image Baha Sadık AKINER
BİR ASIRLIK HİKÂYE, MTB…



Yazı Tarihi : 17.06.2026
 E-Mail : akinerbahasadik@gmail.com

 

Bazı kişiler vardır; özeldir. Baha’nelere ne gerek; ruhumuzda iz bırakır. Çevresindekilere hayatın en büyük lütuflarındandır aynı zamanda. Yok yok; kastım bir aile ferdi ya da hayatımızın aşkı veya yoldaş dediğimiz çok yakın bir dost değil. Onlar zaten karşılıksız sevgiyi, güveni ve sadakati temsil ederler başlı başına. Onları özel kılan şey, bizimle aynı havayı solumaları değil; ruhumuza dokunma, bizi kusurlarımızla kabul edip en iyi versiyonumuzu ortaya çıkarma yetenekleri ya…

 

En iyi versiyonumuzu ortaya çıkarma çabası. Bu çaba, iyi insanlar için hiçbir zaman bitmez dostlar. Bu da başka bir yazı konusu aslında…

 

Benim kastım; aileden olmayan ama aileden gibi hissettiğimiz, siması beliriverdiğinde zihnimizde yüreğimizi bir anda kaplayan sıcaklıkla birlikte çehremizi istemsiz bir şekilde tebessüm ettiren, en değerli duygumuzu-sevgimizi verdiğimiz o özel insan, o özel insanlar…

 

O özel insanlar ne kadar varsa hayatımızda; hayat fırtınalarımızda sığındığımız bir liman, sevincimizi katlayan bir yoldaş, varlıklarıyla dünyamızı aydınlatan, yokluklarında bile bıraktıkları derin izlerle bize rehberlik etmeye devam eden, arada kurulan bağın zamana ve mekâna meydan okuduğu, yıllar geçse ve mesafeler artsa bile o bağın asla kopmayacağı o özel insanlar işte, ne kadar varsa hayatımızda o kadar “kendini güvende” hissettiren…

 

O özel insanlarla yaşanılan her an da aslında bir hediye şu hayat fanusunda. İşte bir önceki günün akşamı da o özel insanlarla zamanın ve mekânın ötesine geçen bir anlar toplamı yaşadık. Çünkü an biriktirir, anı biriktirir insan ve anlar toplamıdır yaşam…

 

Yaşam dostlar, “laf aramızda” sıradan günlerin ve rutinlerin toplamı gibi görünse de bazı anlar gelir ki zamanın akışını durdurur. İnsan hafızası, sıradanlığı unutmaya meyillidir aslında; ancak bazı anlar vardır ki, takvim yaprakları solsa bile zihnimizin en parlak köşesinde pırıl pırıl parıldamaya devam eder. İşte 16 Haziran Salı akşamı da tüm anlar toplamınca, benim adıma solgun takvim yaprakları arasında ışıldamaya devam edecek ömrüm boyunca…

 

Dedim ya dostlar; ömrümüz boyunca yollarımızın kesiştiği milyarlarca insan arasından öyle bazıları vardır ki, hayatımıza sadece misafir olmakla kalmayıp, ruhumuza ve yüreğimize dokunurlar olabildiğince naiflikleriyle. İşte onlardan ikisi; Abdullah Özdemir ve Ercan Güneş…

 

Birisi, dün 100. yaşını bir balo ile kutlayan Mersin Ticaret Borsası’nın başkanı, diğeri de Borsa’nın basın danışmanı. Ünvanlara ne gerek! İkisi de insan önce…

 

Her şeyden önce insan olmak; ünvanlardan, kimliklerden ve tüm dünyevi hırslardan sıyrılıp sadece vicdanla, sevgiyle ve samimiyetle var olmak aynı zamanda. İnsana şiir yazdıracak kadar hayatın karmaşasında özümüzü, merhametimizi ve insani değerlerimizi korumayı hatırlatan. Buyurun dostlar; anlık yüreğimden kopup gelen, itinayla damıtılan satırlardan geriye kalan şiirim. Bir de başlık koyalım dilerseniz: “Her Şeyden Önce İnsan”

 

“Bırak kalsın bir kenarda ünvanlar, makamlar,
Göz kamaştıran o pullar, sahte ihtişamlar.
Zaman akıp giderken avuçlarımızın arasından,
Geriye sadece kalpte biriken o saf sevgi kalır…

 

Yık duvarlarını nefretin, öfkenin ve kibrin,
Bir çocuğun gülüşünde gizlidir gerçeğin.
Hangi dilde susarsan sus, acının rengi birdir,
Yaralı bir yüreğe dokunmak en büyük şiirdir…

 

Ne köklerin önemi var ne bastığın toprağın,
Yeter ki dökülmesin dalından merhamet yaprağın.
Şu fani dünyada göçüp gitmeden tek bir an,
Unutma ey gönül; her şeyden önce, sadece, insan…”

 

*****

 

Her şeyden önce, sadece, insan olan kişiler sarsın her yanınızı. İşte o kişilerin davetiyle ömrüm boyunca yüreğimde iz bırakacak anlar toplamını yaşadım salı gecesi. Mersin Ticaret Borsası, 100. yılını bir balo ile kutladı. Derler ya hani; “Ben de oradaydım” diye. Ben de oradaydım işte…

 

100. yılı(nı) kutlamak, özellikle kurum ve kuruluşların 100. yıl dönümleri, yalnızca zamanın geçişini simgelemekle kalmaz; köklü bir mirasın, dayanıklılığın ve geleceğe duyulan güvenin en büyük kanıtıdır. Bir asırlık bu başarı hikâyesi, kurumsal aidiyeti pekiştirir, yenilikçi vizyonu taçlandırır ve markanın toplumsal değerini artırır.

 

100 yıllık bir geçmiş, kurumsal hafızanın ve sarsılmaz bir güvenin en büyük kanıtıdır. Bir asrı geride bırakan kurumlar; kriz dönemlerini atlatma becerileri, değişen pazar koşullarına adaptasyon yetenekleri ve kriz yönetimi konusundaki ustalıklarıyla kendilerini kanıtlarlar. Paydaşlar, müşteriler ve çalışanlar için bu köklü geçmiş, istikrarın ve kalıcılığın değişmez bir simgesidir.

 

100. yıl kutlamaları mühimdir dedim ya; kurum içinde bir aidiyet duygusu yaratır öncelikle. Geçmişten bugüne kurumun başarısında emeği geçen tüm çalışanları-üyeleri onurlandırmak, takım ruhunu zirveye taşır. Şirket içi etkinlikler, özel ödül törenleri ve kurum tarihini anlatan yayınlar, çalışanların bu büyük hikâyenin bir parçası olduklarını hissetmelerini sağlar. Baloda bunların hepsini yaşadık. Yaşattı o iki güzel insan; Abdullah Özdemir ve Ercan Güneş…

 

100 yılı devirmek, aynı zamanda yeni bir yüz yılın da başlaması anlamına gelir. 100. yıl dönümleri; bitiş değil, yepyeni ve daha güçlü bir başlangıçtır. Bunu Cumhuriyet’imizin 110. Yılını devirdiğimizde gururla yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz.

 

Geçmişin mirasını onurlandırırken, geleceğin getirdiği yeniliklere kucak açan kurumlar, sürdürülebilir başarılarını bir asır daha devam ettirme potansiyeline sahiptir. 100 yıllık bir çınar olmak, dünü unutmadan yarını şekillendirmektir.

 

*****

 

İşte 100 yılı deviren Mersin Ticaret Borsası, 20 Eylül 1926 tarihinde kurulmuş. Dokuz kişilik bir müteşebbis heyetinin Ticaret Bakanlığına başvurup gerekli izinleri almasıyla resmiyet kazanan kurum, ilk olarak "Mersin Ticaret ve Zahire Borsası" adıyla şimdiki Mersin Oteli'nin yerinde bulunan Ticaret Odası binasının giriş katında faaliyetlerine başlamış.

 

Türkiye'de resmi anlamda ilk ticaret borsasının 1892 yılında kurulan İzmir Ticaret Borsası olduğunu belirtmek isterim. Hani “Gavur İzmir” derler ya, memleketim, doğduğum topraklar, güzel İzmir; birçok yönüyle öncülük etmiş ülkemize. 1913 yılında kurulan Adana Ticaret Borsası’nın ardından 1924 yılında kurulan Giresun Ticaret Borsası, Cumhuriyet döneminin ilk ticaret borsası olma özelliğini taşıyor. Fındık ve diğer tarım ürünlerinin ticareti için açılan borsanın ardından Atatürk’ün emriyle 1926 yılında üst üste 4 ticaret borsası açılır Türkiye’de. Bunların ikisi Mersin’de…

 

Cumhuriyet'in ilk yıllarında tarımsal ticareti kayıt altına almak amacıyla sırasıyla; 3 Haziran 1926’da Trabzon Ticaret Borsası, 9 Ağustos 1926 tarihinde "Ticaret ve Zahire Borsası" adıyla kurulan Tekirdağ Ticaret Borsası ve Türkiye’nin kronolojik anlamda 5. ticaret borsası olan Mersin Ticaret Borsası, 20 Eylül 1926 Pazartesi günü dualarla açılır. Hemen ardından açılan Tarsus Ticaret Borsası ise bir süre faaliyet gösterip kapanır, 1951 yılında yeniden açılır.

 

"Mersin Ticaret ve Zahire Borsası" adıyla faaliyetine başlar ve Çukurova ile Akdeniz bölgesindeki tarımsal ticaretin, özellikle narenciye, bakliyat ve hububat pazarının kayıt altına alınmasında kritik bir rol oynar Mersin Ticaret Borsası; 100 yıldır oynamaya da devam ediyor, edecek…

 

Dilerseniz biraz kuruluş hikâyesine göz atalım…

 

Mersin'de bir borsanın hayata geçirilmesi için ilk adım, Ergirzade Ali Bey başkanlığında ve Şıhmanzade Şükrü Bey başkan yardımcılığında kurulan bir müteşebbis heyetle atılır. Heyetin genişletilmesi amacıyla Ticaret Odası’ndan Taşçızade Hüseyin Bey ve Sadettin Abdulgani Bey de sürece dahil edilerek 9 kişilik resmi bir kurul oluşturulur. Bu heyet, 20 Eylül 1926 tarihinde Ticaret Bakanlığı’ndan gerekli izinleri alır.

 

Borsa, onay aldığı gün şimdiki Mersin Oteli'nin yerinde bulunan Ticaret Odası'nın giriş katında 62 kayıtlı üye ile işlemlerine başlar. İlk kadro; bir genel sekreter (umum katibi), tescil memuru, veznedar, borsa komiseri, takip-muayene memuru ve bir odacıdan oluşur. Mevzuat için ise İzmir Ticaret ve Zahire Borsası'nın yönetmeliği örnek alınır.

 

Borsa, kuruluşundan bu yana kentin gelişimine paralel olarak farklı lokasyonlarda hizmet verir. İlk faaliyetler, şimdiki Mersin Oteli konumundaki binada geçici olarak yürütülür. Borsa’nın ilk kendine ait mülkü, 1943 yılında satın alınan ve bugün Merkez Postanesi koli servisinin bulunduğu yerdeki tarihi Ziya Paşa Oteli binası olur. Binanın zemin katındaki ünlü Ziya Paşa Kahvesi restore edilerek üyelerin sosyal alanı olan "Borsa Kulübü"ne dönüştürülür.

 

Bilindiği üzere, Mersin Ticaret Borsası, bugün Akdeniz ilçesinde, 3 Ocak Mahallesi Turgut Özal Bulvarı (Liman D Kapısı Yanı) adresinde bulunan modern kompleksi içinde hizmetlerini sürdürüyor.

 

Kutlu olsun; Mersin Ticaret Borsası’nın 100. yılı…

 

Kutlu olsun; 31 yıldan bu yana Mersin Ticaret Borsası Başkanlığını başarıyla yapan, güzel insan Abdullah Özdemir…

 

Kutlu olsun; Mersin Ticaret Borsası Basın Danışmanı kıymetli meslek büyüğüm, güzel insan Ercan Güneş…

 

Kutlu olsun; şimdi ve şimdiye dek hizmet üreten tüm Borsa emekçileri, şirketleri, tüm güzel insanlar…

 

Kutlu olsun; Mersin…

 

Yapraklara dallara, yeşillere allara; nice nice yıllara…


  YORUM YAZ
 
Adınız Soyadınız
 
Yorumunuz
 
 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA