3 Ekim’de yapılacak Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Meslek Komiteleri seçimleri; yalnızca yeni yönetimlerin belirleneceği bir seçim olmanın ötesinde, MTSO’nun gelecekte nasıl bir kimliğe sahip olacağı tartışmasını da beraberinde getiriyor. Geçmiş seçimlerde yaşanan sert rekabet ve gerilimlerin ardından bu kez Oda, Başkanı Hakan Sefa Çakır’ın tutuklu bulunduğu olağanüstü bir süreçte sandığa gidiyor. Çakır’ın soruşturma kapsamında tutuklanmasının ardından seçim sürecinde kulisler hareketlenirken, adaylık ve yönetim dengeleri de yeniden tartışılmaya başlandı. MTSO’nun önceki dönem başkanı Ayhan Kızıltan ile seçimleri, Çakır’ın durumunu, geçmişte yaşanan mücadeleleri ve odanın geleceğini konuştuk.
BAHA SADIK AKINER
“MTSO’NUN İTİBARI KORUNMALI”
Sayın Kızıltan, 3 Ekim’de MTSO’da yeniden bir seçim atmosferi yaşanacak. Ancak bu kez önceki seçimlerden farklı olarak Oda Başkanı Hakan Sefa Çakır tutuklu bulunuyor. Sizce MTSO böylesine olağanüstü bir süreçte seçime giderken nasıl bir sınav veriyor?
MTSO’nun nasıl sınav verdiğinden çok seçimlerde oy verecek olan MTSO üyeleri, seçimlere katılanlar ve seçimlere etki etmeye çalışan çeşitli yapılar ne yapıyor ona bakmak lazım. Burada sınavın sorumluluğu MTSO üyesi olan tüm firmalardadır. Benim dönemimde 5 yıl süreyle MTSO’nun itibarını çok yüksek düzeylere çıkartmıştık. Türkiye çapında her konuda fikri alınan, yürüttüğü ve ortaya koyduğu projelerle, ortaya koyduğu tavırla tüm kesimlerin takdirini kazanmış bir MTSO oluşmuştu. Ne yazık ki, seçim ortamına girince bu itibarı hep birlikte yerle bir ettik. Yine seçim ortamındayız yine aynı tavırlar; bu kez daha da üzücü tutumlarla karşı karşıyayız. MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır tutuklandı diye üzülmüş gibi yapıp, arkadan ellerini ovalayarak “Bana gün doğdu” diyenler var. Üzücü bir durum.
“GEÇMİŞTEN DERS ÇIKARILMALI”
Önceki MTSO seçimlerinde oldukça sert tartışmalar, kavgalar ve ciddi bir mücadele yaşanmıştı. Bugünden geriye baktığınızda, o seçim atmosferinin MTSO’ya ve Mersin iş dünyasına bıraktığı en önemli ders sizce nedir? Aynı gerilimlerin yeniden yaşanmaması için neler yapılmalı?
En önemli dersi ya da dersleri söyleyeyim ama kimse derse, derslere aldırmıyor ki… Gene aynı yöntemlerle, hırsla, öfkeyle, hıyanetle hassas değerlerimizi de kullanarak saldırıyorlar birbirlerine. Kimse oraya neden seçilmek istediğini bilmiyor; orada bir kale var ele geçirip biz oturalım duygusuna kapılmış koşturuyor. MTSO, Mersin’in köklü bir geçmişi ve köklü gelenekleri olan bir kurumudur. Ne yazık ki; her seçim döneminde burayı ele geçirilecek bir yapı olarak çeşitli gruplar köklü gelenek, etik değerler falan düşünmeden oradaki koltukları zapt etmek için kıyasıya bir savaş içine girerler. İnsanları ihanet etmeye zorlarlar. Bu seçim dönemlerinde en içime sindiremediğim konu nedir diye sorarsanız; aidat borcu olan MTSO üyeleri ile aidat borçlarını ödemek karşılığında oylarının talep edilmesidir. Bu durum resmen üyelerin özgür iradesinin sakatlanmasıdır. Aidat borcu karşılığı oy devşirme yöntemi hâlâ gündemdeymiş duyduğuma göre. Burada ispata gerek yok, çünkü birçok ödeme kredi kartlarıyla yapılıyor. Banka kayıtları incelendiğinde her şey açıkça ortaya çıkar.
“ÇAKIR İÇİN NE HİSSEDİYORSUNUZ?”
Başkanlığınız döneminde birlikte çalıştığınız, daha sonra görevi devrettiğiniz Hakan Sefa Çakır’ın tutuklanması konusunda kamuoyuna oldukça açık bir destek verdiniz. Bir önceki başkan olarak bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu durumun sizi bir insan ve eski oda başkanı olarak en çok etkileyen tarafı nedir?
Hakan Sefa Çakır'a güveniyorum. Bugün bunu söylemek önemlidir. İnsanlara yalnız işler yolunda giderken güvenilmez. Güven, asıl zor zamanlarda anlam kazanır. Bugün MTSO Yönetim Kurulu Başkanı olan Hakan Sefa Çakır'ı uzun yıllardır tanıyorum. Birlikte çalıştık. Aynı masalarda oturduk. Zor zamanları, karar anlarını ve sorumluluk üstlenilmesi gereken dönemleri birlikte yaşadık. Görüş ayrılıklarından dolayı çatıştığımız dönemler de oldu; Hakan Sefa Çakır doğru bildiğinden şaşmayan ve doğru bildiğini savunan bir insandı. Bu nedenle Hakan Sefa Çakır hakkındaki düşüncem yalnızca uzaktan oluşmuş bir kanaat değildir. Yıllara dayanan kişisel tanışıklığımın ve birlikte çalışma deneyimimin sonucudur. Ben tanıdığım, birlikte çalıştığım Hakan Sefa Çakır'a duyduğum güveni, hakkında bir soruşturma yürütülüyor diye bir anda yok sayamam. Ancak bu güvenimin başka, yargısal sürecin başka bir şey olduğunun da altını özellikle çiziyorum. Öncelikle şunu söyleyebilirim: Hakan Sefa Çakır’ın seçime çok az bir süre kaldığı bu süreçte tutuklanması MTSO çevrelerinde biraz endişe yarattı. Kişisel web sitemde bu konuyu irdeleyen iki yazım oldu. Birinin başlığı “Mersin’in En Önemli Gündemi: MTSO”, diğerinin başlığı ise “Tarladan Rafa: Yaş Sebze ve Meyvede Fiyatın Gerçek Yolculuğu.”
“ODA, KİMİN ODASI?”
MTSO, uzun yıllardır Mersin ekonomisinin en önemli kurumlarından biri. Sizce bugün Oda’nın asıl sahibi kimdir? Başkan mı, yönetim mi, meslek komiteleri mi, yoksa bütün üyeler mi? MTSO’nun üyelerinde “Bu oda benim odam” duygusunu yeniden güçlendirmek için ne yapılmalı?
MTSO yalnızca orada koltuklarda oturanların, seçimlere girenlerin değil; tüm üyelerin kurumudur. MTSO’nun 3. katına çıkın bakın, orada geçmişte görev yapan oda başkanlarının resimleri var. Onlarca başkan gelmiş geçmiş. Asıl olan üyelerdir ve Mersin’dir. Yani MTSO’nun sahibi tüm üyeleridir. MTSO’yu ancak karakteri yüksek, çıkar gütmeyen, eğitimli, özü sözü bir olan liyakat sahibi insanların yönetmesi gerekiyor. Bu da tüm MTSO üyelerinin oylarına bakar. MTSO üyeleri; MTSO’nun sahibi sizsiniz, MTSO’ya sahip çıkın. Bu konuda da çok makalelerim var kişisel web sitemde; “MTSO’yu İçeriden ve Dışarıdan Görmek” başlıklı 2 yazılık dizi, merak edenler okuyabilir.
“KİŞİLER DEĞİL, KURUM”
Seçim dönemlerinde zaman zaman kişilerin ve grupların, kurumun önüne geçtiği eleştirileri yapılıyor. Sizce MTSO’da kişisel ilişkiler, dostluklar ve gruplaşmalar mı belirleyici olmalı; yoksa liyakat, proje ve vizyon mu? Bir başkanın ve yönetimin görev süresi sona erdiğinde geride bırakması gereken en önemli miras sizce nedir? Siz görevden ayrıldığınızda geriye nasıl bir miras bıraktığınızı düşünüyorsunuz?
