Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir okulda yaşanan silahlı saldırının ardından Kahramanmaraş’ta da bir okulda silahlı saldırı düzenlendi. Bir öğrencinin gerçekleştirdiği saldırıda 9 kişi hayatını kaybetti, 13 kişi yaralandı. Bu haberler, günlerce ekranlarda döndü, sokakta konuşuldu, yurtdışında yankı buldu. Ama asıl etkisi, anne babaların zihninde, yüreğinde yankılandı.
***
Şanlıurfa’daki olayın ilk günü gazetede haberi okuduk. Siverek detayı dikkatimi çekmemişti. Akşam ailece otururken konu yeniden açıldı. Haberi tekrar okuyunca bir anda fark ettim: Siverek… Abim orada öğretmendi. O an içime düşen korkuyu tarif etmek zor. Annem hemen telefona sarıldı. Abimin görev yaptığı okul olmadığını öğrenince bir nebze rahatladık. Ama bu nasıl bir duyguydu? Sevinelim mi, üzülelim mi? 70 yaşındaki bir annenin, 44 yaşındaki oğluna bir şey olur korkusuyla ağladığı bir ülkede yaşıyoruz.
***
Ertesi gün Kahramanmaraş’tan gelen haberle sarsıldık. Olayın detayları geldikçe tablo ağırlaştı. Ölü sayısı arttı. Panik içindeki insanlar, evlatları için koşan aileler, korkuyla kaçan çocuklar… Sanki bir kâbusun içindeydik.
***
O gün kızımı okula göndermeme kararı aldım. Çünkü okulda güvenlik yoktu. “Ya devamı gelirse?” diye düşündüm. Onu göndermemek dışında yapabileceğim hiçbir şey yoktu. Günlerce kaygıyla yaşadım. Haberleri takip ettim. Cenaze törenlerinde o küçücük tabutları, ailelerin haykırışlarını gördüm. Bir an için “kızım okumasın” diye düşündüm. “Yeter ki sağ olsun” dedim. Ama bunun da bir çözüm olmadığını biliyordum.
***
Pazar günü öğretmenden veli grubuna mesaj geldi, “Okul kapısında güvenlik olacak” denildi. Pazartesi günü kızımı anneannesiyle okula gönderdim. Anneme özellikle söyledim; “Güvenlik yoksa geri getir.” Bir nebze içimiz rahat etsin istedik. Annem aradı, “Güvenlik var” dedi. Ama ardından ekledi: “Üst araması yok.”
İşte o an aklıma Kahramanmaraş’taki olay geldi. Olayı gerçekleştiren çocuğun silahları çantayla okula soktuğu gerçeği… Bu bana göre yeterli bir önlem değildi.
***
Daha önce kızımla oturup konuştum. Böyle bir durumla karşılaşırsa ne yapması gerektiğini anlatmaya çalıştım. Ama bu bir çocuğun taşıması gereken bir yük mü? Daha 2. sınıfa giden çocuklar bunlar. Nitekim o gün eve geldiğinde çok huzursuzdu. Sınıf arkadaşlarından biri gün boyu “korkuyorum” diye ağlamış. O korku diğer çocuklara da geçmişti. Çocuklar artık sadece ders değil, kaygı da öğreniyor.
***
Okullar, en güvenli olması gereken yerlerdir. Eğitim küçük yaşta başlar. Öğretmenler geleceğin bireylerini yetiştirir. Nesiller okullarda şekillenir. Bir ülkeyi korumak istiyorsak, önce okulları korumak zorundayız. Artık açıkça söylemek gerekiyor: Okullarda alınan güvenlik önlemleri göstermelik olmamalı. Gerçek, etkili ve denetlenebilir olmalı. Sadece kapıya bir görevli koymakla bu iş çözülmez.
***
Bunun yanında, çocuklara küçük yaşlardan itibaren saygı, sevgi ve ahlak değerleri daha güçlü şekilde öğretilmeli. Veliler olarak öğretmenlerin ne kadar kıymetli olduğunu çocuklarımıza anlatmalıyız. Her olayda öğretmenin karşısına dikilen değil, birlikte çözüm arayan bir anlayış geliştirmeliyiz.
***
Çünkü mesele sadece güvenlik değil…
Mesele, nasıl bir nesil yetiştirdiğimiz.