2026-2027 turunçgil sezonu yüksek rekolte ve kalite beklentisiyle başlarken, sektörün iki dev ismi kritik uyarılarda bulundu. Ulusal Turunçgil Konseyi Başkanı Kemal Kaçmaz, bölgesel krizlerin yarattığı lojistik risklere karşı ihracat koridorlarının korunması gerektiğine dikkat çekerken; Mersin Ziraat Odası Başkanı Musa Yılmaz ise artan maliyetler ve limon piyasasındaki çöküş nedeniyle üreticinin acil devlet desteği beklediğini vurguladı.
ABDULLAH ÖZTÜRKMEN
Türkiye genelinde portakal, mandalina, limon ve greyfurt rekoltesinde bu yıl kalite ve miktar açısından umut verici gelişmeler yaşanıyor. Ancak üretimdeki bu olumlu tablonun ekonomik başarıya dönüşebilmesi, doğrudan ihracat kanallarının açık ve sorunsuz işlemesine bağlı.
Ulusal Turunçgil Konseyi Başkanı Kemal Kaçmaz, yeni sezona dair beklentilerini ve ihracat koridorlarındaki stratejik riskleri şu sözlerle dile getirdi: "Eylül ayının sonlarından itibaren sezonun hız kazanmasını bekliyoruz. Sahadan aldığımız ilk veriler; başta portakal, mandalina, limon ve greyfurt olmak üzere rekolte ve kalite açısından oldukça umut verici bir tabloya işaret etmektedir. Ancak sektörümüz açısından bugün en temel mesele yalnızca ne kadar ürün üreteceğimiz değildir. Asıl kritik nokta; ürettiğimiz bu kaliteli ürünü dünya pazarlarına güvenli, hızlı ve rekabetçi şartlarda ulaştırıp ulaştıramayacağımızdır. Yakın coğrafyamızda devam eden savaşlar, sıcak çatışmalar ve bölgesel istikrarsızlıklar; deniz ve kara taşımacılığında zorunlu güzergâh değişikliklerine, transit sürelerinin uzamasına, navlun maliyetlerinin fırlamasına ve zaman zaman sevkiyatların aksamasına neden olmaktadır. Bu durum, raf ömrü son derece sınırlı olan hassas turunçgil ürünleri için sıradan bir lojistik aksaklık değildir. Ürün zamanında pazara ulaşmadığında ekonomik değerini kaybetmekte, bunun faturasını ise en başta üreticimiz ve ihracatçımız ödemektedir. Türkiye’nin turunçgil sektöründe devasa bir üretim gücü, kaliteli ürünü ve uluslararası pazarlarda güçlü bir itibarı vardır. Fakat bu gücü net ihracat gelirine dönüştürmenin yegâne koşulu; kesintisiz ve güvenli lojistik koridorlarıdır. Lojistik riskler yalnızca kriz anlarında değil, bugünden stratejik bir planlamayla ele alınmalıdır. Alternatif taşıma rotalarının hazır tutulması, liman ve kara taşımacılığı kapasitemizin artırılması, transit geçişlerdeki sorunlara hızlı çözüm mekanizmalarının geliştirilmesi ve maliyet artışlarının sektöre yansımasının azaltılması hayati önem taşımaktadır. Çiftçimizin bahçedeki alın teri, sınır kapılarında veya taşıma rotalarında kayba dönüşmemelidir."
MALİYET BASKISI VE LİMONDA PİYASA ÇÖKÜŞÜ ÜRETİCİYİ ZORLUYOR
Sektörün iç piyasa ayağında ve üretim boyutunda ise farklı bir kriz hakim. Girdi maliyetlerinin yükselmesi ve fiyatların maliyetin altında kalması, üreticinin sürdürülebilir tarım yapmasını güçleştiriyor. Özellikle depolanmış limonlarda yaşanan kayıplara ve yeni erkenci ürünlerdeki fiyat düşüşüne dikkat çeken Mersin Ziraat Odası Başkanı Musa Yılmaz, üreticinin acil müdahale beklediğini belirterek şu değerlendirmelerde bulundu: "Geçtiğimiz sezondan yatağa alınan (depolanan) limonların ne yazık ki depolarda çürüdüğünü açıkça ifade edebiliriz. Eski ürün depoda dururken, erkenci 'Mayer' cinsi limonlarımızın hasadı başladı. Ancak daha önce bu ürünü kilo başına 30, 40, 50 TL bandından alıp depolara dinlenmeye koyan arkadaşlarımız çok ciddi zararlarla karşı karşıya kaldı. Kısacası limon piyasası çöktü. Limonun hemen ardından Okitsu cinsi mandalina ve portakal piyasasında da fiyatlar yavaş yavaş şekilleniyor. Fakat tıpkı daha önce şeftalide yaşadığımız gibi, şu an piyasada tamamen üretim maliyetlerinin altında bir fiyatlanma söz konusu. Bu durum çiftçiliğin, tarımsal üretimin ve nihayetinde tarımın sürdürülebilirliğini ortadan kaldıran içler acısı bir tablodur. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bu sürece geçici pansumanlarla değil, kalıcı çözümlerle acilen müdahale etmesi gerekmektedir. Geçmiş aylarda limonun gümrük vergisinin %56’dan %5’e düşürülmesi, dışarıdan fiilen limon ithal edilmemiş olsa dahi piyasada ciddi psikolojik dalgalanmalara yol açmıştır. Bakanlığın piyasayı çok daha ince eleyip sık dokuması; çiftçinin, üreticinin ayakta kalabilmesi ve üretimin devamlılığı için acil tedbirleri devreye sokması şarttır."
|