Bütün gece yazmak için ilham perisini bekledim. Oturdum, kalktım, dolaştım, amuda kalktım ıh mıh.
Zihnimi açsın diye arpa suyu içtim. Üzerine ıhlamur kaynattım nafile kere nafile!
Gece bitti, sabah oldu. Fayton fenerine dönmüş kafamın sağına, soluna, kulağımın dibine, burnumun dikine baktım sıfıra sıfır elde var sıfır. Beynimdeki karanlığı dağıtacak ışık yok, sözcük yok, zihnim çöl. Ne yazmalı, nasıl yazmalı, lafa nereden başlamalı?
*
Gazeteye geldim. Yazı işleri toplantısında günlük rutini konuşurken beynimdeki kuraklığı, sahrayı fark eden çalışma arkadaşlarım üç maddelik makale konusu önerdi.
Yazı işleri Müdürümüz Necdet Taş, şöyle buyurdu:
- Yel alsın, sel almasın. Bu bir.
Spor Müdürümüz Hasan Küçük kısa sap bağlama çaldı:
- İktidar olsun, iktidarsız kalmasın. Elde var iki.
“Iraz” kod adlı acar muhabirimiz Raziye Erden Yıldırım boş durur mu? Kahve koydu fincana hemencek:
- Politikacı olsun, politika kokmasın. Etti üç.
Verilmiş sadakam varmış ki sayfalarımızın mimarı Hülya Kunt ile adı farklı, soyadı Öztürkmen olan ‘manevi varlık’ hiç ses etmedi.
Orta yere laf savurup “Peki” dedim, itiraz etmedim. Zira bir büyüğümüzün sözü kaç zamandır kulağıma küpedir:
- Kasaptaki ete soğan doğramam.
İşte bu sebepten “3 N”yi, “Neden? Niçin? Niye?” diye sormayı bırakmıştım. Tereddütsüz, itirazsız “Peki” dedim: Dediğiniz gibi olsun!
*
Bilgisayarı açtım. Ekrana aval aval baktım.
Ne yazmalı? Nasıl yazmalı? Lafa nereden başlamalı?
Var anlat anlatabilirsen hâlini âleme, el âleme!
*
Aklıma düşen ilk sözcükleri hemencek klavyeye döktüm ki devamında gelecek tümcenin yeliyle savrulup gitmesin.
- Yellenmek deyip geçmeyin, ne karizmaları yerle bir etmiştir! Ödev bir…
Dünya ahvaline ve insanlığın hâline baktığımızda görüyoruz ki;
- İktidar gelin gibidir, kendine ortak istemez. Bu da iki…
Politikacılar hakkında ise ne söylememi bekliyorsunuz, hava aldıkça sızlayan bir diş:
- Politikacılar her yerde aynıdır. Nehir olmasa da köprü yapma sözü verir.” Etti üç...
Mission completed.
*
Şimdi geleyim lafın kuyruğunu bağlamaya.
Türk basınının en renkli simalarından, merhum meslek üstadımız Şinasi Nahit Berker şöyle demiş vaktizamanında:
- Bir memleket batarsa uzun laftan batar. Çok konuşanlarla uzun yazanlar bunu deneyip dururlar!
Üstadımız, meslek büyüğümüzün sözü de kulağıma küpedir. Bu sebepten bu kadar cırlamak bana yeter. Müsaadenizle.