Yıllarını edebiyata adayan emekli öğretmen, şair ve yazar Funda Er; Mersin’in kültür-sanat iklimini renklendirmeye devam ediyor. Er, Eylül ayında İçel Sanat Kulübü çatısı altında düzenleyeceği öykü atölyesiyle edebiyatseverlerle buluşuyor.
ABDULLAH ÖZTÜRKMEN
Yıllarını sınıflarda çocuklara Türkçe’nin zenginliğini ve edebiyatın büyüsünü aşılamaya adayan emekli öğretmen, şair ve yazar Funda Er; meslek hayatı boyunca biriktirdiği insan hikâyelerini bugün dizelere, öykülere ve tuvallere dönüştürüyor. Kültür Bakanlığı seçkisine giren eserlerinden MEŞYAD ödüllü şiirlerine, karma resim sergilerinden çok sayıda fuar ve panel deneyimine uzanan verimli sanat yaşamını gazetemize anlatan usta kalem Er; eylül ayında İçel Sanat Kulübü çatısı altında başlatacağı yeni öykü atölyesinin detaylarını ve Mersin’in kültür-sanat iklimine sunduğu katkıları okurları ile paylaşıyor.
Eğitimci kimliğiniz ve edebiyat yolculuğunuzun ilk adımları nasıl şekillendi?
1960 yılında Mersin’in köklü tarihiyle öne çıkan Tarsus ilçesinde dünyaya geldim. Çocukluğum ve gençliğim Çukurova’nın zengin kültürel dokusu içinde geçti. Şu anda da yaşamımı Mersin’de sürdürmekteyim. Meslek hayatıma iki yıl boyunca özel bir anaokulunda 6 yaş okul öncesi öğretmenliği yaparak adım attım. Ardından Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde göreve atanarak tam 15 yıl boyunca sınıf öğretmenliği yaptım. Bu süreç; çocukların dünyasını, Türkçenin zenginliğini ve insan ilişkilerini gözlemlemem açısından bana müthiş bir birikim kazandırdı. Öğretmenlik yıllarımda bir yıl da müdür yardımcılığı görevini üstlendim. Eğitime olan tutkum beni her zaman daha fazlasını öğrenmeye sevk etti. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Türkçe bölümünü bitirdikten sonra “Türkçe öğretmenliği” alanında öğrenimime devam ettim ve bu branştan gururla emekli oldum.
Uzun yıllar süren öğretmenlik tecrübenizin ardından yazın hayatına geçişiniz nasıl oldu? Kaleme aldığınız eserler ve bu eserlerin yakaladığı başarılar hakkında neler söylemek istersiniz?
Yıllarca sınıflarda öğrencilere ders anlatırken aslında bir yandan da kendi iç dünyamda sözcükleri biriktiriyordum. Bu birikim zamanla kitaplara dönüştü. Yayımlanmış iki ana şiir kitabım bulunuyor. İlk şiir kitabım “Hüzün Çiçekleri” 2022 yılında okurla buluştu. Ardından 2023 yılında ikinci kitabım olan “Güle Yolculuk” yayımlandı. “Güle Yolculuk” benim için ayrı bir gurur vesilesi oldu; çünkü 2023 yılında Kültür Bakanlığı Şiir Kitapları Seçkisini kazanarak Bakanlık tarafından satın alındı ve kütüphanelerdeki yerini aldı. Ayrıca MEŞYAD (Mersin Şairler ve Yazarlar Derneği) tarafından Türkiye genelinde düzenlenen saygın bir şiir yarışmasında “Gün Yüzü” isimli şiirimle mansiyon ödülüne layık görüldüm. Bu tür takdirler, yazma şevkimi daha da artırıyor.
SİVİL TOPLUM, SANATIN FARKLI DİSİPLİNLERİ VE RESİM SERÜVENİ
Mersin’de edebiyat ve sanatın mutfağında oldukça aktif bir profil çiziyorsunuz. Üyesi olduğunuz dernekler ve üstlendiğiniz sorumluluklardan bahseder misiniz?