Kurumun önüne kimse geçemez; ancak kurumun başına geçip öne geçmek isteyenler olabilir. Çok para kazanmış olabilirsin ama bu demek değildir ki, en zengin olan bu odayı yönetsin. MTSO’da genellikle kişisel ilişkiler, belirli konularda gruplaşmalar ve çıkar ilişkileri belirleyici oluyor. Bugüne kadar hiç gördünüz mü projelerle ortaya çıkan adaylar? Meclise girip de 4 yıl boyunca Meclis kürsüsünden konuşmayan üyeler var. Geride ben ekibimle birlikte itibarlı, kurumuna aidiyet duygusu yüksek profesyonellere sahip üreten bir kurum bıraktım. En önemlisi de ben bu koltuğa oturduğumda neysem, o koltuktan kalktığımda da aynıyım. Bunu da Mersin’de dolaşırken hissediyorum; hemşerilerimiz tavırlarıyla gösteriyor bunu. Bana bu denli güvenip seven hemşerilerime de teşekkür ederim.
“SİYASETLE MESAFE”
MTSO’nun siyasetle ilişkisi de geçmişten bugüne tartışılan konulardan biri. Bir oda başkanı kentin sorunlarını çözmek için siyasetçilerle yakın çalışmak zorunda. Ancak bu ilişki hangi noktada kurumsal bağımsızlığı zedelemeye başlar? MTSO siyasetin neresinde, Mersin’in neresinde durmalı?
Ben hep MTSO’yu siyasetçilere ve Mersin’i yönetenlere yön veren bir kurum olarak gördüm. Başlıca görevimin iş dünyasının sorunlarının çözülüp önlerinin açılması olarak gördüm ve hem ekonomik hem de teknolojik açıdan gelişmeleri için çabaladım. MTSO başkanı olarak gerek ulusal gerek yerel basın ve medyaya demeçler verdim. Başlarda sorunları ortaya koyunca muhalefet yapmakla suçladı bazıları. Bazen de hükûmetin yararlı bulduğum uygulamalarına destek verdim. Bu kez de iktidara yaklaşmakla eleştirildim. Ben de hep şunu söyledim: Bir Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı’nın söylediği hiçbir şey siyasi olarak algılanamaz. Ben tabandan gelen sorunları, eleştirileri, önerileri, övgüleri ortaya koyuyorum. Tabi benim felsefem zamanla anlaşıldı.
“MERSİN’İN BEKLENTİSİ”
Mersin’in tarımdan sanayiye, ihracattan lojistiğe, turizmden istihdama kadar çok ciddi ekonomik sorunları var. Sizce yeni dönemde MTSO yönetiminin öncelik sıralamasında hangi konular mutlaka ilk sıralarda yer almalı? Odanın Mersin ekonomisine dokunan daha güçlü bir aktör olması için hangi adımlar atılmalı?
MTSO’da oluşacak yeni Meclis ve Yönetim Kurulu umarım liyakatli insanlardan oluşur. Yurt dışı gezileri, silah ruhsatı, önemli insanlarla fotoğraflar çektirme, özel işlerini takip ettirme gibi konulardan sıyrılıp sektörler için gelişme planları yapan, sorunları çözen, sektör üyeleri ile kucaklaşan, görüşen bir yapı istiyor üyeler. Mersin’in lokomotifi olan sektörler var. Taşımacılık, inşaat, tarım, sanayi, turizm gibi... Bu sektörlerle ilgili stratejiler geliştirilmeli. Bu sektörlerin temsiliyetinde üst düzey liyakat aramalı sektör üyeleri bence. Yani kısaca; MTSO üyelerine seçimlerde oy istemek için gidildiğinde “Oda bana ne veriyor ki” sözüyle karşılaşmamak için MTSO uygulamaya konabilir projeler üretmeli.
“SEÇİM BİTER, MERSİN KALIR”
Son olarak 3 Ekim’de sandığa gidecek MTSO üyelerine ve seçim yarışına girecek adaylara ne söylemek istersiniz? Yıllarca bu kurumun başkanlığını yapmış biri olarak; bugün MTSO’ya baktığınızda içinizde bir özlem, bir kırgınlık ya da “Şöyle olmalıydı” dediğiniz bir şey var mı?
Adaylar seçimden önce bir aynaya bakıp “Ben ne için aday oldum?” deyip kendilerine sorsunlar, ama doğru yanıtı da versinler. Tabii bir özlem ve kırgınlık var; yapamadıklarımı yapabileceğim bir dört yıl vardı önümde ama çeşitli yapılar bir araya gelip bu dört yılımı çaldılar. Bu yapıların içinde yer alıp benim indirilmeme sinsice destek verenlere kırgınlığım büyük. Ben bunlardan birine veda ziyaretimde söyledim: Beni Mersin gündeminden düşüremezsiniz! Soruyorum şimdi Mersin halkına düşürebildiler mi?
|