“Mersin’i alüvyon zemin vurabilir”




Tarih: 26 Ağustos 2026 Çarşamba 17:39


Mersin Üniversitesi Jeoloji Bölümü emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Selim İnan, kentin fay hatlarına uzak görünmesine rağmen en büyük riskin kıyı şeridindeki gevşek alüvyon zemin ve yüksek katlı yapılaşma olduğunu belirterek; acil zemin ve kentleşme uyarısında bulundu.

 

ABDULLAH ÖZTÜRKMEN

 

Mersin Üniversitesi Jeoloji Bölümü’nden emekli Prof. Dr. Selim İnan; Kayseri, Adıyaman ve Erzincan’da son dönemde peş peşe meydana gelen düşük ölçekli depremlerin ardından Mersin’in deprem riskine dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Bölgedeki hareketliliğin 6 Şubat depremlerinin olağan bir sonucu olduğunu belirten Prof. Dr. İnan, kenti bekleyen asıl büyük tehlikenin zemin sıvılaşması ve kıyı şeridindeki yüksek katlı yapılaşma olduğuna dikkat çekti.

 

"YILDA 30 BİN DEPREM KAYDEDİLİYOR, KORKULACAK BİR DURUM YOK"

Son haftalarda farklı illerde hissedilen sarsıntıların vatandaşlar üzerinde yarattığı tedirginliği değerlendiren Prof. Dr. Selim İnan, bu durumun yerkürenin son derece olağan bir döngüsü olduğunu vurguladı. Dünyada her yıl çeşitli büyüklüklerde yaklaşık 3,5 milyon deprem meydana geldiğini hatırlatan İnan, şu bilgileri paylaştı: “Bizim ülkemizde ise her yıl değişik ölçeklerde 30 bine yakın deprem kaydediliyor. Elazığ, Kayseri ve çevre illerde son ay içerisinde yaşanan depremler de bu istatistiğin bir parçası. Özellikle 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan ve ülkemiz için bir milat olan büyük depremlerden sonra 500 kilometrelik devasa bir yer kabuğu yarıldı. Bu kırığın yerine oturması uzun bir süre alacaktır. Dolayısıyla Doğu Anadolu Bölgesi'nde meydana gelen bu küçük sarsıntılar, büyük depremlerden sonraki olağan yer değiştirmelerdir. O bölge için henüz korkulacak bir durum görmüyorum; 3 ve 4 büyüklüğündeki bu depremleri son derece doğal karşılamalıyız.”

 

"MERSİN FAYLARA UZAK ANCAK AKDENİZ'DE TSUNAMİ RİSKİ VAR"

Mersin kent merkezinin aktif ve büyük deprem üretecek fay hatlarına mesafe olarak uzak konumlanmasının büyük bir avantaj olduğunu belirten Prof. Dr. İnan, kenti çevreleyen fay zonlarının son durumunu şu sözlerle özetledi: “Doğu Anadolu Fay Hattı üzerindeki enerji, 6 Şubat ve ardından 20 Şubat'ta Hatay'da yaşanan depremlerle büyük ölçüde açığa çıktı. Bu nedenle o bölgelerde uzun bir süre büyük ölçekli bir deprem beklemiyorum. Batı kesimine baktığımızda ise Ecemiş Fayı ve Namrun Fay Zonu bulunuyor. Bu faylar büyük ölçekte ve yıkıcı bir deprem üretecek aktiflikte değil. Ancak Mersin için asıl dikkat edilmesi gereken yer deniz tarafıdır. Akdeniz'in içinden, Kıbrıs'tan geçerek Ege'ye ve Yunanistan'a kadar uzanan 'Kıbrıs Yayı' adı verilen dalma-batma zonunda meydana gelebilecek olası bir deprem, Mersin'de şiddetli şekilde hissedilebilir. Bu durum, özellikle Mersin kıyıları için ciddi bir tsunami riski barındırmaktadır.”

 

"HER KÜÇÜK SARSINTI, ÖNCÜ DEPREM DEĞİLDİR"

Toplumda oluşan 'küçük sarsıntılar büyük depremin habercisidir' algısına da açıklık getiren İnan, yerkabuğunun hareketliliğinin milyarlarca yıl sürecek engellenemez bir doğa olayı olduğunu şu sözlerle ifade etti: “Üzerinde yaşadığımız yerkabuğu, kabuğun altındaki manto üzerinde yılda 2 ile 15 santimetre arasında hareket ediyor. Şu anda Mersin'in bulunduğu kesim de yılda ortalama 2 santimetre kayıyor. Bu hareketlilik sırasında kayalar sıkışıyor ve en sonunda kırıldıklarında açığa çıkan enerjiyi deprem olarak hissediyoruz. Depremleri önceden bilmek adına paleosismoloji gibi kazı ve yaşlandırma yöntemleri kullanıyoruz. Ancak her depremden önce mutlaka öncü sarsıntı meydana gelmez. Dolayısıyla kaydedilen her küçük sarsıntıyı 'öncü' olarak değerlendirip paniğe kapılmak ciddi sıkıntılar yaratır. Bizim yapmamız gereken bu doğal süreci durdurmaya çalışmak değil, hazırlıklı olmaktır.”

 

"MERSİN'İN EN BÜYÜK SIKINTISI, GEVŞEK VE ALÜVYONAL ZEMİN"

Prof. Dr. Selim İnan’ın açıklamalarındaki en hayati nokta ise Mersin’in zemin yapısı ve mevcut kentleşme modeline yönelik uyarıları oldu. 26 yıldır bölgede sürdürdüğü çalışmaların sonucunu paylaşan İnan, inşaat stratejilerinin acilen revize edilmesi gerektiğini belirterek sözlerini şöyle noktaladı: “Mersin, deprem üretebilecek dev faylara uzak olabilir ama kentin en büyük tehlikesi zemininin son derece kötü olmasından kaynaklanıyor. Tarsus'tan Erdemli'ye kadar uzanan tüm kıyı şeridi alüvyonal, yani gevşek ve çürük bir zemin üzerinde bulunuyor. Mersin'in kendi içinde bir deprem olmasa dahi, örneğin Adana'nın doğusunda meydana gelebilecek 7 büyüklüğündeki bir deprem, bu çürük zemin nedeniyle Mersin kıyılarında devasa hasarlara yol açacaktır. Mersin, büyük binalarını kıyıya paralel ve bu gevşek zemin üzerine inşa ettiği için, olası şiddetli bir sarsıntıda binaların zemine gömülmesi veya yan yatması büyük bir risktir. Bunu Kahramanmaraş, Hatay ve 17 Ağustos depremlerinde acı bir şekilde tecrübe ettik. Bu nedenle Mersin'de yeni yapılaşmanın acilen kuzeye, sağlam anakayaya doğru kaydırılması gerekiyor. Eğer kıyıya zorunlu bir inşaat yapılacaksa da binalar kesinlikle çok derin kazık sistemleri üzerine oturtulmalı ve kent genelinde çok katlı bina yapımından muhakkak kaçınılmalıdır.”



Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA