GAZETEDEN BELLEĞE




Tarih: 17 Eylül 2026 Perşembe 14:49


Tarsus’un 56 yıllık yerel basın tarihine tanıklık eden Yenises Gazetesi’nin 1969-2011 yılları arasındaki ciltli arşivi, Mersin Büyükşehir Belediyesi Bellek Ofisi’ne bağışlandı. Bunun üzerine Ofis, basılı arşivi dijitalleştirme çalışmalarına başladı. Arşivin kurtarılması sürecinde önemli rol üstlenen gazeteciler Uğur Pişmanlık ve Yakup Boncuk ile Hakimiyet Gazetesi olarak bir röportaj gerçekleştirdik.

BAHA SADIK AKINER

 

Öncelikle hayatını gazeteciliğe adamış iki meslek büyüğümle yapacağım bu röportajdan dolayı oldukça mutlu ve heyecanlı olduğumu belirtmek isterim. İlk sorum Sayın Pişmanlık’a: Yenises’in yalnızca bir gazete değil, aynı zamanda Tarsus’un kent belleğinin önemli bir parçası olduğunu vurguluyorsunuz. Yenises Gazetesi’nin 55 yıllık yayın hayatının Tarsus yerel basını açısından nasıl bir anlam taşıdığını düşünüyorsunuz?

 

UĞUR PİŞMANLIK: Kurucusu ve sahibi Gündoğdu Homurlu’nun olduğu Yenises Gazetesi, 1969 yılında yayın hayatına başladı. Tarsus’un basın tarihinin geçmişi yaklaşık 120 yıla dayanıyor. Tarihsel süreçte Tarsus’ta açılan ve kapanan yerel gazeteler, hep birbirinin devamı ya da bayrak yarışı gibi ilerledi. Örneğin ilk gazete, eski Türkçe olarak Osmanlı İmparatorluğu’nun son yüz yılında “Tarsus” adıyla 1908-1928 yılları arasında yayınlandı. Araya Kurtuluş Savaşı girdi. Tarsus’ta yeniden gazete yayınlanması 1940’lı yılları buldu. Bu dönemde ise “Hilal” ve “Gülek” gazeteleri yayınlandı. Bu iki gazetenin kapanmasının ardından Kemal Tursunbay, “Tarsus” adıyla bir gazete yayınlamaya başladı. 1980’de bu gazete kapandı. 12 Eylül sonrasında da “Ekspres”, “Yeni Doğuş”, “Tarsusun Sesi” gazeteleri çıkmaya başladı. Zaten sonrasında Tarsus’ta farklı isimler ve periyotlarla pek çok yerel gazete yayın hayatına girdi. Bunların pek çoğu yaşamadı. Ömürleri kısa oldu. Bu açıdan bakıldığında burada andığımız eski Türkçe “Tarsus” 20 yıl, Cumhuriyet sonrası çıkan “Tarsus” 30 yıl, “Yenises” 55 yıl gibi uzun soluklu olmuşlar. 1980 sonrası çıkan birkaç gazete ise şimdilerde 40 yılı aşmıştır.

Bunları söylememin nedeni; Yenises Gazetesi’nin Tarsus basınında nereye oturduğunu anlamak içindir. Bu açıdan bakıldığında Yenises Gazetesi’nin yayınlandığı 1969-2024 yılları arası hem Türkiye hem de Tarsus’un değişimlerine tanıklık etmiştir. Örneğin, ülkede yaşanan 12 Mart 1971 darbesi, 12 Eylül 1980 askeri cunta ve pek çok hükûmetin değiştiğine, toplumsal ve siyasal olaylara, Tarsus’ta ise aynı şekilde kentin ekonomik, sosyal ve siyasal dönüşümlerine tanıklık etmiş; bir basın kuruluşu olarak olay ve gelişmeleri haberleştirerek kayıt altına almıştır. Yenises Gazetesi, 55 yıllık yayıncılık hayatıyla; geçmişle olan bağı sağlamış hem de bu 55 yılın kentin değişimlerinin hafızasını oluşturmuştur. Örneğin Yenises yayınlanmamış olsaydı, Tarsus’un bir dönemine dair gelişmeleri bilemeyecektik. Ben kendi adıma, Yenises Gazetesi’nin yayınını sürdürdüğü 2000’li yılların başında 1969-1981 yılları arasındaki ciltleri inceledim, taradım, notlar aldım, sayfaların ya da bazı haberlerin fotoğraflarını çektim. “Tarsus Basın Tarihi” kitabımı hazırlarken Yenises Gazetesi’nin arşivinden çok yararlandım. Sonrasında; “Tarsus Kahvehaneleri”, “Tarsus Çeşmeleri”, “Tarsus’ta Tiyatro” ve “Tarsus’ta Sinema” gibi kitaplarımı da çalışırken Yenises Gazetesi arşivinde yaptığım incelemeler çok işime yaradı.

