image Necdet CANARAN
Öküzgözü, boğazkere...



Yazı Tarihi : 17.02.2026
 E-Mail :

 

Yazarımız Yaşar Öztürk’ün bir solukta okuduğum...

Dokuzuncu sayfada yayımladığımız “Silifke Mektubu”, ‘okumamak üzerine’ bina edilmiş, tarihte iz bırakan bir anekdotu hatırlattı bana.

Soframız açık, yakın olan buyursun.

*

Kuş uçar, otomobil uçar ama geçmiş uçup gitmez. Tarih tanıktır olan bitene...

Bir devrin iz bırakan fıkra yazarı ve hiciv ustası Bedii Faik, vaktiyle Falih Rıfkı Atay’la birlikte çıkardığı Dünya gazetesinin sahibi ve başyazarıyken, şarktan, bir meslek grubundan telgraf almış:

- Sizden nefret ediyoruz.

- Yazılarınızı artık okumuyoruz.

- Gazetenizi almaya devam edeceğiz fakat tuvalet kâğıdı olarak kullanmak için.

Bedii Faik, bu telgrafı ertesi gün gazetedeki sütununa taşıyıp, şu yanıtı vermiş:

- Devam edin, devam edin, gün gelir kıçınız başınızdan akıllı olur.

*

 

 

Yaşar Öztürk’ün yazısından anlıyoruz ki Bedii Faik’in öngörüsü gerçek oldu.

Sandalyenizden kaykılıp etrafınıza şöyle bir bakın.

Okumayı küçümseyen...

Gazeteyi limon sarmak için, kese kağıdı, tuvalet kağıdı olarak kullanmayı hüner zanneden ‘kıçı başından akıllı’ zihniyet her yerde.

Kırk tarakta bezi olan...

Her mevzuyu bilen...

Ne dediği anlaşılmayan ‘kıçı başından akıllı’ zihniyet her taşın altında.

Aziz vatanın bütün köşe başları tutulmuş:

Atın, sallayın ablalar, abiler; atın, sallayın yitirilmiş her şey adına. Devran sizindir!

*

Uzun uzadıya anlatmaya gerek görmüyorum.

Yaşar Öztürk yazısında, pimi çekilmiş bir Neyzen Tevfik lafı fırlatmış adeta şarktaki taşlı tarlaya.

Mıh gibi tutuyorum aklımda:

“Şarkta hiçbir şey değişmez.” demişti Neyzen Tevfik.

Ne değişti?

*

 

Yeteri kadar cırladığım yazıyı şuracıkta bitireyim.

Mevsim geçişi midir nedendir?

Beş eşek yükü odun taşımış kadar yorgunum şu sıralar.

Vakti saati gelince hep hatırlatırım:

“Dalgalarla boğuşmaktan yorgun düşmüş bir gemiyim, bir limana ihtiyacım var sığınacak” demişti Sadri Baba, Sadri Alışık.

Belki kısa bir mola alır hayatın, yorgunluğun yükünü.

Çoktandır seslendiriyordum, nakarata devam edeyim: Gazeteciliği, köşe yazarlığını bırakıp poyrazı kırbaç gibi acıtan Silifke’de ‘gezen horoz’ mu beslesem acaba?

Sabahları Halk Kitabevi’nde, sevgili dost Yaşar Öztürk ile sohbet edip kahve mi höpürdetsem mesela…

Sonra, çok sonra…

Batarken ufuktan akşam güneşi, Taşucu Amfora Müzesi’nin terasında dinlenmiş bir öküzgözü, boğazkere alsa beni.


  YORUM YAZ
 
Adınız Soyadınız
 
Yorumunuz
 
 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA