşümün yazılımın ötesine geçtiğini belirten Ermercimek; veri analizi, görüntü işleme ve makine öğrenmesi alanlarının da girişimciler açısından daha erişilebilir hale geldiğini söyledi.
Ermercimek, “Eskiden görüntü işleme, makine öğrenmesi, büyük veri analizi gibi başlıklar çoğu girişimci için uzak görünürdü. Akademik bilgi, ciddi donanım, uzman ekip ve uzun deneme süreçleri gerekirdi. Hazır modeller, bulut servisleri ve açık kaynak araçların bu alanlara giriş eşiğini düşürür. Bir üretim hattındaki hatalı ürünü kamerayla tespit etmek, bir tarım alanındaki hastalığı görüntüden anlamaya çalışmak, müşteri davranışlarını analiz etmek, belgeleri sınıflandırmak, satış tahmini yapmak ya da büyük veri içinden anlamlı desenler çıkarmak artık yalnız büyük şirketlerin konusu değil. Ancak burada da uzmanlığın önemi korunuyor. Yanlış veriyle oluşturulan sistemler yanlış sonuçlar verebilir. Yanlış veriyle kurulan model yanlış sonuç üretir. Görüntü işleme de veri analizi de ciddiyet ister. Fakat genç girişimci için kapı artık daha aralık” ifadelerini kullandı.
“YAPAY ZEKÂ, GİRİŞİMCİNİN YERİNE GEÇEMEZ”
Yapay zekânın güçlü bir yardımcı olduğunu ancak girişimcinin müşteriyi ve pazarı doğrudan dinlemesi gerektiğini belirten Ermercimek, “masa başı girişimcilik” konusunda uyarıda bulundu.
Ermercimek, gerçek müşteri ihtiyacının yalnızca yapay zekâ tarafından hazırlanmış raporlarla anlaşılamayacağını belirterek şöyle devam etti: “Pazarın nabzını ekranda değil, sahada tutarsınız. Müşterinin gerçek ihtiyacını yalnızca bir rapordan değil, konuşarak anlarsınız. Ürünün işe yarayıp yaramadığını kullanıcı söyler. Bu nedenle girişimciler yapay zekâdan yararlanırken, müşteriden uzaklaşmaması gerekiyor. Teknolojinin insan ilişkilerinin yerine konulmaması gerekiyor. Yapay zekâ güçlü bir yardımcıdır, ama müşteriyle göz göze gelmenin, pazarı dinlemenin, ürünü test etmenin yerine geçmez.”
“KOLAY CEVABA FAZLA GÜVENMEYİN”
Yapay zekânın sunduğu kolaylığın girişimciler açısından aynı zamanda bir risk oluşturabileceğini belirten Ermercimek, özellikle doğrulama konusunda dikkatli olunması gerektiğini söyledi.
Pazar araştırması, hukuk ve finans gibi kritik alanlarda yapay zekâ çıktılarının mutlaka kontrol edilmesi gerektiğini ifade eden Ermercimek; girişimcilere şu uyarıda bulundu: “Yapay zekâdan alınan her çıktı kontrol edilmeli. Kaynak bakılmalı. Uzmanlık gerektiren alanlarda mutlaka insan görüşü alınmalı. Girişimcilikte hız büyük bir avantaj olsa da doğrulama yapılmadan alınan kararlar ciddi sorunlara yol açabilir. Önümüzdeki dönemde rekabetin yalnızca yapay zekâ kullananlarla kullanmayanlar arasında olmayacak. Teknolojiyi doğru kullanmak belirleyici olacaktır. Yeni rekabet artık yalnız yapay zekâ kullananlarla kullanmayanlar arasında olmayacak. Asıl fark, onu bilinçli kullananlarla yüzeysel kullananlar arasında oluşacak.” Bir yapay zekâ aracından alınan ilk cevabı olduğu gibi kullanmakla, o cevabı sorgulayıp geliştirmek arasında büyük fark olduğunu belirten Ermercimek; girişimcinin kendi saha bilgisini de sürece dahil etmesi gerektiğini söyledi. Ermercimek, “Bir taraf hazır metni kopyalayıp yoluna devam edecek. Diğer taraf sorusunu iyi kuracak, gelen cevabı geliştirecek, sahadan aldığı bilgiyle harmanlayacak, ürüne dönüştürecek. Kazanan büyük ihtimalle ikinci taraf olacak.” dedi.
