YILMAZ’DAN KİRALANAN ARAZİLERE TEPKİ: ÇİFTÇİ ÜRÜNÜNDEN KAZANAMIYOR




Tarih: 17 Eylül 2026 Perşembe 17:34


Mersin Ziraat Odası Başkanı Musa Yılmaz, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın işlenmeyen tarım arazilerini sezonsal olarak kiralamaya yönelik yeni düzenlemesini sert bir dille eleştirdi. Sorunun üretim miktarında değil, pazar ve maliyet denkleminde olduğunu belirten Yılmaz; "Çiftçi ürettiği üründen para kazanamıyor. Asıl çözülmesi gereken mesele boş araziler değil, üreticinin pazardaki mağduriyetidir." dedi.

ABDULLAH ÖZTÜRKMEN

 

Tarım ve Orman Bakanlığı, Türkiye genelinde üst üste iki yıl boyunca işlenmeyen atıl tarım arazilerini yeniden üretime kazandırmak amacıyla yürüttüğü teknik çalışmaları tamamladı. 2026 üretim yılı hedefi doğrultusunda, kiralama kapsamına alınan araziler için resmi ilan süreci başlatıldı. Yapılan düzenlemeye göre; mülkiyet devri söz konusu olmadan, araziler sezonluk kiralama usulüyle üretime açılacak ve elde edilen kira geliri doğrudan arazi sahiplerine aktarılacak. Bakanlığın bu adımı tarımsal rekolteyi ve ekim alanlarını artırmayı hedeflerken, sahadan ve üretici temsilcilerinden karara tepki geldi. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Mersin Ziraat Odası Başkanı Musa Yılmaz, Bakanlığın yaklaşımının sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini savundu.

 

YILMAZ: ÜRETİM EKSİĞİMİZ YOK, FAZLAMIZ VAR

Türkiye'de tarımsal üretim kapasitesinde bir daralma veya miktar yetersizliği bulunmadığını altını çizerek vurgulayan Musa Yılmaz, sorunun temelinde plansızlık ve pazarlama aksaklıkları olduğunu şu sözlerle ifade etti: "Türkiye'de üretim eksikliği yok. Yani bizim bir üretim kalemlerinde eksiğimiz yok, bizim fazlamız var. Biz ürettiğimiz ürünü satamıyoruz. Son günlerde kamuoyunda konuşulan sırf tarım; market fiyatları, pazar fiyatları, üretici fiyatları... Ben 15 liraya bir ürünü üretiyor, 15 TL'ye bir şeftaliyi üretiyorum; 10 TL'ye satıyorum. Şimdi boş kalan araziler mi bizim meselemiz şu anda? Değil."

 

"ÇİFTÇİ PARA KAZANSA ZATEN KENDİ EKER"

Arazilerin boş kalmasının arkasındaki asıl nedenin yüksek girdi maliyetleri ve zarar eden çiftçi profili olduğunu belirten Yılmaz, devletin öncelikle bu arazilerin neden ekilmediğini sorgulaması gerektiğini dile getirerek; "O ekilmeyen arazilerin sahipleri niye ekmiyorlar bu araziyi? Bunu niye sormuyor devletimiz? Zaten ekip para kazanacak olsa arazinin kendi sahibi ekerdi kendi. Halbuki onu birileri kiralayacak, ekecek, oradan para kazanacak. Böyle bir şey yok. Yani bu, gereksiz bir uygulama. Bizim üretimde bir eksiğimiz yok. Bizim sorunumuz ürettiğimiz ürünün pazarında. Çiftçi para kazanmıyor ürettiği üründen. Çöp edip gidiyor ya da aracılar kazanıyor" ifadelerini kullandı. Üreticinin maliyetinin altına ürün satmak zorunda kaldığı bir piyasa düzeninde arazileri zorunlu kiralama kapsamına almanın tarıma kalıcı bir fayda sağlamayacağını belirten Yılmaz, öncelikli hedefin üretici ile tüketici arasındaki pazar uçurumunu kapatmak ve çiftçinin emeğinin karşılığını almasını sağlamak olduğunu vurguladı.

 

BARUT: ASIL PROBLEM PLANLAMA VE YÜKSEK MALİYETLER"

Ziraat Mühendisi Mehmet Barut, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın işlenmeyen tarım arazilerini yeniden üretime kazandırma hamlesini değerlendirdi. Pandemi süreciyle birlikte gıda arzının ve tarımsal bağımsızlığın stratejik öneminin bir kez daha anlaşıldığını belirten Barut; atıl arazilerin üretime katılması niyetinin olumlu olduğunu ancak planlama, denetim ve referans fiyat mekanizması kurulmadan yapılan ekimlerin çiftçiyi zarara uğrattığını söyledi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın iki yıl boyunca üst üste işlenmeyen tarım arazilerini sezonluk kiralama yöntemiyle üretime kazandırma projesi sektörde geniş yankı uyandırmaya devam ediyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ziraat Mühendisi Mehmet Barut, düzenlemenin devlet açısından stratejik faydaları bulunsa da denetimsiz ve plansız bir arz artışının doğrudan üreticiyi mağdur ettiğine dikkat çekti.

 

"PANDEMİ GÖSTERDİ Kİ, TARIM STRATEJİK BİR ALANDIR"

Sözlerine pandemide yaşanan küresel gıda krizini hatırlatarak başlayan Mehmet Barut, düzenlemenin çıkış noktasını şu sözlerle değerlendirdi: “Özellikle pandemi döneminde tarımın ne kadar kıymetli olduğu, tarım ürününe ulaşımın ne kadar zor olduğu, aslında kendi kendini tarımdan besleyen ülkelerin pandemi dönemini en güçlü şekilde geçirdiği görüldükten sonra Tarım Bakanlığımızın özellikle tarım ürününün arz noktasında, toplumun buna ulaşımı noktasında planlamış olduğu bir kanun maddesi diye düşünüyorum.”

 

"DENETİMSİZ ARZ, ÇİFTÇİYİ MALİYETİN ALTINDA EZİYOR"

Uygulamanın temel eksikliğinin üretim öncesi planlama ve denetim boyutu olduğunu savunan Barut, denetimsiz dikimlerin pazar dengesini bozduğunu vurgulayarak; “Ama buradaki asıl problem şu: Özellikle tarımın denetiminin, dikimle alakalı, dikim planıyla alakalı denetiminin eksik olmasından kaynaklı, özellikle bu işi yapan çiftçi grubunun maliyetlerin altında ezilmesi. Çünkü ürün çok fazla olduğunda, satılacak pazar belli, satılacak kişi sayısı belli, tüketecek kişi sayısı belli olduğundan dolayı bu işi yapan vatandaşların ne yazık ki daha çok ezilmesine neden oluyor. Biz şunu istiyoruz: Tarım arazilerinin mutlaka tarımda kullanılması. Ama bunların dikim ve ekim öncesi ürünün pazarlama noktasında en azından çiftçinin maliyetlerinin referans fiyatı belirlenerek üretim yapmasının daha doğru olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla bu olayın, 2 sene üst üste dikilmeyen tarım arazilerinin hem devletimiz açısından faydaları olduğu gibi üreten ve bu işten para kazanan çiftçi grubunun ne yazık ki ürün arzı fazlasından kaynaklı ezilmesine de yol açıyor.” dedi.

 

"30 METREKARE DÜKKÂN İÇİN 10 KURUMA GİDİLİYOR, BİNLERCE DÖNÜM PLANSIZCA DİKİLİYOR"

Tarım sektöründeki ruhsatlandırma ve planlama eksikliğini diğer ticari faaliyetlerle kıyaslayarak örneklendiren Ziraat Mühendisi Mehmet Barut, mesleki standartların korunması gerektiğini belirterek; “Şimdi 30 metrekare, 35 metrekare, hatta 10 metrekare iş yerleri açılırken en az 8 ya da 10 kuruma gidiliyor. Belediyeye gidiliyor, maliyeye gidiliyor, muhasebeciye gidiliyor, gidiliyor, gidiliyor. Dolayısıyla bu bir izne tabi tutuluyor. Ama tarım arazileri üretilirken adam 1000 dönüm de 5000 dönüm yer de dikse ne yazık ki bu planlama içerisine dahil edilmediğinden kaynaklı çok rahat bir şekilde dikilebiliyor” ifadelerini kullandı.

 

"ÇİFTÇİLİK BİR MESLEK OLARAK GÖRÜLMELİ"

Günün ekonomik koşullarında çiftçinin uzun süre maliyet altında ezildiğini ve ancak çok kısıtlı dönemlerde nefes alabildiğini ifade eden Barut, sözlerini şöyle tamamladı: “Şu anda günlük konjonktürde hemen hemen çiftçi hiçbir tarım ürününden para kazanamıyor. Daha yeni sadece muz gibi spesifik bitkilerde o da 15 gün 20 gün öncesine kadar maliyetlerin altında kalıyordu. Bugün 55 liralara oturdu ama daha yeni para kazanmaya başladı. Şu var; herkes tarım arazilerini plansız bir şekilde diktiğinde çiftçi ne yazık ki bu konuda mutsuz. Yani Türkiye'deki en büyük problemlerden biri çiftçiliğin bir meslek grubu olarak görülmemesi. Yani normal bir memur ticaret yapması yasakken ama ne yazık ki bahçe dikmesine izin verilebiliyor. Bununla alakalı her yerinde plansız bir şekilde dikilmesi çiftçileri rahatsız ediyor. Özellikle sadece çiftçilikten gelir sağlayan grubu rahatsız ediyor.”



Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA