Sezon hazırlıklarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tamer Güven, insan psikolojisinin derinliklerine ve toplumsal travmalara odaklanan sarsıcı yapımlarla sahnede olacaklarını ifade etti.
ABDULLAH ÖZTÜRKMEN
Yeni tiyatro sezonuna adeta damga vurmaya hazırlanan deneyimli oyuncu ve yönetmen Tamer Güven, bu yıl sanatseverlerin karşısına 4 dev prodüksiyonla çıkıyor. Sezon hazırlıklarının tüm hızıyla devam ettiği tiyatro mutfağında Tamer Güven ile bir araya geldik. Sahneye koyacağı eserlerden karakterlerin derinliklerine, tiyatronun toplumsal işlevinden sezondaki sürprizlerine kadar merak edilen her şeyi en ince ayrıntısına kadar konuştuk.
Yeni sezonda 4 farklı oyunla sahnede olacağınızı duyurdunuz. Bu oldukça iddialı ve yüksek bir tempo gerektiriyor. Bu karar nasıl ortaya çıktı?
Biz tiyatroyu sadece bir seyir zevki değil, bir derdi aktarma biçimi olarak görüyoruz. Pandemi sonrası ve günümüz dünyasında insanların iç dünyalarında yaşadığı sıkışmışlıklar, hesaplaşmalar ve travmalar arttı. Biz de ekip olarak bu sezonda "Tek bir hikâye anlatmak bize yetmez" dedik. Tiyatro severlere hem psikolojik gerilimi hem toplumsal sorgulamaları hem de evrensel klasikleri aynı sezonda sunmak istedik. 4 oyun fikri bir hırstan değil, anlatacak çok fazla sözümüzün olmasından doğdu. Gece gündüz provadayız ama sahnedeki o heyecan tüm yorgunluğumuzu alıp götürüyor.
"KIRMIZI, ŞİDDETİN GENETİK MİRASINI VE BİR BAFANIN KADERİNİ SORGULUYOR"
İlk olarak sizin kaleme aldığınız ve Vedat Yalçın’ın yönetmen koltuğunda oturduğu "Kırmızı" oyununu konuşalım. Metnin derinliklerinde seyirciyi sarsacak çok ağır bir hikâye var. Kırmızı nasıl bir karakter?
"Kırmızı", çocuk yaşta çok ağır aile travmalarına maruz kalmış, sevgi görmemiş ve bu karanlığın içinde büyüyerek acımasız bir kiralık katile dönüşmüş bir adam. Ancak onu sıradan bir suçlu yapmıyoruz; Kırmızı, içinde taşıdığı şiddet dürtüsünün kandan gelen, babadan oğula aktarılan genetik bir lanet olduğuna inanıyor. Kendi iç dünyasında "Ben bu kötülükle doğdum" algısı var. İşte bu karanlık laneti sonlandırmak, o kanlı döngüyü kırmak için yıllar önce kendisinden gizlenen çocuğunun peşine düşüyor.
Oyun bir motel odasındaki psikolojik gerilimle tırmanıyor. Sahnedeki atmosferden biraz bahseder misiniz?
Oyun tamamen klostrofobik bir atmosferde geçiyor. Kırmızı, aldığı ağır bir yara sonrasında bir motel odasında ölümü beklerken içeriye gizemli bir genç sızıyor. O andan itibaren oda adeta bir vicdan mahkemesine dönüşüyor. Zamana karşı bir yarış ve ölüm döşeğinde bir yüzleşme başlıyor. "Bir tetikçi ölürken geçmişini temizleyebilir mi?", "Şiddet gerçekten babadan çocuğa geçen kaçınılmaz bir kader midir, yoksa bir seçim mi?" sorularını izleyiciye soruyoruz. Seyircinin oyun boyunca nefesini tutarak bu ikilemi yaşamasını istiyoruz.
"ÖLÜM VE BAKİRE'DE GERÇEK İLE SANRI BİRBİRİNE KARIŞIYOR"
Repertuvarınızın ikinci ayağında dünya tiyatrosunun en sarsıcı yapıtlarından biri var: Ariel Dorfman’ın "Ölüm ve Bakire" oyunu. Sizin yönettiğiniz ve kadrosunda yer aldığınız bu oyunu tercih etme nedeniniz neydi?
"Ölüm ve Bakire", politik ve psikolojik gerilimin dünya tiyatrosundaki zirve noktalarından biridir. Totaliter diktatörlük rejimlerinin ardından toplumların ve bireylerin yaşadığı ruhsal yıkımı çok çıplak bir şekilde anlatır. Oyun, fırtınalı bir gecede sahil kenarındaki ıssız bir evde geçiyor. İnsan hakları avukatı Gerardo Escobar eve döndüğünde, yolda kendisine yardım eden Doktor Roberto Miranda'yı da misafir ediyor. Ancak Gerardo’nun eşi Paulina, doktorun sesini duyduğu an geçmişe dönüyor.
Paulina o sesin kendisine geçmişte işkence yapan doktora ait olduğuna mı inanıyor?
Tam olarak öyle. Yıllar önce yaşadığı ağır travmalar bir sesle yeniden tetikleniyor. Paulina, kocasının tüm engellemelerine rağmen elinde silahla kendi adaletini sağlamak üzere bir mahkeme kuruyor. Burada metnin muazzam tarafı şu: İsrail ya da Şili örneğinde olduğu gibi diktatörlük sonrası adalet aranırken "Suçlu kim?", "Adalet nerede biter, intikam nerede başlar?" soruları soruluyor. İzleyici oyun boyunca Paulina’nın haklı bir intikam mı aldığını yoksa geçmişin travmalarıyla bir sanrı yani halüsinasyon mu gördüğünü çözmeye çalışıyor. Gerçekle sanrının iç içe geçtiği, son ana kadar gerilimin düşmediği bir tiyatro deneyimi hazırladık.
Geriye kalan 2 oyunla ilgili detaylar henüz duyurulmadı. Sanatseverlere bu konuda küçük bir tüyo verebilir misiniz?
Diğer iki projemiz üzerinde de ekibimizle büyük bir titizlikle çalışıyoruz. Onlar biraz daha farklı renklerde ve sürpriz oyuncu kadrolarına sahip olacak. Tiyatro büyüsünün bozulmaması adına detayları şimdilik gizli tutuyoruz. Ancak çok kısa bir süre sonra gerçekleştireceğimiz geniş katılımlı bir basın toplantısı ve lansmanla hem diğer oyunlarımızın isimlerini hem sürpriz oyuncu kadrolarımızı hem de prömiyer tarihlerimizi açıklayacağız. Seyircilerimiz emin olsun ki 2026-2027 tiyatro sezonu dolu dolu geçecek.
Son olarak Mersinli tiyatro izleyicisine ve okuyucularımıza ne söylemek istersiniz?
Tiyatro sahnede değil, seyircinin zihninde ve kalbinde tamamlanır. Biz aylardır büyük bir emekle, terle ve tutkuyla bu oyunları hazırlıyoruz. Oyunlarımızda anlatılan tüm travmalar, adalet arayışları ve insani hesaplaşmalar aslında hepimizin hayatından parçalar taşıyor. Tüm sanatseverleri sahnemize, bu heyecanı ve sarsıcı yüzleşmeleri bizimle birlikte paylaşmaya davet ediyorum.
DETAYLI OYUN KÜNYELERİ VE TEKNİK KADRO:
KIRMIZI
Yazan: Tamer Güven
Yöneten: Vedat Yalçın
Oyuncular: Tamer Güven, Vedat Yalçın, Burcu Ergül, Dilek Yıldırım, Güvenç Gümüş, Gülhatun Kutlay, Eren Demirel, Mehmet Polat, Pakize Esen, Ethem Güzel, Ekrem Tamer
Sinematografi: Alter Güven
Müzik Tasarım: Harun Sekmen
Teknik & Afiş Tasarım: Mehmet Polat
Fotoğraf & Sosyal Medya: Nergiz Kahraman
ÖLÜM VE BAKİRE
Yazan: Ariel Dorfman
Yöneten: Tamer Güven
Yapımcı: Nejla Demir
Oyuncular: Esra Naz Özel, Gökhan Doğan, Tamer Güven
Afiş Tasarım: H. Taylan Özdemir
|