“İşsizlik fonu işverene aktı”




Tarih: 23 Ağustos 2026 Pazar 16:01

MERVE KANKAN

DİSK-AR’ın Ağustos 2026 tarihli İşsizlik Sigortası Fonu araştırması, fondan işverenlere aktarılan kaynakların arttığını ortaya koyarken DİSK/Çukurova Bölge Temsilcisi-Genel iş Mersin şube Başkanı Kemal Göksoy, mevcut sistemin işçilerin fondan yararlanmasını zorlaştırdığını savundu. Göksoy, “İktidarın sermayeden yana tavrından vazgeçmesi gerekiyor. İşçinin, emekçinin hakkı korunmalı; bir günlük alın teri ve emek bile boşa gitmemeli” dedi.

 

 

DİSK-AR’ın yayımladığı Ağustos 2026 İşsizlik Sigortası Fonu’nun kullanımındaki değişimi yeniden gündeme taşıdı. Araştırmaya göre 2016 ile 2026 yılının Ocak-Temmuz döneminde İşsizlik Sigortası Fonu giderleri içinde işsizlik ödemelerinin payı yüzde 37,4’ten yüzde 31’e gerilerken, doğrudan ve dolaylı işveren teşvik ve desteklerinin payı yüzde 20,3’ten yüzde 44,3’e yükseldi. DİSK-AR verilerine göre 2016-2026 döneminde fondan işçilere ayrılan pay 6,4 puan azalırken, işverenlere aktarılan kaynakların payı 24 puan arttı. 2023-2026 Temmuz dönemi arasında ise işverenlere, işçilerin yaklaşık iki katı kadar kaynak ayrıldı. Son üç buçuk yılda İSF giderlerinin yüzde 51,6’sı işverenlere aktarılırken işçilerin aldığı pay yüzde 28,5’te kaldı. Haziran 2026 verisi de her 100 işsizden yalnızca 17’sinin işsizlik ödeneğinden yararlanabildiğini ortaya koydu. DİSK/Çukurova Bölge Temsilcisi-Genel iş Mersin şube Başkanı Kemal Göksoy, fondaki kaynakların kullanımından işsizlik ödeneğinden yararlanma şartlarına, Mersin’deki güvencesiz çalışma koşullarından işveren teşviklerine kadar pek çok başlığı gazetemize anlattı.

 

“MERSİN’DE KURALLI VE GÜVENCELİ BİR İŞ ORTAMI YOK”

Göksoy, İşsizlik Sigortası Fonu’ndan yararlanmak için getirilen çalışma ve prim koşullarının, Türkiye’deki çalışma hayatının gerçekleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, özellikle Mersin’de tarım, inşaat ve depo işçiliğinde güvencesiz çalışma koşullarının yaygın olduğuna dikkat çekti. Göksoy, “İşsizlik Fonu’ndaki adaletsizlik, yukarıda attığımız yasalarla beraber zaten belirgin. İşçinin çalışma süresini koymuş; en az son üç yılda 600 gün sigorta ödemesi gibi kanununu, yasasını koymuş. Şimdi Türkiye’de kurallı, güvenceli bir iş ortamı yok. Hele özellikle Mersin’den bahsediyorum. Mersin’de tarım işçiliği, inşaat işçiliği, depo işçiliği… Bunların her birisi kuralsız, güvencesiz çalışmayla ilgili meseleler. Yani bir işçinin, bize göre, DİSK’e göre bir günlük çalışması bile bir emektir, iştir, alın teridir. Onun bile boşa gitmemesi lazım. Bu uzatılan yasalar, çıkarılan kurallar ve koyulan süreler aslında işverenlerin elini güçlendiren, işverenlerin yararına olan, işverenlerin keyfiyetine göre hareket etmesini sağlayan bir fon oluşturuyor. Şimdi bu İşsizlik Fonu, işçilerden kesilen, işçilerin çalışma sürelerinde kendilerinden ayrılan bir pay. Bir kısmını devlet ödüyor ama sonuçta bu, işçilerle ilgili bir sorun.” dedi.