Bir sanatçının tek başına kabuğuna çekilmesini doğru bulmuyorum; sanat dayanışmayla, üretimin paylaşılmasıyla çoğalır. Bu anlayışla MEŞYAD (Mersin Şairler ve Yazarlar Derneği), İçel Sanat Kulübü, BESAM (Bilimsel ve Edebi Eser Sahipleri Meslek Birliği), Cumhuriyet Kadınları Derneği ve Edebiyatçılar Derneği’nin aktif bir üyesiyim. Aynı zamanda USART (Ulusal Sanatçılar Platformu) Derneği’nin yönetim kurulunda görev alarak kentimizin ve ülkemizin kültür-sanat politikalarına katkı sunmaya çalışıyorum.
Sözcüklerin yanı sıra renklerle de aranızın oldukça iyi olduğunu biliyoruz. Resim çalışmalarınız nasıl ilerliyor?
Benim için şiir ve resim birbirini tamamlayan iki kardeş disiplindir. Şiirde sözcüklerle çizdiğim resimleri, tuval üzerine akrilik boyayla aktarıyorum. Nitekim İçel Sanat Kulübü’nde düzenlenen karma bir sergide iki adet akrilik tablom sanatseverlerin beğenisine sunuldu ve çok güzel geri dönüşler aldı. Fırçayı elime almak da tıpkı bir şiirin ilk dizesini yazmak gibi heyecan verici.
YENİ DÖNEM ÖYKÜ ATÖLYESİ, FUARLAR VE SÖYLEŞİLER
Önümüzdeki dönemde Mersinli edebiyatseverleri heyecanlandıran yeni bir projeniz var. İçel Sanat Kulübü’ndeki öykü atölyenizden ve diğer saha çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
Evet, Eylül ayı itibarıyla İçel Sanat Kulübü bünyesinde başlatacağımız bir öykü atölyemiz var. Bu atölyede edebiyata, kurmaca dünyasına ilgi duyan dostlarımızla bir araya geleceğiz; öykü yazmanın inceliklerini, karakter oluşturmayı ve kurgu tekniklerini uygulamalı olarak işleyeceğiz.
Saha çalışmalarımız ise zaten kesintisiz devam ediyor. Adana-Çukurova Tüyap Kitap Fuarı 2023’te, Mersin Sağlıklı Yaşam ve İhtisas Kulübü etkinliklerinde ve son olarak Mersin Çukurova Kitap Fuarı 2024’te düzenlenen “Öykünün Dünü, Bugünü” başlıklı panellerde konuşmacı olarak yer aldım. Gençlerle buluşmayı da çok önemsiyorum; bu kapsamda AKİB Zafer Çağlayan Lisesi öğrencilerine yönelik öykü yazımı ve edebiyat üzerine bilgilendirici söyleşiler gerçekleştirdim. Bunun yanı sıra TRT Çukurova Radyosu’nda, Toros Üniversitesi TV’de ve çeşitli yerel televizyon kanallarında edebiyat söyleşilerine katıldım. Çeşitli imza günleri ve şiir dinletileriyle okurlarımızla bağımızı sürekli canlı tutuyoruz.
Son olarak, masanızda şu an ne gibi çalışmalar var? Üretim tarzınızı nasıl tanımlarsınız?
Şiir ve öykü yazma süreçlerim eş zamanlı olarak devam ediyor. Şiirde kendimi tek bir kalıba veya tarz sınırlamasına hapsetmiyorum. Serbest vezinle yazdığım, imge derinliği olan şiirlerim olduğu kadar, Türk şiirinin geleneksel yapısını koruyan hece ölçüsüyle kaleme alınmış şiirlerim de mevcut. Amacım, edebiyatın ve sanatın iyileştirici gücünü Mersin’den başlayarak tüm okurlara ulaştırmaya devam etmek.
|