Sorup duruyorlar:
- Şeyi yazmamışsın?
Sorup duruyorum:
- Hangi şeyi?
Şöyle diyorlar:
- Şeyi... Şey işte!
Şey şey bakıyorum.
Şey şey bakıyorlar.
*
Dün ne şey yazdıysam bugün de aynı şeyi yazıyorum.
Dün ne şey söylediysem bugün de aynı şeyi söylüyorum.
Dünden bugüne köprü olması gayesiyle ‘şöyle bir şey’ diyorum:
Şehirlerin bombalanmasını, yanmasını, masum sivillerin ölmesini izliyoruz televizyon ekranlarından günlerdir.
Güvercin yağarcasına,
Yağmur çiselercesine,
Sokakta, evde, sığınakta, televizyon binasında, şurada burada bombalar altında masum siviller öldürülüyor, yaşamdan göçüp gidiyor canlar…
Göğsüme kara saplı bir bıçak saplanıyor.
Sözüm sanadır, feryadı duyar da duymaz âdem evladı!
Sözüm sanadır, dünya yansa hasırı yanmaz fâni!
Sözüm sanadır, insan kere insan, sözüm sanadır!
Aha buraya ‘şöyle bir şey’ yazıyorum:
- Bugün İran’a, Lübnan’a.
- Yarın sana!
- Bu arsız ve küstah...
- Bu hukuk tanımaz…
- Katil Netanyahu ve derya ötesi eşkıyaya tepkisiz kaldıkça yarın sana!
- Kör, kör parmağım gözüne: Yarın sana!
*
Dem çöktü yüreğime…
Bağır bağır bağırıyorum:
- ‘Bibi’ katil!
- Binyamin katil!
- Netanyahu katil!