MERVE KANKAN
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz, Mersin Marina’da düzenlediği basın toplantısında iktidarın iç, dış ve çevre politikalarını sert bir dille eleştirdi. Ekonomik krizin ve enflasyonun ülkeyi felakete sürüklediğini savunan Kocamaz; şehit yakınları ile gazilerin mağduriyetine ve Mersin sahillerini tehdit eden mikroplastik ile sanayi kirliliğine dikkat çekerek, kitlesel mücadele çağrısında bulundu.
Mersin Marina’da bölge basınıyla bir araya gelen İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz geniş katılımlı basın toplantısında; Türkiye’nin iç ve dış politikasına, Meclis’in işleyişine, ekonomik krize ve Mersin’i tehdit eden çevre felaketlerine dair çok sert ve detaylı açıklamalarda bulundu. Siyasette 50 yılı geride bıraktığını, 25 yıl boyunca belediye başkanlığı yaptığını ve son 3 yıldır da İYİ Parti Mersin Milletvekili olarak parlamentoda görev aldığını hatırlatan Kocamaz; Türkiye’nin son 8 yıldır uygulanan yönetim sistemi nedeniyle ağır bir tahribat yaşadığını söyledi.
"MECLİS TİYATROYA ÇEVRİLDİ, KHK'LAR ÜLKEYİ KİLİTLEDİ
Konuşmasında mevcut yönetim sistemini sert sözlerle eleştiren Burhanettin Kocamaz; Türkiye Cumhuriyeti’nin 103 yıllık tarihinin 95 yılını parlamenter sistemle geçirdiğini, bu süreçte ihtilaller ve muhtıralar yaşansa da sistemin kendini toparlayabildiğini vurguladı. Son 8 yıldır uygulanan "Türk tipi başkanlık sistemi" ile Meclis’in işlevsiz hale getirildiğini öne süren Kocamaz, şu ifadeleri kullandı: "Türkiye Cumhuriyeti Devletimiz bir kurtuluş mücadelesi sonucunda kuruldu. Tam 95 yıl parlamenter demokratik sistemle yönetildi. Bu dönem içerisinde sıkıntılar, ihtilaller, muhtıralar, 28 Şubatlar yaşadık ama sistem parlamenter olduğu için çok geçmeden toparlandık. Ancak son 8 yıldır parlamentonun bütün yetkileri bir kişi üzerinde toplandı. Maalesef saraydan gelen her teklif; çok fazla detayına inilmeden, muhalefetin bütün eleştirilerine rağmen noktası dahi değiştirilmeden parlamentodan çıkarılıyor. Bu da olmazsa kanun hükmünde kararnameler çıkarılıyor; akşam akla gelen sabah Resmî Gazete’de yayımlanıyor. Neticede bunların büyük kısmı Anayasa Mahkemesinden geri dönüyor çünkü anayasaya aykırı. Meclis’in yükünün yüzde 80’i bu hatalı KHK’ların düzeltilmesine gidiyor. Meclis televizyonunu izleyenler o perişan hali görüyor. Cumhur İttifakı sıraları, özellikle AKP sıraları bomboş. 267 milletvekilleri var, bakıyorsunuz orada üç kişi oturuyor. Muhalefet yoklama istediğinde koşa koşa geliyorlar. Hangi kanunu oylayacaklarını dahi bilmeden gelip bize 'Abi biz neyi oylayacaktık?' diye soruyorlar. Biz de 'Burada olsaydınız görürdünüz' diyoruz. 'Siz ne oy veriyorsunuz, biz tersini vereceğiz' anlayışıyla oy kullanıyorlar. Gazi Meclis maalesef tiyatro gibi, oyuncak hale getirilmiş durumda. Ben bu süreçte 116 genel kurul konuşması yaptım, komisyonlarda 22 kez, gündem dışı 5 kez, yerimden 56 kez söz aldım; 50 adet araştırma önergesi verdim. Ancak iktidar muhalefetten gelen hiçbir konuyu gündeme almıyor. Bunun adı demokrasi olamaz."
"70'LERDE SAVAŞ VARDI, AMBARGO VARDI; BUGÜN SAVAŞ YOK AMA CEPTE PARA YOK"
Ekonomideki tahribatı ve TÜİK verilerini eleştiren Kocamaz, iktidarın 1970’li yıllarla günümüzü kıyaslayan söylemlerini yanıtladı. Geçmişteki kuyrukların arkasında Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası uygulanan ambargolar olduğunu hatırlatan İYİ Parti’li Kocamaz, bugünkü durumun ise nitelikli bir yönetim krizinden kaynaklandığını belirterek; "İktidara yakın kişiler 'Geçmişte tüp, yağ, şeker kuyrukları vardı, bugün her şey var' diyorlar. Doğru ama işin aslını söylemiyorlar. 1977-78 dönemindeki o yokluklar Kıbrıs Barış Harekâtı nedeniyle tüm emperyalist güçlerin bize ambargo uygulamasından kaynaklanıyordu. O dönem herkesin cebinde para vardı ama alacağı ürün yoktu. Bugün ise her ürün var ama insanların cebinde para yok. Dünyada enflasyon krizleri en fazla 1,5 yıl sürer. 2001 krizinde de 1,5 yıl sürmüştü. Bizde ise 8 yıldır iki haneli ve üç haneli enflasyon rakamlarıyla mücadele ediliyor. İnsanlara 'Almanya’da enflasyon yüzde 2’den yüzde 7’ye çıktı, yüzde 350 arttı' yalanını söylüyorlar. Türkiye’de yüzde 8’den yüzde 35’e, yüzde 50’ye, hatta yüzde 160’a çıkan enflasyonu görmezden geliyorlar. TÜİK rakamlarına bile kimse inanmıyor. 2002 yılında 180 lira olan asgari ücretle 7 tane çeyrek altın alınabiliyordu, bugün kaç tane alınabiliyor? 'Nas var' diyerek faiz düşürüp ekonomiyi düzelteceklerini zannettiler, her şeyi altüst ettiler. Ağır ifadeler kullandıkları Mehmet Şimşek’i geri getirmek zorunda kaldılar ve en yüksek faiz sistemine geçtiler. Çukurova’da tarım arazilerinin dönümü 2 milyondan 300 bin liraya düştü. Çiftçi tam ürününü piyasaya çıkaracakken ithalat yapılıyor ya da ihracat engelleniyor. Bu politikalar tesadüf değildir; bilinçli bir şekilde üreticiyi bitirmek için uygulanıyor" ifadelerini kullandı.
"BELEDİYE BAŞKANLIĞIMDA KÜRT VATANDAŞLARIMIZLA HİÇBİR PROBLEMİM OLMADI"
Siyasi geçmişine ve Türk milliyetçiliği anlayışına değinen Kocamaz, ayrıştırıcı politikalara karşı birlik mesajı verdi: "Ben 25 yıl belediye başkanlığı yaptım. Kurallar çerçevesinde hareket eden hiçbir Kürt kökenli vatandaşımla problemim olmadı. Tarsus’ta da Mersin’de de onlardan oy aldım. 2019’da önümüz kesildiğinde Doğu ve Güneydoğu’dan göç etmiş vatandaşlarımızın yaşadığı mahallelerin muhtarları bana gelip 'Senin dönemindeki kadar rahat etmedik, ilk defa adam yerine konduk' dediler. Mustafa Kemal Atatürk’ün belirttiği gibi; Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan herkes Türk vatandaşıdır. Ben bir Türk milliyetçisiyim. Türk milliyetçisi, vatanını ve milletini en çok seven insandır. Bu ülkeyi herkesten çok seviyorsak, bölünmesine ve parçalanmasına karşı çıkacağız; bölmek isteyen hainlere karşı safları sıklaştırıp herkesi kucaklayacağız."
"GAZİLER PARKLARDA SABAHLIYOR, GETİRİLEN KANUN RÜŞVET NİTELİĞİNDEYDİ"
Haftalardır eylem yapan şehit yakınları ve gazilerin durumunu gündeme getiren Kocamaz, Meclis’teki kanun teklifi sürecine dair şunları kaydetti: "Gazilerimiz ve şehit ailelerimiz haftalardır Ankara Güvenpark’ta ve Kurtuluş Parkı’nda haklarını arıyor. Polis zoruyla itildiler, orada 24 saat yatıyorlar, açlık grevine başlayanlar var. Temmuz ayında şehit ve gazilerimizle ilgili verdiğimiz kanun teklifi iktidar oylarıyla reddedildi. 'Biz kabul etmiyoruz, önümüzdeki hafta kendimiz getireceğiz' dediler. Arkasından sırf bu 'Terörsüz Türkiye' dedikleri projeye zemin hazırlamak ve kamuoyuna rüşvet vermek amacıyla, şehit ve gazilerimizin derdine derman olmaktan uzak yetersiz bir yasa çıkardılar. İktidar partilerinin o insanların yanına gidecek yüzü dahi yok."
"MERSİN SAHİLLERİ MİKROPLASTİK İSTİLASI ALTINDA, SANAYİ KİRLİLİĞİNE KARŞI BİRLEŞMELİYİZ"
Toplantının son bölümünde Mersin’deki çevre kirliliği, atık ithalatı ve mikroplastik tehdidiyle ilgili basının sorularını yanıtlayan Kocamaz, somut mücadele örnekleri vererek kitlesel eylem çağrısı yaparak; "Mersin, Türkiye ekonomisi ve stratejisi açısından hayati bir kenttir ama üzerine sürekli oyunlar oynanıyor. Avrupa ülkeleri doğayı korumak adına çimento fabrikalarını kapatırken, Türkiye’de mantar gibi çimento fabrikası kuruluyor. Medcem’de ünite sayısı üçe çıkarıldı, o bölgedeki ağaçlar çimento tozundan griye döndü. Tarsus belediye başkanlığım döneminde 7 ilin kimyasal atığını Tarsus Kusun Deresi yanına getirmeye kalktılar. Derin hendekler kazdırarak, otobüslerle halkı ve çevre derneklerini taşıyarak ÇED toplantısını yaptırmadık, o tesisi engelledik. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığımız döneminde denetimler için bir helikopter aldık. 'Kendine makam aracı aldı' dediler ama o helikopter, deniz kirliliği yaratan gemilere kesilen cezalarla kendi parasını çok kısa sürede çıkardı. Deniz süpürgelerini ve arıtma motorlarını kente biz kazandırdık. Bugün Mersin sahillerinde yoğun bir mikroplastik kirliliği ve atık ithalatı sorunu var. Yerel lobilerin ve basının bu konuyu sürekli gündemde tutması gerekiyor. Arslanköy üzerindeki boksit madeni ve denizimizdeki mikroplastik tehdidine karşı bu hafta çevre dernekleriyle bir araya geleceğim. Ferdi mücadeleler sonuç vermiyor; basın, sivil toplum ve siyasiler olarak bu kente hep birlikte sahip çıkmak zorundayız." dedi.
|