“TÜRKİYE’DE GENÇLER İÇİN ÖNEMLİ BİR FIRSAT”
Yapay zekânın Türkiye’de genç girişimciler açısından da önemli fırsatlar oluşturabileceğini belirten Ermercimek; finansmana erişim, ekip kurma, pazara açılma ve mentörlük gibi sorunların devam ettiğini ancak teknolojinin başlangıç aşamasındaki bazı engelleri azaltabileceğini ifade etti. Ermercimek, “Türkiye’de genç girişimcilere yönelik yapay zekâ ve teknoloji programlarının da gündeme gelmesi, bu alanın girişimcilik ekosistemindeki ağırlığının arttığını gösteriyor. 2026 yılında gençlerin yapay zekâ alanında girişimci olarak yetiştirilmesine yönelik GENÇ2030 projesi açıklanırken, KOSGEB de teknoloji girişimlerinin yapay zekâ altyapılarına erişimini kolaylaştırmaya yönelik bir kredi programını duyurdu. Bu dönüşüm gençler için özellikle ‘ilk adım’ açısından değer taşıyor. Yapay zekâ bu sorunların tamamını çözmez. Yine de genç girişimcinin ilk adımı atmasını kolaylaştırır” diye konuştu.
“HER GİRİŞİMCİNİN YAZILIMCI OLMASI GEREKMİYOR”
Geleceğin girişimcisinin teknolojiyle daha yakın ilişki kurması gerektiğini belirten Ermercimek, her girişimcinin yazılım uzmanı olmasının gerekmediğini ancak teknoloji okuryazarlığının artık temel bir beceri haline geldiğini söyledi. Ermercimek, “Her girişimcinin yazılımcı olması gerekmez. Ama her girişimcinin teknoloji okuryazarı olması gerekir. Girişimci; yapay zekâya doğru soruyu sorabilmeli, aldığı cevabı değerlendirebilmeli, veriyi okuyabilmeli ve gerçek hayatta küçük denemeler yapabilmeli.
Ne sorduğunu bilen, aldığı cevabı denetleyen, fikrini küçük denemelerle test eden, veriyi okuyabilen ve müşteriyi dinleyen girişimci öne çıkacak” diye konuştu.
“YAPAY ZEKÂ BAŞARI VAAT ETMİYOR, DENEME İMKÂNI VERİYOR”
Yapay zekânın gençlere hazır bir başarı formülü sunmadığının altını çizen Ermercimek, teknolojinin asıl değerinin girişimcinin deneme maliyetini düşürmesi olduğunu söyledi. Ermercimek, “Yapay zekâ gençlere hazır başarı vaat etmiyor. Böyle bir dünya yok. Ama onlara daha hızlı deneme, daha az maliyetle öğrenme, daha küçük ekiple üretme ve fikrini daha cesurca ortaya koyma imkânı veriyor. Girişimciliğin temelinde hâlâ insanın emeği, cesareti ve karar verme becerisinin bulunuyor. Belki de bu dönemin en güzel tarafı burada. Eskiden bir fikrin yola çıkması için büyük sermaye, geniş ekip ve uzun zaman gerekirdi. Bugün merak eden, öğrenen, deneyen ve vazgeçmeyen gençler için kapılar biraz daha açık. O kapıdan geçmek ise hâlâ insanın cesaretine, emeğine ve aklına bağlı.” dedi.
|