 

Sayın Boncuk; Yenises Gazetesi’nin 30 Ekim 2024 tarihinde yayın hayatına son vermesinin ardından, gazetenin arşivinin korunması neden bu kadar önemli hale geldi?

 

YAKUP BONCUK: Yayın hayatına 4 Mart 1969 tarihinde başlayan Yenises Gazetesi, 56’ncı yayın yılında ekonomik sıkıntılara dayanamayarak; 16 bin 261. sayısıyla yayınını sona erdirdi. Her yıl yayınlanan gazetelerin ciltlenmesi ve dev birer kitap haline getirilerek korunması, bir gazete için çok önemlidir. Çünkü gazetenin arşivi demek, o gazetenin nüfus cüzdanı demektir. Yarım asırdan fazla yayın yapan ve tarihe tanıklık eden bir gazetenin kapanması ne kadar acı olsa da tarihe tanıklık eden nüshalarının korunması da elzemdir. Hele bir de yazılı kâğıt baskıların dijital sisteme taşınması ile yüzyıllar sonrasına tanıklık etme açısından önemlidir.

 

Yenises’in yaklaşık 50 yıllık arşivinin Namrun Yaylası’ndaki bir evde bulunduğunu nasıl öğrendiniz? Arşivin kurtarılması fikri nasıl ortaya çıktı?

 

UĞUR PİŞMANLIK: Az önce ifade ettiğim gibi; “Tarsus Basın Tarihi” kitabımı hazırlarken gazetenin sahibi, Gündoğdu Homurlu’nun izniyle Yenises Gazetesi’nin arşivinden ciltleri sırasıyla tek tek alıp çalıştığım yere götürüp inceleyip notlar alıp geri veriyor ve yenisini alıyordum. Gazetenin yönetim yeri olan yazıhanesinde Gündoğdu Bey’le sohbetlerimizin birinde, artık gazete ciltlerini koyacak yer kalmadığı için Namrun Yaylası’ndaki evine götürdüğünü ve orada muhafaza ettiğini öğrendim. Ama ben bunu hatırladıkça her zaman kaygı hissettim. Gündoğdu Homurlu’nun ölümünden sonra da gazeteyi devam ettiren oğluyla konuştum. Ona gazeteyi hem taramamız ve araştırmacılara açmamız hem de arşivi korumaya almak gerektiğini söyledim. Bu konuları zaman zaman Yakup Boncuk arkadaşımla da paylaşıyorduk.

 

Sizce yerel gazetelerin arşivleri yalnızca gazetecilik tarihi açısından mı değerlidir; yoksa bir kentin sosyal, kültürel ve siyasi hafızasını anlamak açısından da önemli bir kaynak mıdır?

 

YAKUP BONCUK: Bir gazetenin yıllara tanıklık eden arşivi, hem bir belge olarak değerlidir hem de bir kentin sosyal, kültürel ve siyasi hafızasını anlamak açısından önemlidir. Geçmişi bugüne ve yarına taşıyan bir arşiv, önemli bir kaynaktır. Tarihe tanıklık eden çok değerli yazılı bir belgedir.

 

TADEKA’da Kent Tarihi Araştırmaları ve Kent Belleği Kurulu’nda Yenises arşivinin Bellek Ofisi’ne bağışlanması yönündeki öneriniz nasıl karşılandı ve bundan sonraki süreç nasıl gelişti?