 

“KURALSIZLIK VE DENETİMSİZLİK KEYFİYETİ ORTAYA ÇIKARIYOR”

İşsizlik Sigortası Fonu’nun, işçinin işsiz kaldığı durumda belirli bir güvence sağlaması gerektiğini belirten Göksoy, işyerinin batması veya konkordato ilan etmesi gibi durumlarda işçinin haklarının korunması gerektiğini ifade etti. Ancak mevcut sistemde kurallı ve denetimli bir işleyiş bulunmadığını savunan Göksoy, bunun işçilerin haklarına ulaşmasını zorlaştırdığını söyledi. Göksoy, “İşçilerin işsiz kalmasının çeşitli nedenleri var. Asıl nedenlere dayandığı zaman işten çıkarılıyor yani işyeri batmıştır, konkordato ilan etmiştir. Fakat bunların kurallı, denetimli bir şekilde olması gerekir. Burada kurallı, denetimli bir işleyiş yok. Kurallı, denetimli bir işleyiş olmadığı için kuralsızlık, denetimsizlik ve keyfiyet de ortaya çıkıyor. Ciddi bir keyfiyet oluyor. Bu keyfiyet nedir?  İşçilerin, mesela maden ocaklarında son dönemlerde görüyoruz, işçiler boş yere işsizlik fonundan faydalanamıyor. Hak ettikleri paraları bile alamıyorlar. Bunun sebebi ne? Bunun sebebi sermayeye, işverene verilen ve onlara sunulan imkanlardır.” diye konuştu.

 

“İŞTEN ATMALAR YASAKLANMADIĞI SÜRECE SORUN BÜYÜR”

Göksoy, işten çıkarmaların önüne geçilmemesi ve işçinin alın terinin korunmasına yönelik düzenlemelerin yapılmaması halinde, işçilerin yalnızca işsizlik ödeneğinden değil, diğer temel haklarından da mahrum bırakılabileceğini söyledi. Göksoy, şunları aktardı: “Bunlar kurallı, güvenceli, yasal düzenlemeler haline gelmediği sürece, işten atmalar yasaklanmadığı sürece, işçinin alın terinin, emeğinin bir gününün bile kıymetli olduğunu bilen, söyleyen ve bunu savunan bir iktidar veya yönetim anlayışı olmadığı sürece, işçiyi ezmeye, ezilmeye, işsizliğe, hatta işsizlik fonundan bile yararlanmamaya sürükler gider. Bunu da her geçen gün düzeltmek yerine daha farklı yasalar çıkararak bunun önüne geçiyorlar.  Örneğin özel istihdam büroları diye bir büro kuruldu.”

 

“ÖZEL İSTİHDAM BÜROLARI İŞÇİ SİMSARLIĞINI MEŞRULAŞTIRDI”

Çalışma hayatındaki esnekleşmeye de dikkat çeken Göksoy, özel istihdam bürolarının işçiler açısından yeni bir güvencesizlik alanı oluşturduğunu ifade etti. Esnek ve sürekliliği olmayan çalışma biçimlerinin, işçilerin gerekli prim günlerine ulaşmasını da zorlaştırdığını belirten Göksoy, bu sistemin işveren lehine sonuçlar doğurduğunu söyledi. Göksoy, “Özel istihdam bürolarının asıl meselesi aslında işçi ticaretidir, işçi simsarlığıdır. Yani gelişmiş ülkelerin birçoğunda bu yasaklanmışken bizim ülkemizde meşrulaştırdılar, yetmedi, yasallaştırdılar. Şimdi bu özel istihdam büroları adı altında esnek çalışma koşulları, esnek çalışma kuralları da getirilince, bu işçilerin İşsizlik Fonu’ndaki o rakamları, yani çalışma sürelerini yakalama şansı yok zaten. Çünkü kurallı, güvenceli bir iş olmadığı için daimi, süreklilik arz eden bir iş değil bu. Doğal olarak, o yasal düzenlemelerle getirilen, kuralsız ve güvencesiz işçiliğin önünü açan, özel istihdam büroları altında kiralık işçiliği meşrulaştıran, esnek çalışmayı ve kuralsız çalışmayı öne koyan bir anlayışın kurallı, güvenceli, düzenli bir iş imkânı sunması da olanaklı değil. Bunların tamamı işverene yarayan bir anlayış. İşveren istediği gibi istediği işçiyi getirir, istediği zaman işine geldiği yerde çalıştırır, işine gelmediği yerde gönderir. Gönderdiği zaman ne olacak? İşsizlik sigortasını, İşsizlik Fonu’nu da geç. Bu, kıdem tazminatına da yansır. Kıdem hakkı da kazanamaz. Yani bu işçileri tamamen köleleştirme… Bu fonla beraber o yasalar hem fonları etkilediği gibi aynı zamanda işçileri kuralsız, güvencesiz bir kölelik sisteminde çalıştıran; haklarından, hukuklarından, emeklerinden, alın terlerinden yoksun bırakan ama sermayenin gücünü daha da artıran bir anlayış. Mesele bu. Bu anlayışa karşı yasal düzenleme dediğim yerde onu diyorum. Yasal düzenlemeler getirilmelidir. Yani bunlar yeniden gözden geçirilmelidir.” ifadelerini kullandı.

 

“BU ÜLKENİN ÇARKI BİZİM OMUZLARIMIZDA”

Vergi yükünün önemli bölümünün işçiler, emekçiler, çiftçiler ve esnafın üzerinde olduğunu dile getiren Göksoy, buna karşın kamu kaynaklarının kullanımında işçilerin yeterince gözetilmediğini savundu. Göksoy, sözlerine şöyle devam etti: “Bu ülkenin yüzde 72’ye yakın vergisini işçiler, emekçiler, ezilenler, yoksullar, çiftçi ve esnaf; bu kesim ödüyor. Bu ne demektir? Bu ülkenin dönmesi, çarkı bizim omuzlarımızda. İşçinin, emekçinin, çiftçinin, esnafın omuzlarında. Bir taraftan bu omuzlarımızdayken, daha maaşımızı almadan vergilerimiz kesilirken, öbür taraftan da yasal düzenlemelerde kuralsız, güvencesiz çalışmaların önü açılıyor. Yasal düzenlemelerde, işçiye ödenmesi gereken fondan daha fazlası işverene ödeniyor. İşverene hak tanınıyor. Bu Covid-19, yani pandemi sürecinde başladı ama 2008’de düzenlenen yasaya baktığın zaman orada daha fazla geriye götürdü. Onun için ülkemizde, daha işin özü, işçiden, emekçiden yana değil; patronlardan, sermayeden, holdinglerden yana yasalar çıkarıldı. Bunu çeşitli siyasi nedenleri de var.  Bu siyasi nedenlerden biri de şu: İktidarlar, hükümetler işçiden, emekçiden değil sermayeden beslendiği için onları daha çok koruyorlar. Biz de diyoruz ki bu ülkenin yükü omuzlarımızdaysa, bizim vergilerimizle ülke çarkı dönüyorsa, bizim de taleplerimizi haykırmak, istek ve taleplerimizin yerine gelmesini istemek en doğal hakkımızdır. Bunu söyleyecek hakkımız da var, cüretimiz de var. Bir işçi sendikalarının temsilcileri olarak biz, işçilerin tabandan gelen bu sesini duyurmak için varız.”

 

DİSK’TEN ÜÇ TEMEL TALEP

İşsizlik Sigortası Fonu’nun yanı sıra kıdem tazminatı, iş güvencesi ve çalışma koşulları konusunda da mücadeleyi sürdüreceklerini belirten Göksoy, DİSK olarak üç temel taleplerinin bulunduğunu ifade etti: “Yasal düzenlemelerin yapılması, kuralsız ve güvencesiz çalıştırmanın yasaklanması ve İşsizlik Sigortası Fonu’nun işsiz kalan işçilere yönelik kullanılması. Biz bu süreçlerin, bunların bu fondan tutun kıdem tazminatına kadar; işçilerin haklarına, özlük haklarına, iş güvencelerine, kurallı ve güvenceli çalışmalarına, insanca yaşamlarına dönük mücadeleyi dün de veriyorduk, bugün de vereceğiz. Yani eşitlikçi, demokratik; vergide ve gelirde adaletin olduğu bir düzenin, milli hasıladan doğan payın eşit dağılımından tutun, işçilerin bu haklarından yoksun bırakılmalarına kadar her şey normalleşene kadar; insanca yaşanır ücret, insanca yaşanır çalışma ortamı sağlanana kadar biz Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu olarak mücadele etmeye, bu hakları savunmaya ve alıncaya kadar da sokakta durmaya devam ediyoruz.”  Göksoy, İşsizlik Sigortası Fonu’ndaki kaynakların kullanımında işçilerin payının azaltılmasına karşı üç temel düzenleme yapılması gerektiğini belirterek, taleplerini şöyle sıraladı: “Bir: Yasal düzenleme. İki: Kuralsız, güvencesiz çalıştırmanın yasaklanması. Üç: İşsizlik Sigortası Fonu’nun tamamının işsiz kalan işçilere ödenmesi. Milyarlarca liralık İşsizlik Sigortası Fonu’nda işçilerin payı azalıyor. Dolayısıyla iktidarın sermayeden yana tavrından vazgeçmesi, işçinin, emekçinin hakları konusunda yasal düzenlemeler yapması gerekir. Bir günlük alın teri ve emek bile boşa gitmemelidir.”



Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA