image Necdet CANARAN
İKİSİ KIZLARIM, İKİSİ SEN



Yazı Tarihi : 22.02.2026
 E-Mail :

 

Bizim memleketin yurttaşı dilsiz olur.

Konuşkanı pek yoktur. Kendi dünyasındadır. Bal yapmaz arı gibi dıkırdanıp durur.

Bugünü iç hesaplaşma, dıkırdanma günü ilan ettim kendime.

Şu sebeple, zira, çünkü: Gönlüm dört mevsim.

*

Ne varsa her şey hatırımda. Sanki daha dünmüş gibi.

İlkokulda önce Nalan’a sonra Neslihan’a; muhitimizde sütçünün kızına “âşık” oldum.

Seneler geçti, kaç leylim bahar…

Yanlış yaşanıp giden, “ziyan zebil” gençlik yıllarının ardından...

Bir akşamsefasıydı. “Borç yiğidin kamçısıydı” bahis konusu.

“Borç yiğidi bozar” dediydi en büyükten bir küçük büyüğüm. Bana gözlerini belerten en büyüğüm, küçük büyüğüme arka çıktıydı:“Vatan borcudur, namus borcudur; öde, kurtul!”

Asker oldum. Boyun borcumdu, gönül borcumdu. Borcu ödedim. Kışladan dehlediler…

*

Sanki daha dünmüş gibi…

Serseri martılar gibi uçuştuğum günlerdi...

Sürekli, hep, paso“âşık” oluyordum.

Tekrar, bir daha, yeni baştan, yine yeniden…

Hep saklambaç oynadım, hep kaybettim.

Nihayetinde salya sümük ağlattılar: Al mektuplarını, ver resimlerimi!

Kırılmıştı kalbim.

Hava rüzgârlıydı.

Üsküdar’dı.

Mevsim hazandı.

*

İnsanın başına ne zaman, ne geleceği belli olmuyor.

“Sil baştan” yaptığım seneydi…

Mevsim sonbahardı. Gönlüm bir ahu gözlüye takıldı, “damat” oldum.

Mevsim yazdı. Haziran sabahıydı, “Baba” oldum.

Bir bardak soğuk su içirdiler...

Mevsim bahardı. Aylardan nisandı. Yine baba oldum.

Buzlu sürahiden bir bardak soğuk su içirdiler...

Tabii ki ‘sek’, illaki ‘sek’. Hastane ortamında su ‘sek’ içilir!

*

Seneler geçti, kaç leylim bahar…

Sayısını unuttum.

Kaç kez “sanık” oldum?

Hep sivri dilimden, hep meslek icabı...

Adresimdi adliye koridorları, mübaşirler sırdaşım.

*

Sanki daha dünmüş gibi...

“İşin yoksa şahit ol, paran çoksa kefil ol” derler hani… 

İşim çoktu şahit, param yoktu kefil oldum.

Neden sonra ah edip inledim: Susadım çeşmeye varmaz olaydım, müteselsil kefil olmaz olaydım!

*

Ne varsa her şey hatırımda. Sanki daha dünmüş gibi...

“Nikâhta keramet vardırdediler “şahit” oldum.

Yaşadığım hayat bayat ekmekten de bayatken “kirve”ydim.

*

Hayat “sende durmam diyor, yüzüme höykürüp duruyor.

Haykırıp, yırtınıp, höykürüp durma hayat!

Kulağım sağır mikrofon.

Ben de biliyorum gezginci ruhum bir gün ‘paydos’ diyecek: Adios!

Vakti saati gelene kadar beni benimle bırak ne olur.

Şu sebeple, zira, çünkü:

“Gitmek mi yitmektir, kalmak mı?” artık bilmiyorum.

Nerede o mis gibi leylaklar?” inan ki bilmiyorum.

*

Ne varsa her şey hatırımda. Sanki daha dünmüş gibi.

Haykırıp, yırtınıp, höykürüp durma hayat!

Kulağım sağır mikrofon.

Beni benimle bırak.

Müsaadenle akşamın alacası çöktüğünde dağılmak istiyorum.

Paydos, adios.

*

E, sonra!

Yazı bitti Tülay.

E, sonra!

Bilirsin,

Kafam rüzgârlı, gönlüm ‘dört mevsim’ken dört kadın severim ben;

İkisi kızlarım,

İkisi sen.

Mevsim kıştır.


  YORUM YAZ
 
Adınız Soyadınız
 
Yorumunuz
 
 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA