Başlarken bir hakkı teslim edeyim: Türkiye Belediyeler Birliği Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer velinimetimizdir.
Allah Reisimize sıhhat afiyet versin. Âmin!
Sahi kuzum, Reis de olmasa nasıl dolduracaktım ben bu aç biilaç gazete köşesini.
*
Mersin’imizin Reisi yine yeniden önüme gollük bir pas yuvarlamış. “Al da at Fenerbahçe’nin ocağını söndüren Mourinho’nun kalesine” der gibi.
Vahap Başkan, bu yıl 6’ncısı düzenlenen “Şinasi Develi Ödülü” töreninde konuşurken “ifade özgürlüğü” vurgusu yapmış.
*
Okudum, anlamadım.
Töreni takip eden, haberi yazan muhabirimiz Raziye Erden Yıldırım’a sordum. Doğruladı. Dudak büktüm (!) Bu bir.
Ajansa baktım, okuduğumu yine anlamadım (!) İki.
Son çare Büyükşehir Basın Bürosu’nun acar şefi, deneyimli meslektaşımız Deniz Kara’yı aradım, gönderdiği basın bülteninden teyit ettim yine yeniden anlamadım (!) Etti üç.
İnat ettim, sözlüğe baktım.
Sözlüklerin anası, babası, kaynatasına başvurdum. Türk Dil Kurumu (TDK) çevrimiçi sözlüğün (sozluk.gov.tr) ıcığını cıcığını çıkarsam da nafile.
Vahap Reis’in işaret ettiği üzere, “ifade özgürlüğü” başlığı altında bir ifade bulamadım baba sözlükte. Dört.
“İfade özgürlüğü” diye bir kavram bulamadım ama “ifade vermek” başlığıyla selamlaştım. Aman diyim, hayatım bayat ekmekten bile bayatken benden uzak olsun! Beş.
Yazalım hemen şunu sinek pislemedik bir yere:
Türkçede “ifade özgürlüğü” yokmuş. Türkçede olmadığına göre, “Türkiye’de var” diyen beyaz yalan söyler (!) Sözlük bağırıyor. Altı.
*
Dönelim madalyonun diğer yüzüne...
Heyhat, madalyonun diğer yüzü de kel!
“İfade özgürlüğü” diye bir tarife yer vermeyen TDK çevrimiçi sözlüğe göre, “basın özgürlüğü” (!) diye bir hak varmış. Yedi.
“Düşünce özgürlüğü”(!) hakkı varmış. Sekiz.
Kim demiş, “Türkiye’de basın özgürlüğü yok” diye (!) Dokuz.
Sahi kuzum, “Türkiye’de düşünce özgürlüğü yok” diye kim söylemiş (!)
Türkçede varsa, Türkiye’de vardır (!) On.
*
Sarardım soldum, talihin elinde oyuncak oldum. Devayı, halamın çeyiz sandığında buldum:
“Ağaoğlu Ahmet Bey’in el yazısı çok karışıkmış, zor okunurmuş. Tan Gazetesi’ne yazdığı yazıdaki bir kelime okunamıyormuş. Mürettipler, musahhihler okuyamamış, yazarlara gösterilmiş onlar da okuyamamış. Sonunda içlerinden en cesaretlisi yazıyı Ağaoğlu’na götürmüş. Ağaoğlu Ahmet yazısındaki okunamayan kelimeye bakmış, bir daha bakmış kendisi de okuyamayınca işin içinden şöyle çıkmış:
- O kelime yoktur!”
*
Vahap Başkan, retorik konuşur. Belagat ustasıdır. Yani etkileyici ve ikna edici konuşma sanatçısıdır.
Şöyle demiş usta:
“Herkes belediye başkanı, milletvekili, hatta günümüzde herkes cumhurbaşkanı olabilir ama sanatçı olmak kolay değil. Bir ülkede demokrasinin gelişmesi, toplumun daha insani bir ortamda yaşamasının sağlanması, bir hukuk devleti olması, insanların ifade özgürlüğünün olması, haksızlıklara karşı gelebilme iradesi gibi konularda topluma öncülük ve liderlik yapanlar sanatçılar, yazarlar ve çizerlerdir.”
Yazdık bunu bir kenara Reis ancak bilesiniz;
Türkçede “ifade özgürlüğü” yoktur. Türkçede olmadığına göre “Türkiye’de var” diyemeyiz(!)
Kim demiş, “Türkiye’de basın özgürlüğü yok” diye (!)
Sahi kuzum, “Türkiye’de düşünce özgürlüğü yok” diye kim söylemiş (!)
Türkçede varsa, Türkiye’de vardır (!)
*
Bitirirken...
Mersin’imizin Reisi retorik konuşur. Belagat ustasıdır. Yani etkileyici ve ikna edici konuşma sanatçısıdır. Ne demek istediğimi anlamıştır. Umarım herkes anlamıştır!
Aç biilaç gazete köşesinde bugünü de kurtardım Tülay. Günü sağ salim bitirdim.
Radyoyu açtım:
“Sisliydi kirpiklerin ve gözlerin yağmurlu
Yorulmuşsun, hakkını almış yılların...”