 

UĞUR PİŞMANLIK: TADEKA oluşunca, orada Kent Tarihi Araştırmaları ve Kent Belleği Kurulu’nda görev aldım. Bu süreçte Mersin Büyükşehir Belediyesi de bir Bellek Ofisi kurmuştu. Böylece ben TADEKA’da Kent Tarihi Araştırmaları ve Kent Belleği Kurulu’nda Yenises Gazetesi’nin sahibi Cem Homurlu ile görüşerek gazete arşivinin Bellek Ofisi’ne bağışlanmasını sağlayabileceğimizi söyledim ve bu konuda görev alabileceğimi belirttim.  Tabi, Bellek Ofisi amacına uygun bir çalışma yürütmek için kurulmuştu. Benim önerim olumlu karşılandı. Araya kış girdi ama bu yılın bahar ayları itibarıyla Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin sağladığı araç ve görevli arkadaşlarla birlikte ben ve Yakup, Namrun’a gittik. Cem Bey bizi bekliyordu. Yenises Gazetesi’nin arşivini oluşturan bütün ciltler araca yüklendi ve bir ön protokol ile Bellek Ofisi’ne teslim edildi.

 

Yenises arşivinin Mersin Büyükşehir Belediyesi Bellek Ofisi’ne kazandırılması, bugün arşivlerini korumakta güçlük çeken diğer Tarsus yerel gazeteleri açısından nasıl bir örnek oluşturabilir?

 

YAKUP BONCUK: Yerel olsun, ulusal olsun; gazetelerin uzun yıllar süren yayınlarında korunması güzel ama zor bir süreç gerektirir. Bir de çağımızın bilgisayar ve teknoloji çağı olması düşünüldüğünde, yazılı kâğıt baskı arşivleri muhafaza etmek ve gelecek nesillere aktarmak ya da incelemelerine sunmak zordur. Bu nedenle Yenises gibi yarım asırlık bir gazetenin arşivlerinin korunup gelecek nesillere aktarılması için Bellek Ofisi’ne verilmesi (ya da bağışlanması) çok yerinde bir karardır. Mersin, Tarsus ve diğer ilçelerde yayınlanan diğer yerel gazetelerin de Bellek Ofisi’ne destek olup arşivlerini devretmesi yerinde olacaktır.

 

Gazetenin sahibi Cem Homurlu ile yaptığınız görüşmede arşivin bağışlanması konusunda nasıl bir yaklaşım gördünüz? Gündoğdu Homurlu’nun yıllar boyunca koruduğu bu arşivin yeniden gün yüzüne çıkması sizde nasıl bir duygu oluşturdu?

 

UĞUR PİŞMANLIK: Daha önce belirttiğim gibi Yenises Gazetesi’nin arşivinin takibinde ve Gündoğdu Homurlu ile diyalog halindeydim. Özellikle onun ölümünden sonra arşiv için kaygılanmaya başlamıştım. Hep bir yol arıyordum. Gerekirse Tarsus’ta bir depo ayarlayıp almayı bile düşündüm. Cem Homurlu, önerimizi oldukça olumlu karşıladı. Zaten o da bu arşivi korumak konusunda sıkıntı çektiğini ifade etmişti. Yenises Gazetesi’nin sahiplerinden Bellek Ofisine bağış yoluyla geçmesi benim açımdan çok anlamlı oldu. Bir, arşivin daha sağlıklı bir ortamda korunması; iki, araştırmalarım için 1981-2024 arası eksiklerimi tamamlamak ve daha önemlisi arşivin tüm araştırmacılara açılması. Bu son derece değerli bir arşiv, değerli bir çalışma oldu. Hemen belirtmek isterim ki; 1950-1980 yılları arası çıkan “Tarsus” gazetesini de kurtarmak için çok uğraştım. Gazetenin (matbaanın) sahibine tüm gazeteleri tasnif etmeyi, parasını kendim karşılayarak ciltlemeyi ve tarayarak dijital ortama aktarmayı teklif ettim. Ve zaman zaman bu teklifimi yineledim. Gazetenin sahibi bunları kendisi emekli olunca yapacağını söyledi. Sonraki on yıllar boyunca hiçbir şey yapmadı ve 30 yıllık Tarsus Gazetesi arşivi çürüyüp gitti.

 

5 Temmuz 2026 tarihinde Namrun Yaylası’nda gerçekleştirilen arşivin taşınması sırasında neler yaşandı? Ciltlerin yıllara göre kaydını tutmak ve arşivin taşınma sürecini belgelemek nasıl bir sorumluluktu?

 

YAKUP BONCUK: Mersin Büyükşehir Belediyesi Kent Belleği TADEKA Basın Komitesi’nde Uğur Pişmanlık ve Hakan Bulut ile benim yer almam, bizim için çok önemliydi. Üç gazeteci olarak yerel basın arşivinin elde edilip dijital sisteme geçirilmesine biz gazeteciler ve TADEKA kurul üyelerinin olumlu yaklaşması ile yerel gazete sahiplerine teklif götürdük. Geçmiş yıllarda sayıları 55’i bulan yerel gazeteler içinde teklifimize ilk olumlu yanıtı, Yenises Gazetesi sahibi Cem Homurlu verdi. Gazetenin 56 yıllık arşivinin büyük bölümü Homurlu ailesinin Çamlıyayla’daki (Namrun) evlerinde koruma altına alınmıştı. Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin tahsis ettiği araç ve ekiple Çamlıyayla’ya giderek orada Cem Homurlu’nun rızası ve hediye etmesiyle arşiv ciltlerini ve bir bölümü ciltlenmemiş olan gazeteleri tutanakla teslim aldık. 4 Mart 1969 tarihinde çıkan ilk nüshayı incelerken bile heyecanlandık. Her ciltte birkaç sayfaya bakarak eskilere gittik. Hem duygulandık hem heyecan yaşadık hem de böyle güzel bir projede alın terimiz, emeğimiz olduğu için mutlu olduk.  Çünkü paha biçilemeyecek kadar değerli olan böyle bir arşivi elde etmek mümkün değilken bunu Homurlu ailesinin bağışı ile elde ettik. Bu arşiv bir kentin belleğini satır satır anlatan çok önemli bir mirastır.

 

Bundan sonraki süreçte Yenises arşivinin dijital ortama aktarılması ve araştırmacıların kullanımına açılması konusunda neler yapılmasını bekliyorsunuz? Arşivin nasıl değerlendirilmesini arzu edersiniz?

 

UĞUR PİŞMANLIK: Yenises Gazetesi’nin öncelikle basılı olduğu kâğıt zamana yenik düşebilir. Onun için özel korumaya yönelik, ilaçlama, su, rutubet, güneş ışığı ya da olumsuzluk yaratacak başka dış etkenlerden korunması gerekmektedir. Önemli bir koruma yönetimi de gazete arşivinin yani ciltleri açarak sayfaların incelenmesini önemlemektir. Bunun da yolu, Yenises Gazetesi’nin tüm sayfalarının yüksek çözünürlüklü taranarak dijital ortama aktarılmasıyla araştırmacılara sunulmasıdır. Böylece Yenises Gazetesi, fiziki olarak yıpranmayacak ve zarar görmeyecektir. Sonraki adım ise MBB Bellek Ofisi’nin, Yenises Gazetesi’nin arşivinin taranarak dijital ortama aktarıldığını ve araştırmacıların yararlanması için açıldığını duyurmasıdır. Öte yandan belediyenin ilgili kurumları da örneğin; Kudep, Tarih Müdürlüğü, Turizm Müdürlüğü, Kültür Daire Başkanlığı ve kültür, sanat ve tarih uzmanları da bu arşivden yararlanarak belediyenin etkinlikleri için çalışma yapabilirler. Yenises gazetesi 31 Ekim 2024’te kapandıktan sonra “Yenises Gazetesi’nin Ardından” başlığıyla bir makale yazmıştım. Orada yazının sonunda şunları ifade etmiştim: “Tarsus basınında bir dönem daha kapandı. Hiç kuşkusuz, Yenises Gazetesi de 55 yıllık yayın yaşamında önemli bir tanıklığın belgesidir. Yayınlanmış binlerce haber ve yorumlarıyla yılların tanıklığının belgesi olan Yenises Gazetesi arşivleri korunmalı, dijitale aktarılmalı ve araştırmacıların kullanımına açılmalıdır. Bu konuda Tarsus’taki basın meslek kuruluşlarına, Tarsus Üniversitesi Kent Araştırmaları Merkezi’ne ile TADEKA bünyesindeki Kent Belleği ve Kent Tarihi Araştırmaları Kurulu’na görev ve sorumluluklar düştüğü kanısındayım. Yenises Gazetesi İmtiyaz Sahipliğini Cem Homurlu’nun babası Gündoğdu Homurlu’nun emeğine ve anısına saygı olarak böyle bir girişimin öncüsü olacağını düşünüyorum. Tarih ve kent bilinci geçmişle gelecek arasında bağ kurarken bugünü de katarak geleceğe aktarmayı gerektirir.”

Kısacası en başından bu yana, gazetenin kapanmasının ardından yazdığım yazıdan da anlaşıldığı gibi; Yenises Gazetesi arşivinin hem korunması hem de araştırmacılara açılması konusunu sürekli dile getirdim ve meslektaşım Yakup Boncuk ile takibini yaptık. Sonuç olarak amaçladığımız şeye ulaştık. Bundan da memnunuz. Şimdi sırada kapanan diğer gazeteler var.

 

Yenises Gazetesi’nin kurucusu Gündoğdu Homurlu’dan oğlu Cem Homurlu’ya, oradan da Bellek Ofisi’ne ulaşan bu 55 yıllık gazete mirasına baktığınızda; gelecek kuşaklara vermek istediğiniz mesaj nedir?

 

YAKUP BONCUK: 56 yıl boyunca tarihe tanıklık eden Tarsus’un en eski gazetesinin yayınına son vermesi ne kadar üzüntü verici olsa da tüm arşivinin Mersin Büyükşehir Belediyesi Kent Belleği Ofisi’ne hiçbir bedel talep etmeden devredilmesi alkışlanacak bir harekettir, sevindiricidir. Çünkü 56 yıllık bir yayın hayatı ve elde edilen belgelerin dijital sisteme geçirilerek gelecek nesillerin istifadesine sunulacak olması Türk gençliği ve üniversitelerin Basın-Yayın, Gazetecilik- TV Yayıncılığı bölümlerinde öğrenim gören ve görecek olan öğrenciler açısından bulunmaz bir fırsat olacaktır. Yeni nesil gazeteciler de Türkiye’de yerel gazeteciliğin nasıl başlayıp nerelerden nerelere geldiğini Yenises gibi yarım asırlık bir gazetenin arşivini inceleyerek öğrenebileceklerdir. Çünkü Yenises gazetesi; Osmanlı’dan gelen ilk sistem olan hurufatların tek tek ve elle dizilmesi ile başlayan süreçte daha sonra 1990’lı yıllarda Entertip ya da Linotip denilen dizgi makinaları ile haberlerin dizgisi yapılmış, en son 2000’li yılların başında ise son teknoloji olan ofset sisteme geçerek bugünkü teknolojiyi yakalayarak yayın yapmış bir gazetedir. Daha açıkçası en ilkel sistemle başlayan yayın hayatında Yenises; çağın gelişmelerine ayak uydurarak makine dizgisinin heyecanını yaşamış, sonrasında ise daha güzel ve fotoğraflı haberleri yayınlama imkânı sunan ofset tekniğine geçerek üç aşamayı da görmüştür.  Yani (taş baskıdan) Taş Devri’nden, Yontma Taş Devri ve Cilalı Taş Devri’ne geçiş gibi kademe kademe atlayarak 21.yüzyıla ulaşmış, basın sektöründe adını tarih sayfalarına yazdırmıştır. Basın (gazete) sektörünün iyi kötü her kademesinde kendini bulmuş ve bizzat yaşamıştır.



Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA