Tarsus’un yaşayan hafızası belgesel oluyor




Tarih: 24 Ağustos 2026 Pazartesi 16:00


Mersinli yönetmen Erdal Açık; binlerce yıllık geçmişi, inanç merkezleri, kültürel mirası, doğal güzellikleri ve yaşayan gelenekleriyle öne çıkan Tarsus’u dört bölümlük belgeselle ekrana taşımaya hazırlanıyor. “Yaşayan Tarih Tarsus” adıyla çekilecek yapımda, kentin tarihî yapılarının yanı sıra sokakları, insanları, yerel lezzetleri ve geleneksel değerleri de anlatılacak.

 

ABDULLAH ÖZTÜRKMEN

 

Mersinli yönetmen Erdal Açık; bu kez kadim kent Tarsus’un tarihini, kültürünü ve gündelik yaşamını konu alan yeni bir belgesel çalışması için kamera arkasına geçiyor. “Yaşayan Tarih Tarsus” adıyla hazırlanan belgesel, sinema tadında dört bölümden oluşacak. On bin yılı aşan köklü geçmişiyle çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapan Tarsus’un, yalnızca tarihî yapılarıyla değil; inanç merkezleri, kültürel zenginliği, yerel mutfağı, doğal güzellikleri ve yaşayan gelenekleriyle de benzersiz bir şehir olduğunu ifade eden Açık, belgeselin Tarsus’u bütün yönleriyle anlatmayı hedeflediğini söyledi.

Belgeselde; kentin tarihî mekânları ve kültürel mirasının yanı sıra Yörük kültürü, Tarsus mutfağı, sanat hayatı, sokak kültürü ve geleneksel sporlar da yer alacak. Çalışmanın önemli başlıklarından birini ise Tarsus Karakucak Güreşleri oluşturacak.

 

MERSİNLİ AHMET’İN LONDRA YOLU DA ANLATILACAK

Tarsus Karakucak Güreşleri’nin, kentin önemli geleneklerinden biri olduğuna dikkat çeken Açık, bu geleneğin Mersinli Ahmet olarak tanınan Ahmet Taşçı’nın güreş kariyerinde de özel bir yere sahip olduğunu kaydetti. Açık, “Belgeselde Tarsus’un tarihî yerlerini, Yörüklerini, gastronomisini, sanatını ve kentin yaşam kültürünü anlatacağız. Ancak bizim için en önemli bölümlerden biri de Tarsus Karakucak Güreşleri olacak. Bu güreşler, Mersinli Ahmet’in Londra yolunu açan, onun spor yaşamında önemli bir dönüm noktası olan güçlü bir gelenek. Bu değeri de belgeselde geniş biçimde ele almak istiyoruz.” dedi. Tarsus’un geçmişten günümüze farklı kültürlerin, inançların ve yaşam biçimlerinin buluştuğu önemli bir merkez olduğuna işaret eden Açık; belgeselin yalnızca tarih anlatan bir yapım olmayacağını vurguladı.

 

“TAŞLARINDA TARİH, SOKAKLARINDA HAYAT VAR”

Belgesel çalışması öncesinde Tarsus’ta keşif çekimleri yaptıklarını anlatan Açık, ilk planlarının tarihî yapıları ve geçmişin izlerini görüntülemek olduğunu belirtti. Ancak kenti adım adım gezdikçe belgeselin anlatım biçiminin değiştiğini ifade eden Açık, Tarsus’un yaşanarak anlaşılabilecek bir şehir olduğunu söyledi. Açık, “Bir şehir düşünün; sokaklarına cumbalı evlerin gölgeleri düşüyor, dışarıya açılan geniş tahta avlu kapıları var. Daracık bir sokaktan geçerken, sabahın ilk ışıklarıyla fırından yayılan taze ekmek kokusu sizi karşılıyor. İnsanların birbirine gülümseyerek selam verdiği, sokakları dar ama yürekleri geniş insanların yaşadığı bir şehir… İşte bu şehir Tarsus” diye konuştu.

Tarsus’un geçmişiyle övünen ancak geçmişe hapsolmayan bir kent olduğunu dile getiren Açık, “Bu şehir, yüzyıllar önce yaşanmış ve bugün hâlâ konuşulan büyük bir aşka şahitlik etmiş. Farklı medeniyetlerin izlerini taşımış, inançların buluşma noktası olmuş. Geçmişini saklamak yerine, geçmişini bugünün insanına yeniden yaşatan bir şehir. Biz de bu belgeselde Tarsus’un yalnızca taşını, duvarını, tarihî yapısını değil; o yapılarla birlikte yaşayan insanını ve hayatını göstermek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

 

“HER SOKAKTA AYRI BİR HİKÂYE SAKLI”

Keşif çalışmaları sırasında Tarsus’un kendilerine farklı bir bakış açısı sunduğunu söyleyen Açık, kentin her köşesinde ayrı bir hikâyeyle karşılaştıklarını belirtti. Açık, “Çekim takvimimizi hazırladık ve keşif için Tarsus’a geldik. İlk düşüncemiz, tarihî mekânları ve geçmişin izlerini görüntülemekti. Fakat şehri gezmeye başladıkça fark ettik ki Tarsus yalnızca taşlarında tarih taşıyan bir şehir değilmiş. Her sokağında bir hikâye, her kapısında başka bir hayat, her yüzünde geçmişten bugüne uzanan bir iz saklıymış.” dedi. Belgeselin rotasının da bu keşif sürecinde yeniden şekillendiğini dile getiren Açık, “Tarsus’u gezdikçe yeniden düşündük. Çünkü artık yalnızca Tarsus’un tarihini anlatmak istemiyorduk; Tarsus’un kendisini yaşamak istiyorduk. Bu şehirde tarih, sadece müzelerde ya da tarihî yapılarda değil; sokakta, çarşıda, evlerde, insanların sohbetinde ve günlük yaşamın içinde de var” diye konuştu.

 

KIRKKAŞIK BEDESTENİ’NDE DOĞAN FİKİR

Belgesel ekibinin keşif gezisi sırasında Kırkkaşık Bedesteninde verdiği çay molasının, yapımın temel düşüncesini daha da güçlendirdiğini anlatan Açık, ekipte yer alan Muhammet Doldur’un sözlerinin kendisini etkilediğini söyledi. Açık, “Günün sonunda yolumuz Kırkkaşık Bedesteni’ne düştü. Bir çay molası verdik. Yorgunluğun üzerine aldığım bir yudum çayın ardından Muhammet Doldur bana dönüp, ‘Hocam, bu şehir yaşanmalı. Yaşamadan anlayamayız’ dedi. Bir an sustum. Çünkü çok haklıydı” ifadelerini kullandı. Bazı şehirlerin yalnızca anlatılarak tanınamayacağını vurgulayan Açık, “Bazı şehirler anlatılmaz, yaşanır. Tarsus da onlardan biri. Belki de ‘Yaşayan Tarih Tarsus’u anlayabilmenin tek yolu, onun tarihine bakmak değil; o tarihin içinde biraz olsun yaşamaktır. Belgeselimizin ruhunu da bu düşünce oluşturacak.” dedi. Dört bölümlük belgeselde Tarsus’un tarihî dokusu, inanç turizmi açısından taşıdığı değer, kültürel mirası, geleneksel yaşam biçimi, Yörük kültürü, yerel lezzetleri, sanatçıları ve Karakucak güreşleri kapsamlı biçimde işlenecek.

 



Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA